Uygulamalarımız appstore googleplay

#Tasarım

TTN TÜRK - Tasarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Perakende Günleri 25. Yılında Sektöre Yön Veriyor Haber

Perakende Günleri 25. Yılında Sektöre Yön Veriyor

Perakende Günleri 2026, bu yıl 25’inci kez kapılarını açtı. 3-4 Haziran’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlik; gıda dışı ve gıda perakendesinden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektörün farklı alanlarından katılımcıları buluşturdu. “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” ana temasıyla düzenlenen Perakende Günleri’nin açılış oturumunda perakende dünyasının önde gelen isimleri; perakendenin dönüşümü, değişen tüketici davranışları, teknolojinin etkisi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Soysal Eğitim ve Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Suat Soysal, Perakende Günleri’nin 25 yıldır sektörün bir araya geldiği önemli platformlardan biri olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: “25 yıllık bir öykü bu. 2001 yılında bin 43 kişinin katılımı ile başlayan fuarımız; konferans, ödüller ve eğlence ile 10 bin 800’ü aşkın sektör yöneticisinin katıldığı Türkiye’nin en büyük platformuna dönüştü. Perakende Günleri’nde başlangıçta AVM’ler ve fiziksel mağaza hizmetleri stantları ağırlıktayken bugün fuarın yüzde 72’sini teknoloji stantları oluşturuyor. Perakende Günleri’nde hep geleceği sergiledik ve yol gösterdik. Şu anda büyük bir gelişme gösteren RFID (Radyo Frekansı ile Tanımlama) teknolojisi, akıllı aynalar bundan tam 21 yıl önce 2005’te Perakende Günleri’nin içindeki fuarda “Future Store” olarak yer aldı. Yurt dışından 35 ülkeden perakendecilerin ve hizmet sağlayıcıların katıldığı Perakende Günleri ülkemiz perakendesinin yurt dışına açılımında büyük rol oynadı.” MediaMarkt Türkiye CEO'su Hulusi Acar ise konuşmasında şunları söyledi; “Teknolojinin hayatımıza getirdiklerine uyum sağlayamayanlar maalesef ortada kalacak. Teknolojiye her zaman yatırım yapan kazanıyor da denemez. Teknoloji müşterinin ihtiyaçlarına uygun kullanılmıyorsa sadece bir maliyetten ibarettir. Müşteriye fayda sağlamayan teknoloji yatırımları çöp oluyor.” Acar, yıllar önce dijital mağazaların fiziki mağazaların yerini alacağının da söylendiğini hatırlatarak, “Mağazacılık yok olmuyor, evrim geçiriyor. Deneyim mağazacılığı önem kazanıyor. Fiziksel mağaza ihtiyacı devam ediyor. Buraya yatırım yapan kazanmaya devam edecek. Bizim için uzun vadede değer yaratmak önemli. Ucuz olmak kolay, vazgeçilmez olmak zor. Doğru ihtiyacı doğru zaman da anlayanlar, müşterinin ihtiyaç duyduğu anda orada olmayı başaranlar, insan ile teknoloji karşı karşıla getirmeyip teknolojiyi en iyi şekilde kullananlar, güven veren, deneyimi stratejinin merkezine alan tüm markalar yaşayacak.” Esas Gayrimenkul COO’su Nevzat Yavan ise oturumda şunları aktardı: “Müşterilerin önemli bir kısmı satın almadan önce yapay zekâya soruyor. Dolayısıyla artık işimizi dikiz aynasından yönetemeyeceğimiz bir döneme girdik. Onun yerine veriyi işleyen, ileriyi tahmin eden bir yol daha önemli hale geliyor. Yapay zekâya yalnızca maliyet azaltmak ya da gelir yaratmak açısından bakmamak gerekiyor; aynı zamanda tüm işleri ölçüp öngörebildiğimiz bir faydası var.” Çin ve Silikon Vadisi Uzmanı, Teknoloji Girişimcisi, Yazar Pascal Coppens ise konuşmasında şunları söyledi: “Biz Batılılar, marka sadakatine, pazarlamaya, değer yaratmaya odaklandık. Fikri içeriden dışarıya olarak yürüttük. Çin’de ise fikir dışarıdan içeriye oldu, müşterilerin kendisi inovasyonu istedi. Çin’deki markalar, müşteriyle birlikte tasarım yaptılar, müşterinin fikirlerini müşteri deneyimine dahil ettiler. Bu da perakende dünyasını epey değiştirdi. Dünyanın geri kalanı Çin için tasarım yapmaya başladı. Şimdi Çin, müşterinin cüzdanına ve davranışına bakmadan müşteriyi eğlendirmeye çalışıyor. Bütün bunlar son 17 yılın sonuçları. Bence bunun sebebi Çin’in kolektif ve dayanışma kültürüyle en yukarıdaki lige ulaşmak istemesinden ileri geliyor. Çin, bu pragmatizmle yükseldi. Biz ise Avrupa’da akıllıca, daha az çalışmak istedik. Fakat fark ettik ki daha fazla çalışmaya başlamazsak Çin’e bağımlı hale geleceğiz. 35 yıl boyunca Çin’e uzaktan baktık, onlarda Facebook yok, Whatsapp yok, ne var ki dedik ama son dönemde süper app’ler oluşturdular. Çin, Silikon vadisine değil özellikle Almanya’ya ve Avrupa’ya baktı. 2030 yılına gelindiğinde dünya inovasyonunun lideri olma hedefiyle ilerledi. Çin’de şu an kurumların yüzde 95’i yapay zekâ kullanıyor. Dünyanın neresinde olursak olalım her şey bir fikirle başlar, sonraki fizibilite süreçleriyle ilerler. Ama Çinliler bunu tersine çevirdi. Rekabetin olduğu alana bakıyorlar, kırmızı okyanusa odaklanıyorlar. Döngünün sonunda inovasyona başlıyorlar. Ama inovasyona geldiklerinde zaten o süre zarfına kadar para kazanmış oluyorlar ve o parayı inovasyon yatırımına kullanabiliyor. Geleneksel endüstrileri dijitalleştirip, yeni endüstrileri de eklemeyi hedefliyorlar.” Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras ise konuşmasında şunları aktardı: “Perakende sektöründe de ister konvansiyonel olun ister e-ticaret yapın, iş dünyasında 5 dk sonra ne olacağını bilmiyorsunuz hem sosyolojik hem ekonomik hem ekolojik. Yapay zekâ ise bunları çözümleyecek.” FİBA CP CEO & Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman ise, şunları söyledi; “Dünyanın krizlerden teknolojik dönüşümlere kadar birçok önemli gelişim yaşadığını görüyoruz. Önemli olan burada fırsatları görebilmek ve doğru zamanda harekete geçebilmek. Bugün fuar alanlarında teknoloji şirketlerinin, yapay zekâ çözümlerinin ve dijitalleşme uygulamalarının ağırlık kazandığını görüyoruz. Bu değişim bize şunu gösteriyor: Geleceğin iş dünyasında teknoloji artık bir seçenek değil, iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası. Ancak dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarını yalnızca teknoloji satın almak olarak değerlendirmemek gerekiyor. Başarı, sahayı yakından takip etmekten, müşteriyi anlamaktan ve doğru kararları yerinde gözlemleyerek verebilmekten geçiyor. Teknoloji, tecrübe ve insan dokunuşuyla birleştiğinde gerçek değer yaratıyor. Fırsatları erken görmek, hızlı karar almak ve uygulamaya geçirmek şirketlerin sürdürülebilir başarısında belirleyici rol oynuyor.” İŞBİR Yatak Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Çavdar ise, şunları söyledi; “Bilimsel araştırmalar bugün bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Toplum olarak hâlâ uykuya hak ettiği önemi vermiyoruz. Yatak sektörü artık yalnızca mobilya veya ev tekstili kategorisinde değerlendirilemez. Bugün konuştuğumuz konu aslında bir sağlık ve yaşam kalitesi meselesidir.” Bu bakış açısıyla hareket ederek kendilerini yalnızca yatak üreten bir marka olarak değil, insanların daha kaliteli bir yaşam sürmesine katkı sağlayan bir yaşam markası olarak konumlandırdıklarını belirten Çavdar, şöyle devam etti; “İnsanlar artık yalnızca bir ürün satın almak istemiyor; kendi yaşam tarzlarına, değerlerine ve ihtiyaçlarına karşılık veren markalar arıyor. Artık mesele sadece kaliteli yatak üretmek değil, insanların daha sağlıklı, daha mutlu ve daha verimli bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacak çözümler sunabilmek. Mağazalarımızın bizim için bir sahne. Müşterilerimizle ilişki ve duygusal bağ kurduğumuz alan.”

Yeni nesil perakende modelini büyüten COMMUNITÉ,  ikinci mağazasıyla Galataport İstanbul’da Haber

Yeni nesil perakende modelini büyüten COMMUNITÉ, ikinci mağazasıyla Galataport İstanbul’da

COMMUNITÉ, Galataport İstanbul’daki yeni mağazasıyla birlikte moda, güzellik, yaşam ve tasarım dünyalarını bir araya getiren yeni bir deneyim alanı sunuyor. Alışverişin ötesine geçen, keşif ve deneyimi merkeze alan bu kurgu, markanın fiziksel deneyim dünyasını bir üst seviyeye taşıyor. Galataport İstanbul G Blok’ta yer alan, 4.300 m² alana sahip dört katlı mağaza, ziyaretçilere farklı kategoriler arasında ilerlerken tek bir mağaza içinde değil, birbirine bağlanan farklı deneyim alanları arasında dolaşıyormuş hissi veriyor. Burada her kategori, kendi içinde bir destinasyon olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, COMMUNITÉ’yi klasik perakende anlayışından uzaklaştırarak yaşayan bir keşif alanına dönüştürüyor. Moda: Kendi dünyasını kuran exclusive markalar COMMUNITÉ Galataport’ta kadın ve erkek moda alanlarında global ölçekte güçlü bir marka seçkisi sunuluyor. Farklı disiplinlerden ve coğrafyalardan markaları bir araya getiren seçki, keşif odaklı bir moda deneyimi oluşturuyor. Kadın kategorisinde; Dries Van Noten, JW Anderson, Simone Rocha ve Ann Demeulemeester gibi markalar kendi estetik evrenlerini yansıtabildikleri alanlarda deneyimlenirken, farklı coğrafyalardan gelen tasarımcılar da bu seçkiye güçlü bir kültürel katman ekliyor. Böylece ürünler yalnızca sergilenmiyor; markaların yaşam tarzı anlatısının bir parçası haline geliyor. Kadın kategorisindeki hazır giyim seçkisine ek olarak, üçüncü katta yalnızca kadın ayakkabı ve çanta kategorilerine odaklanan özel bir alan yer alıyor Mach & Mach, The Jude, Francesco Russo, Neous, Paris Texas ve Repetto; çanta kategorisinde ise Aesther Ekme, Liffner, Mettier, By Far ve Mansur Gavriel gibi markalar öne çıkıyor. Designer bölümünde Yohji Yamamoto, Undercover ve Carven, Simone Rocha, Comme Des Garçons, Dusan, Lanvin, Alberta Faretti gibi markalar tasarım dilini ve zanaatı ön plana çıkıyor. Contemporary alanda Paloma Wool, Soeur ve Gimaguas gibi markalar güncel ve dinamik bir stil dili sunuyor. Yazlık giyim alanında ise Dôen, Posse, Farm Rio ve Ulla Johnson ile gündüzden yaz akşamlarına uzanan renkli bir gardırop deneyimi sağlanıyor. İç giyim ve ev giyimi kategorilerinde, COMMUNITÉ’nin moda yaklaşımını yaşam stiline taşıyan Magniberg, Tekla, Sleeper, Kiki De Montparnasse, Love Stories, Elsa Lingerie ve Tekla gibi markalar seçki arasında yer alıyor. Mücevher alanında ise Sophie Bille Brahe, Spinelli Kilcollin, Yvonne Léon, Seb Brown ve Persee gibi markalar bir arada sunuluyor. Erkek kategorisinde ise Rubinacci, Giuliva Heritage, Saman Amel ve Husbands gibi markalar klasik giyim anlayışını farklı yorumlarla bir araya getirirken; köklü mirası, zanaati ve kaliteyi merkezine alan Purdey, Filson, Mackintosh, Baracuta, Valstar, Finamore, Merz B. Schwanen ve Sunspel gibi markalar da seçkinin karakterini güçlendiriyor. Otantik yaşam tarzını yansıtan Drake's, Fortela, Tela Genova ve Velasca ise bu alanın güçlü yapı taşları arasında yer alıyor. Dries Van Noten, Yohji Yamamoto, Setchu ve Khoki gibi markalar daha avant-garde ve artisanal bir çizgi sunarken; urban ve active alanda Maison Kitsuné, Samsoe Samsoe, Satisfy, ROA, Nanga, 66°North, Hiking Patrol, Norda ve Goldwin gibi markalar dinamik bir yaşam stiline alan açıyor. Güzellik ve wellness: Deneyim odaklı bir yaklaşım COMMUNITÉ’de kozmetik, yalnızca ürün sunumunun ötesine geçerek bir keşif alanına dönüşüyor. Koklamak, denemek ve hissetmek üzerine kurulu bu yapı; niş parfümler, skincare, güneş ürünleri ve clean beauty odaklı markaları kapsayan geniş seçki; bakım odaları, wellness alanı, red light therapy uygulamaları ve masterclass içerikleriyle destekleniyor. Özel parfüm barı ise bağımsız ve niş markaları keşfetmeye alan açarak alışverişi keyifli bir ritüele dönüştürüyor. Türkiye’de ilk kez sunulan Dries Van Noten Beauty, Goop, Holidermie, Eredi Zucca, Susanne Kaufmann ve Skin Design London gibi markalar, modern bakım anlayışını estetik ve bilimle buluştururken; Vyrao ile birlikte bu seçkiye yeni ve özgün bir soluk katıyor. Bu dünyaya eşlik eden Creed, Maison Francis Kurkdjian, La Prairie, La Mer, Loewe Perfumes ve Clive Christian gibi sektörün güçlü referans markaları ise seçkiyi tamamlayarak ayrıcalıklı bir güzellik deneyimi sunuyor. Ev ve yaşam: Tasarım ile sanat arasında Ev ve yaşam alanında ürünler, dekor objesinden çok koleksiyon değeri taşıyan tasarım parçaları olarak konumlanıyor. Lokal ve uluslararası sanatçıların cam, seramik ve obje üretimleri; kitaplar ve tasarım nesneleriyle birlikte daha ilham veren bir yaşam alanı oluşturuyor. Nilufar Gallery, Atelier Crestani, Natalia Criado, LRNC, Gem Alf, Lalique ve Daum gibi markalar bu seçkiye güçlü bir tasarım katmanı eklerken, Communité’ye özel Anim iş birlikleri ise bu dünyayı daha keşif odaklı ve özgün kılıyor. Mimari: Sanatla kurulan bağ Mağazanın mimari kurgusu, yalın ama güçlü bir tasarım diliyle şekilleniyor. Sanatçı Ekrem Yalçındağ iş birliğiyle geliştirilen detaylar ve farklı disiplinlerden beslenen yaklaşım, mekana estetik olduğu kadar sanatsal bir derinlik de katıyor. Mağazanın genel tasarım dili ve mekansal kurgusu ise Toner Mimarlık tarafından şekillendirilerek bütünsel bir deneyim anlayışıyla ele alınıyor. Gastronomi Deneyimi COMMUNITÉ’nin önemli bir parçasını gastronomi ve sosyal etkileşim oluşturuyor. Londra ve Dubai’nin ardından Il Gattopardo, çok yakında İstanbul’daki ilk lokasyonuyla Galataport İstanbul’da yer almaya hazırlanıyor. İtalya’nın zengin mutfak mirasını zarafet ve modern yaşamın enerjisiyle bir araya getiren restoran, COMMUNITÉ deneyimine sofistike bir gastronomi katmanı ekleyecek. COMMUNITÉ Galataport İstanbul, yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil; stil, kültür ve yaşam arasında dolaşılan çok katmanlı bir deneyim alanı olarak konumlanıyor. Her kat, her alan ve her detay ziyaretçiyi keşfetmeye, ilham almaya ve yeniden gelmeye davet ediyor. COMMUNITÉ Şimdi Online’da! COMMUNITÉ’nin online alışveriş platformu da 13 Mayıs itibarıyla Galataport İstanbul mağazasıyla eş zamanlı olarak açıldı. COMMUNITÉ dünyasını keşfetmek için www.communitestore.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

DeFacto X Manuka’nın 2026 Yaz Koleksiyonu: The New Muse Haber

DeFacto X Manuka’nın 2026 Yaz Koleksiyonu: The New Muse

Global moda markası DeFacto, modern, sade ve zamansız tasarım diliyle öne çıkan Manuka ile birlikte hazırladığı yeni koleksiyonu The New Muse’u modaseverlerle buluşturuyor. Yazın başlangıcına ilham veren bir hikâye olarak tasarlanan The New Muse, ilhamın dışarıdan değil, kadının kendi içinden doğduğu fikrinden yola çıkıyor. Western’in özgür ruhunu, kız kardeşliğin ilham veren bağını ve yazın hafifliğini modern kadın stiline taşıyan The New Muse, kendi hikâyesini yazan, kendi ritmini bulan ve stilini kendine yakın durdukça daha görünür kılan kadınlara sesleniyor. Koleksiyonun lansman toplantısında konuşma yapan DeFacto Ürün Direktörü Sinem Çolakoğlu, "DeFacto olarak, Manuka ile birlikte yazın başlangıcına ilham veren çok özel bir koleksiyonu; The New Muse’u müşterilerimizle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Manuka ile geçtiğimiz dönemlerde başlattığımız iş birliğimizi, bu kez kadın giyimden aksesuara, parfümden body mist’e uzanan bütünsel bir yaz hikâyesiyle sürdürüyoruz. DeFacto için moda, kadınların kendilerini özgürce ifade ettikleri, ruh hallerini ve yaşam tarzlarını yansıttıkları güçlü bir alan. Bu nedenle her kadının kendi tarzını keşfedebileceği, kendine yakın hissedebileceği ve hayatın farklı anlarında keyifle kullanabileceği koleksiyonlar sunmayı önemsiyoruz. Bu yaklaşımımız, Manuka’nın kadın stiline kattığı zarafet, detaycılık ve kendine özgü çizgiyle özel bir uyum yakaladı ve ortaya rafine, duygusu güçlü bir koleksiyon çıktı. The New Muse, bu anlamda iki markanın yalnızca tasarım gücünü değil, aynı zamanda kadınların çok yönlü dünyasına duyduğu ortak saygıyı da yansıtıyor” dedi. Manuka Kreatif Direktörü Feride Sağlam: “Manuka olarak kadınların stil yolculuğunda kendilerini doğal, güçlü ve özgür hissedebilecekleri bir alan yaratmayı önemsiyoruz. DeFacto ile hayata geçirdiğimiz The New Muse koleksiyonu, bu bakış açısını yazın ruhuyla buluşturan çok özel bir iş birliği oldu. Koleksiyonun çıkış noktasında, ilhamın kadının kendi içinden doğduğu fikri var. Western’in özgür tavrını, romantik detayların zarafetiyle bir araya getirirken; kız kardeşliğin, dostluğun ve kadınlar arasındaki görünmez bağın verdiği gücü de koleksiyonun duygusuna taşıdık. The New Muse’un, bu yaz kendi ritmini bulan, stilini kendi hikâyesinin bir parçası olarak yaşayan ve ilhamı önce kendinde arayan tüm kadınlara eşlik edeceğine inanıyoruz.” Western’in Özgür Ruhu, Romantik Detaylarla Buluşuyor The New Muse, şehirden uzaklaşıp doğanın içinde kendi ritmini bulan iki kız kardeşin hikâyesinden ilham alıyor. Biri daha asi ve özgür, diğeri daha romantik ve dingin iki farklı ruhun aynı hikâyede buluşması; koleksiyonun tasarım diline dengeli, rafine ve özgür bir yorum kazandırıyor. Western etkisi; güçlü silüetlerde, kemerlerde ve kendinden emin detaylarda karşımıza çıkarken; romantik dokunuşlar uçuşan formlarda, zarif dantellerde ve yumuşak geçişlerde hayat buluyor. Toprak tonları, hafif dokular ve yazın dingin ritmini taşıyan parçalar, modern kadının stiline rafine ve zahmetsiz bir duruş kazandırıyor. Kız Kardeşlikten İlham Alan Bütünsel Bir Stil Deneyimi Koleksiyonun ruhunda kız kardeşlik duygusu önemli bir yer tutuyor. Birlikte yol almanın, birbirinden güç almanın ve farklılıklarla yan yana durabilmenin ifadesi olan bu tema; koleksiyonun her parçasında kendini gösteriyor. Kadın giyim parçaları, aksesuarlar, parfüm ve body mist ürünleri aynı hikâyenin farklı katmanları olarak kurgulanıyor. Bir elbisenin silüeti, bir kemerin duruşu, bir aksesuarın tamamlayıcı etkisi ya da bir parfümün tende bıraktığı iz; The New Muse’un özgür, zarif ve “kendine yakın” ruhunu tamamlayan detaylar olarak koleksiyonda yerini alıyor. Seçili Mağazalarda ve Online Kanallarda Satışta Kadın giyim, aksesuar, parfüm ve body mist ürünlerinden oluşan The New Muse koleksiyonu, 8 Mayıs itibarıyla seçili DeFacto mağazalarında ve online kanallarda satışa sunuldu. Yazın ruhunu, dostluğun gücünü, western’in özgür enerjisini ve kadınların birbirinden aldığı ilhamı taşıyan koleksiyon; sezonun rafine, özgür ve kendine yakın stil arayışına özel bir yorum getiriyor.

Jaguar’ın Tamamen Elektrikli Yeni Dönemi Type 01 ile Başlayacak Haber

Jaguar’ın Tamamen Elektrikli Yeni Dönemi Type 01 ile Başlayacak

Jaguar Type 01, markanın özgün karakterini güçlü duruşu ve etkileyici performansıyla yansıtıyor. Type 01 adı, kaputun ön camla birleştiği noktada yer alan karakteristik çizgi motifi üzerinde konumlanıyor. Cesur ve doğrusal grafiklerle tamamlanan bu tasarım yaklaşımı, geleceğin Jaguar modellerinde öne çıkacak imza detaylardan biri olarak dikkat çekiyor. Type 01 model ismindeki “0”, elektrikli güç aktarımını ve sıfır egzoz emisyonunu; “1” ise modelin Jaguar’ın yeni dönemindeki ilk temsilcisi olmasını simgeliyor. Birleşik Krallık’ın kalbinde tasarlanan, geliştirilen ve üretilecek olan Jaguar Type 01, markanın yeni jenerasyonuna öncülük ediyor. “Type”, Jaguar’ın tasarım, teknoloji ve performans alanlarındaki mirasını yeni döneme taşırken, Type 01 ise bu mirası, markanın bugüne kadar geliştirdiği en ileri teknolojiye sahip model olarak somutlaştırıyor. Kendi türünün ilk örneği olan Jaguar Type 01, yenilikçi gövde mimarisi sayesinde güçlü ve ayırt edici bir duruş sergiliyor. Üç elektrik motorlu güç aktarım teknolojisi ise 1.000 beygirin üzerinde güç ve 1.300 Nm’nin üzerinde tork üretiyor. Jaguar tarihinde “Type” ifadesi model isimlerinde ilk kez 1951’de Le Mans’ı kazanan C-type modelinde kullanılmıştır. Seri üretim modellerde ise bu yaklaşım, tek bir otomobilde iki farklı karakteri temsil ediyor: Yüksek güç rezervleriyle keyif veren dinamik bir sürüş ve buna eşlik eden rafinelik ile dengeli yol tutuşu. E-type ve daha yakın dönemde F-TYPE da bu anlayışın en güçlü örnekleri arasında yer aldı. Jaguar Genel Müdürü Rawdon Glover, “Jaguar’ı yeni bir dönem için, geçmişten aldığımız ilhamla yeniden hayal ettik. Mühendislerimiz, görünümü ve sürüş karakteriyle alışılmış elektrikli otomobil algısının dışında kalan, markanın benzersiz mirasını da içinde barındıran bir otomobil geliştirdi. Type 01 adı da bu hikayenin bir parçası haline geldi. Benim için “0”, Jaguar’ın yeni dönemindeki güçlü başlangıcı, “1” ise bu dönemin ilk ve benzersiz temsilcisi olmasını simgeliyor” dedi.

Dilek Hanif, Yeni 'White Promise' Gelinlik Koleksiyonunu Tanıttı Haber

Dilek Hanif, Yeni 'White Promise' Gelinlik Koleksiyonunu Tanıttı

Dilek Hanif, zanaatın inceliklerini çağdaş couture estetiğiyle buluşturduğu özel gelinlik koleksiyonu, el işçiliğiyle şekillenen sofistike tasarım dili ve zarif siluetleriyle, gelinliği çok katmanlı, modern ve kusursuz bir deneyime dönüştürüyor. Hafiflik, zarafet ve zamansızlık kavramlarını yeniden yorumlayan 14 parçadan oluşan 'White Promise', Hanif’in "modanın geçiciliğine değil, kalıcılığına" odaklanan vizyonunun en özel yansıması. 1990 yılında kurduğu markasıyla moda yolculuğuna başlayan ve 2004’te Paris Haute Couture Haftası’nda koleksiyon sunan ilk Türk tasarımcı olarak uluslararası arenada iz bırakan Hanif, 'White Promise' koleksiyonunda yer alan çok yönlü parçalar; evden çıkıştan nikaha, kutlamadan after-party’ye uzanan her ana eşlik etmek üzere özenle tasarlandı. Dilek Hanif'in ev sahipliğinde, Gümüşsuyu’nda bulunan Showroom’unda gerçekleşen davette iş ve cemiyet hayatının önde gelen isimleri; Çiğdem Sabancı, Suzan Sabancı, Ayşegül Dinçkök, Ayşen Zamanpur, Gülden Yılmaz, Gonca Karakaş, Semra Özlenir, Şeli Elvaşvili, Nefise Karatay ve Nilüfer Bulut da yoğun ilgi göstererek kendisini yalnız bırakmadı. Şık ikramlar eşliğinde gerçekleşen davet, moda dünyasının nabzını tuttu. "'White Promise', köklü bir tasarım mirasının çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlandığı, duygu, zanaat ve estetiğin mükemmel dengesini sunan özel bir koleksiyon olarak öne çıkıyor.

Beymen Club’tan sanatı stilin merkezine taşıyan Anneler Günü Koleksiyonu “Art Collaboration with Çağla Ulusoy” Haber

Beymen Club’tan sanatı stilin merkezine taşıyan Anneler Günü Koleksiyonu “Art Collaboration with Çağla Ulusoy”

Baharın tazeliğini ve enerjisini yansıtan Beymen Club, sanata olan bağlılığını bu kez çok özel bir iş birliğiyle taçlandırıyor. Eserlerinde farklı kültürlerin izlerini soyut bir görsel dil aracılığıyla işleyerek bilinçaltındaki anıları ve imgeleri yeniden şekillendiren başarılı sanatçı Çağla Ulusoy ile hayata geçirilen Anneler Günü koleksiyonu, sanatın kalbinden gelen ilhamla hayat buldu. Sınırları aşan bir yaklaşımla farklılıkları harmanlayarak eserlerinde doğaçlamayı ön planda tutan sanatçı Çağla Ulusoy’un imzasını taşıyan, iki farklı desenden oluşan ipek eşarp seçkisi estetik değerini ince düşünülmüş detaylarla derinleştiriyor. Özel tasarım kutularda, iki farklı boy seçeneğiyle satışa sunulan ipek eşarp seçkisi, benzersiz tasarım dili sayesinde sadece bir aksesuar olmanın ötesine geçerek nesilden nesile aktarılacak eşsiz birer mirasa dönüşüyor. Tasarım sürecinde baharın ve çiçeklerin yarattığı enerjiden beslendiğini belirten Ulusoy, koleksiyonun ruhunu şu sözlerle özetliyor: "Çiçeklerin ve baharın yarattığı renk coşkusunu, doğurgan ama aynı zamanda dengeli biçimde yayılan bir doğa fikriyle birleştirmek istedim. Baharın etkisi, Anneler Günü teması ile birleşince, çiçekler ve bitkiler doğal olarak tasarımların merkezine yerleşti. Beymen Club’ın yalın estetiğiyle kendi görsel dilimdeki sembolik yaklaşımı harmanladığımda ortaya katmanlı, içinde küçük sürprizler barındıran modern ve zarif hediye parçalar çıktı." Stilin yalnızca görünenden ibaret olmadığını; duyguyu, fikri ve yaratıcılığı bir arada taşıyan bütüncül bir ifade biçimi olduğunu vurgulayan bu seçkin koleksiyon, estetik duyarlılığı yüksek özgünlük arayışındaki moda tutkunlarına hitap ediyor. Her bir parçanın keşfedilmeyi bekleyen zarif bir dünyaya kapı araladığı sınırlı sayıdaki bu özel seçkiyi deneyimlemek için Beymen Club mağazalarına ve beymenclub.com’a davetlisiniz.

ZAMANSIZ ŞIKLIĞIN İZİNDE, ÖZGÜN BİR STİL:  VAKKO 2026 Haber

ZAMANSIZ ŞIKLIĞIN İZİNDE, ÖZGÜN BİR STİL: VAKKO 2026

Vakko 2026 İlkbahar/Yaz sezonu, Vakko kadınının gün boyu değişen ritmine eşlik eden sofistike bir stil anlayışıyla şekilleniyor. Sadeliğin merkezde olduğu koleksiyonda akışkan formlar, modern pliseler ve hafif yüzey efektleri; ekru, pudra, mint ve pastel mavi gibi yumuşak tonlarla dengeleniyor. Keten, koton ve doğal karışımlar yaz mevsimine uygun hafiflik ve konfor sunarken, taş işlemeli trikolar ve aksesuar detayları ise koleksiyonun güçlü işçilik vurgusunu tamamlıyor. Şehir yaşamına uyum sağlayan tasarımlar çok yönlü kullanım kurgusuyla öne çıkıyor. Çift taraflı giyilebilen parçalar, yeniden yorumlanan takımlar ve hafif dış giyim alternatifleri; modern gardıroplar için esnek kombin olanakları sunuyor. Kaşmir dokular ile koton–keten karışımları mevsim geçişlerine uyum sağlarken; deri, süet ve denim dokular sezona güçlü bir duruş kazandırıyor. Sneaker ve loafer seçenekleri ile fonksiyonel çantalar ise şehit stilinin dinamik bir biçimde tamamlıyor. Koleksiyonun yaz odağında, doğal tonlardan beslenen yalın bir renk paleti ve desenlerle güçlenen dinamik bir ifade yer alıyor. Kum, bej ve toprak tonları; yeşil ve mavi geçişlerle zenginleşirken, kontrast renk kombinasyonları sezonun modern enerjisini yansıtıyor. Hasır ve rafya çantalar, jüt detaylı ayakkabılar ve hafif aksesuarlar yaz stilini tamamlıyor. Vakko 2026 İlkbahar/Yaz Kadın Koleksiyonu; estetik, konfor ve fonksiyonelliği dengeli bir tasarım anlayışıyla bir araya getiriyor. Koleksiyona, Vakko Mağazaları ve www.vakko.com.tr adresinden ulaşılabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.