Uygulamalarımız appstore googleplay

#Inovasyon

TTN TÜRK - Inovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Inovasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sektörün Nabzı “Perakende Günleri 2026”da Attı:  Kapanış, Özcan Deniz ve Senfoni Orkestrası ile Yapıldı Haber

Sektörün Nabzı “Perakende Günleri 2026”da Attı: Kapanış, Özcan Deniz ve Senfoni Orkestrası ile Yapıldı

Türkiye’nin en büyük iş dünyası organizasyonu ve uluslararası perakende sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan Perakende Günleri 2026, 3-4 Haziran tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi. 25’incisi düzenlenen organizasyon bu yıl “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” ana temasıyla yapıldı. Etkinlik; yapay zekâ, dijital dönüşüm, ödeme sistemleri ve yeni nesil müşteri deneyimi gibi başlıklarda sektörün dönüşümüne ışık tuttu. İki gün boyunca 10 bin 800’ü aşkın katılımcı ve 4 bin 500’ü aşkın firma etkinlikteydi. Konferans fuar alanı, B2B görüşmeler ve özel etkinlikler sayesinde perakende ve e-ticaret dünyasının farklı bileşenleri aynı çatı altında buluştu; sektörün gündemindeki konular çeşitli oturumlarda ele alındı. Etkinlik kapsamında konuşan sektör profesyonelleri çeşitli oturumlarda görüşlerini aktardı. Fersan Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Gürhan Güven görüşlerini şöyle paylaştı: “Markaları asıl farklılaştıran unsurun değer yaratmak olduğuna inanıyorum. Bu değer anlayışının ise yalnızca ürünlerle değil, insanların yaşamlarına bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşmakla mümkün. Teknolojinin ve bilginin hiç olmadığı kadar erişilebilir olduğu bir çağda yaşıyoruz; ancak fark yaratan şey bilgiye sahip olmak değil, onu hayatımıza yansıtabilmek.” Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş ise fiziksel mağazaların artık sadece ürün satılan noktalar olmaktan çıktığını ifade ederek sözlerine devam etti: "Mağazalar artık müşterilerin markayla bağ kurduğu, yeni trendleri keşfettiği ve ilham aldığı deneyim alanları haline geliyor. Perakendeciler için müşteri deneyimini zenginleştiren bir unsur olabilmek önemli. Geleceğin başarılı markaları, dijital dünyanın sunduğu hız ve erişilebilirliği fiziksel mağazaların sunduğu deneyim ve insan dokunuşuyla bir araya getirebilen markalar olacak.” Fiba Perakende Grubu Türkiye Genel Müdürü Batur Can ise görüşlerini şöyle aktardı: "Perakendenin geleceğinde başarı; dijital ve fiziksel dünyayı birbirinin alternatifi olarak görmekten değil, bu iki yapıyı müşterinin beklentileri doğrultusunda uyumlu ve kesintisiz bir deneyime dönüştürebilmekten geçiyor." Deloitte Türkiye Teknoloji ve Dönüşüm İş Birimi Lideri Hakan Göl, perakende sektöründe büyümenin sınırlı, rekabetin ise yoğun olduğu bir döneme girildiğine dikkati çekerek, “Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, perakendenin iş yapış biçimlerini dönüştüren temel bir unsur haline geliyor. Kişiselleştirilmiş kampanyalar ve müşteri deneyimi uygulamaları, yapay zekâ sayesinde daha hızlı ve daha etkili hale gelecek” dedi. ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz ise şunları ifade etti: “ebebek’in hikâyesi ‘yeni ebeveyn olmuş biri ne arar; ürün mü, fiyat mı, yoksa bilgi ve güven mi?' sorusuna verdiğimiz cevapla başladı. Bizim cevabımız her zaman bilgi ve güven oldu. Dünya değişiyor, aile yapıları farklılaşıyor, ancak ebeveynlerin güven arayışı değişmiyor. Biz de tüm çalışmalarımızı bu güven ilişkisini güçlendirmek üzerine kuruyoruz” FutureBright Kurucu Ortağı Başak Abdula güvenilirliğe vurgu yaparken sözlerine şöyle devam etti: “Bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı ancak karar vermek de bir o kadar zor hale geldi. Ebeveynlerin ortak bir noktası var: Çocukları için doğru kararı almak istiyorlar. Bu nedenle bilgi kirliliğinin arttığı bir ortamda güvenilir, sadeleştirilmiş ve yol gösterici içeriklerin önemi her geçen gün artıyor.” Landor Global Müşteri Hizmetleri Direktörü Andrew Welch deneyimin önemine dair görüşlerini şöyle aktardı: “Şirketlerin yüzde 80’i çok iyi bir deneyim sunduklarını düşünüyorlar ama gerçekte müşterilerin küçük bir yüzdesi bu iddiaya katılıyor. Markalar kendi yankı odalarının içinde yaşıyorlar ve müşteriyle bağı, müşterinin kendilerini tavsiye etmesini sağlayan temelleri kuramıyorlar. Diyelim ki bir giyim markasısınız. Eğer pürüzsüz bir deneyimin yeterli olduğunu düşünüyorsanız bu etkili değil, zira diğer markalar da bunu yapıyor. Müşteri ihtiyaç duyduğu kıyafetleri ararken markayla kurduğu bağın ne olduğuna bakmak gerekiyor. Çünkü marka sempatisinin yüzde 75’i o müşteri bağıyla kuruluyor. İşte yapay zekâ tüm bu pürüzleri ortadan kaldırıyor. Geriye kalan müşteriyi şaşırttığınız, onunla etkileşime girdiğiniz, zirve deneyimler oluyor.” Koton Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz, görüşlerini şöyle aktardı: “Koton’un dünyasını tek bir kavramla anlatamayız. Ama gitmek istediği yer daha özgür bir alan, zaten tasarımda fark yaratıyoruz.” Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo ise, “Penti’de bizim için en önemli odaklarımız kitlesellik, kalite ve inovasyon. Son dönemlerde konu fiyat odaklı ilerliyor. Ama biz inovasyonu eksik etmeden kalitemizden de vazgeçmiyoruz” dedi. Kumsmall AVM Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya da şöyle konuştu: “Dünyada yaklaşık 300 milyar dolarlık bir mobilya pazarı var, Türkiye’nin payı ise yaklaşık yüzde 1,5 seviyesinde. Bu payı artırabileceğimizi düşündük. 2020’de mobilya alışveriş merkezimizi açtık. Aylık 400 binin üzerinde ziyaretçi ağırlıyoruz. Mobilyayla klasik AVM’yi birleştiren dünyadaki tek örneğiz.” Encore Genel Müdürü Ercan Caymaz moderatörlüğünde geçen oturumda ise “Perakendede Self-Checkout Hizmeti” konuşuldu. LC Waikiki Süreç Geliştirme Direktörü Cengiz Dörtoluk, konuyla ilgili görüşlerini şöyle aktardı: “LC Waikiki olarak self-checkout hizmetini veren öncü şirketlerden biriyiz. Müşterimizin memnuniyet skorlarına baktığımızda en yüksek payı self-checkout kasaların aldığını görüyoruz. Çünkü müşterinin peşinde olduğu şey, teknolojinin kendisinden ziyade hayatını kolaylaştıran ürün ve servislere ulaşabilmek aslında. 2027 yılı yaz mevsimine doğru globaldeki 1500’e yakın mağazamızda self-checkout sistemlerimizi daha fazla konuşmaya devam edeceğiz.” Migros BT Operasyonları ve Ödeme Sistemleri Direktörü Atilla Övündür ise konuyla ilgili görüşlerini şöyle aktardı: “Migros olarak kasiyersiz kasayı Avrupa’da ilk kuran şirketiz. Bu inovasyona 1998 yılında başladık. Müşterimiz başlarda alışmadıkları için hiç memnun değildi ama biz ısrarla bu dijital dönüşüme devam ederek kullanıcıların hayatını kolaylaştırdık. Self servis uygulamalar perakendenin bir gerçeği. Şirketimizdeki tüm departmanın katkısıyla bugünlere geldik. Yapılan araştırmalara göre bu gibi sistemlerdeki suistimallerin ise yüzde 0,42 gibi çok az yüzdelerde olduğunu görüyoruz.” Human Design ve BG5 İş Kariyer Analiz Uzmanı Ceyda Latrous Hibardiyan ise özgün olmanın gücüne şöyle değindi: “Bir şirketi güçlü yapan şey, insanların birbirine benzemesi değil, birbirinden farklı olmasıdır. Hatta bana göre bir şirket sadece kurucularına ya da yöneticilerine ait değildir. O şirket, içinde bulunan herkesin kendine özgü bakış açısının, deneyiminin ve genetik imzasının toplamıdır. Liderliğin görünmez gücü de tam burada başlıyor. Çünkü insanlar kendi güçlü yanlarıyla katkı verebildiklerinde hem daha yaratıcı hem de daha üretken oluyorlar. Bu yüzden geleceğin başarılı şirketleri, farklılıkları bastıran değil; onları görünür kılan ve ortak bir amaç etrafında buluşturabilen liderler tarafından inşa edilecek.” Perakende Güneşi Ödülleri de Sahiplerini Buldu Program kapsamında gelenekselleşen Perakende Güneşi Ödülleri de sahiplerini buldu. Dijital pazarlama ve yenilikçi uygulamalar alanında öne çıkan şirketler, 14 derneğin temsilcilerinden oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Perakende Günleri’nin 25’inci yılına özel olarak, daha önce Yaşam Boyu Başarı Ödülü almış sektörün önde gelen isimleri için “25. Yıl Onur Ödülü” töreni de Beyazıt Öztürk’ün sunumuyla düzenlendi. Perakende Günleri 2026, her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkulu bir finalle tamamlandı; Türkiye’nin en güçlü seslerinden Özcan Deniz, senfoni orkestrası eşliğindeki kapanış konseriyle unutulmaz anlara imza attı. Güçlü yorumu ve sahne performansıyla katılımcılara unutulmaz bir müzik ziyafeti sunan Özcan Deniz, uzun süre alkışlandı.

Perakende Günleri 25. Yılında Sektöre Yön Veriyor Haber

Perakende Günleri 25. Yılında Sektöre Yön Veriyor

Perakende Günleri 2026, bu yıl 25’inci kez kapılarını açtı. 3-4 Haziran’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlik; gıda dışı ve gıda perakendesinden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektörün farklı alanlarından katılımcıları buluşturdu. “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” ana temasıyla düzenlenen Perakende Günleri’nin açılış oturumunda perakende dünyasının önde gelen isimleri; perakendenin dönüşümü, değişen tüketici davranışları, teknolojinin etkisi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Soysal Eğitim ve Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Suat Soysal, Perakende Günleri’nin 25 yıldır sektörün bir araya geldiği önemli platformlardan biri olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: “25 yıllık bir öykü bu. 2001 yılında bin 43 kişinin katılımı ile başlayan fuarımız; konferans, ödüller ve eğlence ile 10 bin 800’ü aşkın sektör yöneticisinin katıldığı Türkiye’nin en büyük platformuna dönüştü. Perakende Günleri’nde başlangıçta AVM’ler ve fiziksel mağaza hizmetleri stantları ağırlıktayken bugün fuarın yüzde 72’sini teknoloji stantları oluşturuyor. Perakende Günleri’nde hep geleceği sergiledik ve yol gösterdik. Şu anda büyük bir gelişme gösteren RFID (Radyo Frekansı ile Tanımlama) teknolojisi, akıllı aynalar bundan tam 21 yıl önce 2005’te Perakende Günleri’nin içindeki fuarda “Future Store” olarak yer aldı. Yurt dışından 35 ülkeden perakendecilerin ve hizmet sağlayıcıların katıldığı Perakende Günleri ülkemiz perakendesinin yurt dışına açılımında büyük rol oynadı.” MediaMarkt Türkiye CEO'su Hulusi Acar ise konuşmasında şunları söyledi; “Teknolojinin hayatımıza getirdiklerine uyum sağlayamayanlar maalesef ortada kalacak. Teknolojiye her zaman yatırım yapan kazanıyor da denemez. Teknoloji müşterinin ihtiyaçlarına uygun kullanılmıyorsa sadece bir maliyetten ibarettir. Müşteriye fayda sağlamayan teknoloji yatırımları çöp oluyor.” Acar, yıllar önce dijital mağazaların fiziki mağazaların yerini alacağının da söylendiğini hatırlatarak, “Mağazacılık yok olmuyor, evrim geçiriyor. Deneyim mağazacılığı önem kazanıyor. Fiziksel mağaza ihtiyacı devam ediyor. Buraya yatırım yapan kazanmaya devam edecek. Bizim için uzun vadede değer yaratmak önemli. Ucuz olmak kolay, vazgeçilmez olmak zor. Doğru ihtiyacı doğru zaman da anlayanlar, müşterinin ihtiyaç duyduğu anda orada olmayı başaranlar, insan ile teknoloji karşı karşıla getirmeyip teknolojiyi en iyi şekilde kullananlar, güven veren, deneyimi stratejinin merkezine alan tüm markalar yaşayacak.” Esas Gayrimenkul COO’su Nevzat Yavan ise oturumda şunları aktardı: “Müşterilerin önemli bir kısmı satın almadan önce yapay zekâya soruyor. Dolayısıyla artık işimizi dikiz aynasından yönetemeyeceğimiz bir döneme girdik. Onun yerine veriyi işleyen, ileriyi tahmin eden bir yol daha önemli hale geliyor. Yapay zekâya yalnızca maliyet azaltmak ya da gelir yaratmak açısından bakmamak gerekiyor; aynı zamanda tüm işleri ölçüp öngörebildiğimiz bir faydası var.” Çin ve Silikon Vadisi Uzmanı, Teknoloji Girişimcisi, Yazar Pascal Coppens ise konuşmasında şunları söyledi: “Biz Batılılar, marka sadakatine, pazarlamaya, değer yaratmaya odaklandık. Fikri içeriden dışarıya olarak yürüttük. Çin’de ise fikir dışarıdan içeriye oldu, müşterilerin kendisi inovasyonu istedi. Çin’deki markalar, müşteriyle birlikte tasarım yaptılar, müşterinin fikirlerini müşteri deneyimine dahil ettiler. Bu da perakende dünyasını epey değiştirdi. Dünyanın geri kalanı Çin için tasarım yapmaya başladı. Şimdi Çin, müşterinin cüzdanına ve davranışına bakmadan müşteriyi eğlendirmeye çalışıyor. Bütün bunlar son 17 yılın sonuçları. Bence bunun sebebi Çin’in kolektif ve dayanışma kültürüyle en yukarıdaki lige ulaşmak istemesinden ileri geliyor. Çin, bu pragmatizmle yükseldi. Biz ise Avrupa’da akıllıca, daha az çalışmak istedik. Fakat fark ettik ki daha fazla çalışmaya başlamazsak Çin’e bağımlı hale geleceğiz. 35 yıl boyunca Çin’e uzaktan baktık, onlarda Facebook yok, Whatsapp yok, ne var ki dedik ama son dönemde süper app’ler oluşturdular. Çin, Silikon vadisine değil özellikle Almanya’ya ve Avrupa’ya baktı. 2030 yılına gelindiğinde dünya inovasyonunun lideri olma hedefiyle ilerledi. Çin’de şu an kurumların yüzde 95’i yapay zekâ kullanıyor. Dünyanın neresinde olursak olalım her şey bir fikirle başlar, sonraki fizibilite süreçleriyle ilerler. Ama Çinliler bunu tersine çevirdi. Rekabetin olduğu alana bakıyorlar, kırmızı okyanusa odaklanıyorlar. Döngünün sonunda inovasyona başlıyorlar. Ama inovasyona geldiklerinde zaten o süre zarfına kadar para kazanmış oluyorlar ve o parayı inovasyon yatırımına kullanabiliyor. Geleneksel endüstrileri dijitalleştirip, yeni endüstrileri de eklemeyi hedefliyorlar.” Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras ise konuşmasında şunları aktardı: “Perakende sektöründe de ister konvansiyonel olun ister e-ticaret yapın, iş dünyasında 5 dk sonra ne olacağını bilmiyorsunuz hem sosyolojik hem ekonomik hem ekolojik. Yapay zekâ ise bunları çözümleyecek.” FİBA CP CEO & Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman ise, şunları söyledi; “Dünyanın krizlerden teknolojik dönüşümlere kadar birçok önemli gelişim yaşadığını görüyoruz. Önemli olan burada fırsatları görebilmek ve doğru zamanda harekete geçebilmek. Bugün fuar alanlarında teknoloji şirketlerinin, yapay zekâ çözümlerinin ve dijitalleşme uygulamalarının ağırlık kazandığını görüyoruz. Bu değişim bize şunu gösteriyor: Geleceğin iş dünyasında teknoloji artık bir seçenek değil, iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası. Ancak dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarını yalnızca teknoloji satın almak olarak değerlendirmemek gerekiyor. Başarı, sahayı yakından takip etmekten, müşteriyi anlamaktan ve doğru kararları yerinde gözlemleyerek verebilmekten geçiyor. Teknoloji, tecrübe ve insan dokunuşuyla birleştiğinde gerçek değer yaratıyor. Fırsatları erken görmek, hızlı karar almak ve uygulamaya geçirmek şirketlerin sürdürülebilir başarısında belirleyici rol oynuyor.” İŞBİR Yatak Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Çavdar ise, şunları söyledi; “Bilimsel araştırmalar bugün bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Toplum olarak hâlâ uykuya hak ettiği önemi vermiyoruz. Yatak sektörü artık yalnızca mobilya veya ev tekstili kategorisinde değerlendirilemez. Bugün konuştuğumuz konu aslında bir sağlık ve yaşam kalitesi meselesidir.” Bu bakış açısıyla hareket ederek kendilerini yalnızca yatak üreten bir marka olarak değil, insanların daha kaliteli bir yaşam sürmesine katkı sağlayan bir yaşam markası olarak konumlandırdıklarını belirten Çavdar, şöyle devam etti; “İnsanlar artık yalnızca bir ürün satın almak istemiyor; kendi yaşam tarzlarına, değerlerine ve ihtiyaçlarına karşılık veren markalar arıyor. Artık mesele sadece kaliteli yatak üretmek değil, insanların daha sağlıklı, daha mutlu ve daha verimli bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacak çözümler sunabilmek. Mağazalarımızın bizim için bir sahne. Müşterilerimizle ilişki ve duygusal bağ kurduğumuz alan.”

The Business of Fashion ve COMMUNITÉ, Perakendenin Geleceğini İstanbul’da Konuştu Haber

The Business of Fashion ve COMMUNITÉ, Perakendenin Geleceğini İstanbul’da Konuştu

Boyner Grup’un yeni nesil yaşam ve perakende platformu COMMUNITÉ ile global moda endüstrisinin önde gelen platformlarından The Business of Fashion (BoF), İstanbul Modern Seyir Terası’nda gerçekleşen özel bir etkinlikte moda ve perakende dünyasının temsilcilerini bir araya getirdi. İstinyePark’ın ardından Galataport İstanbul’da ikinci mağazasını açan COMMUNITÉ’nin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada, perakendenin dönüşümü, değişen tüketici beklentileri ve sektörün geleceği ele alındı. COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal’ın açılış ve hoş geldiniz konuşmasıyla başlayan etkinlikte, sektörün geleceğine yön veren isimler perakendenin dönüşümüne dair görüşlerini paylaştı. Lüks perakende değişen tüketici beklentileriyle yeniden şekilleniyor Küresel lüks sektörü, değişen tüketici beklentileri ve alışkanlıklarının etkisiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bain & Company'nin tahminlerine göre lüks pazarı 2022 ile 2024 yılları arasında 50 milyon müşteri kaybetti. Küresel müşteri sayısı 400 milyondan 350 milyona geriledi. Talepte yaşanan yavaşlama karşısında markaların yaratıcılık, inovasyon ve değer algısını güçlendirmeye yönelik yeni adımlar attığına dikkat çekilirken, tüketicilerin daha özgün ve samimi deneyimler sunan bağımsız markalara yöneldiği vurgulandı. The Business of Fashion Başkanı Nick Blunden, moda dünyasında yaratıcılığın ve marka yaratma süreçlerinin her zamankinden daha erişilebilir hale geldiğine dikkat çekti. Yeni tasarımcıların, markaların ve yaratıcı seslerin küresel ölçekte hızla çoğalmasına rağmen perakende altyapısının aynı hızda dönüşemediğini belirtti. Dünyanın birçok büyük şehrinde tüketicilerin aynı markalarla, aynı mağazalarla ve benzer ürün seçkileriyle karşılaştığını ifade ederken, lüks perakendenin bu nedenle değişime son derece açık bir alan haline geldiğini vurgulayan Nick Blunden, “Lüks mağazalar yalnızca satış noktaları olmaktan çıkıp kendi başlarına birer destinasyona dönüşmek zorunda. Mağazaların, tüketicilere eğitim, uzmanlık ve en önemlisi deneyim sunmaları gerekiyor.” dedi. Perakendede güç dengesi değişiyor, kararı artık müşteri veriyor Perakendenin dönüşümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cem Boyner, tüketicilerin artık yalnızca ürün değil, anlamlı deneyimler ve aidiyet duygusu aradığını belirtti. Müşteri sadakati kavramının yerini markaların müşterilerine karşı duyduğu sorumluluğun almaya başladığını belirterek, perakendenin müşterilere yenilikleri keşfetme fırsatı sunması gerektiğini vurguladı. Karar alma süreçlerindeki değişime de dikkat çekerek, “Artık güç müşteriye hizmet eden küratörlerin elinde olacak. Çünkü bugün gücü elinde tutan müşteri. Bize gelecek sezonun nasıl olması gerektiğini müşteri söyleyecek ve biz onların ne kadar yeniliğe hazır olduklarını dinleyeceğiz.” dedi. COMMUNITÉ’nin hayata geçiş sürecine de değinen Cem Boyner, geleneksel perakendenin kalıplarından bağımsız olarak geliştirilen yapının farklı yaratıcı disiplinleri bir araya getiren yeni nesil bir yaşam alanı olarak tasarlandığını belirterek, “Yeni bir şey yapmanın yolu mevcut sistemi iyileştirmek değil, temiz bir sayfayla başlamaktır. Biz de beyaz bir kağıtla yola çıktık. COMMUNITÉ’yi müşterilerimiz, vaatlerimiz ya da yüklerimiz olmadan tasarladık”ifadelerinde bulundu. COMMUNITÉ, Türk markalarını dünyaya taşımayı hedefliyor COMMUNITÉ’nin uluslararası büyüme planlarına da değinen Cem Boyner, konseptin evrensel bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Farklı şehirlerde yerel kürasyon anlayışıyla büyümeyi hedeflediklerini ifade ederek “Bu yüzden yurt dışına açılırken yanımızda Türk markalarını da götüreceğiz. Bir markaya yatırım yapıp o markayı ihraç etmek yerine, bütün perakende konseptini taşıyacağız ve başarılı markaları da beraberimizde götüreceğiz.” dedi. Etkinlikte ayrıca dijitalleşmenin perakende deneyimi üzerindeki etkileri ve fiziksel mağazaların gelecekteki rolü de ele alındı. Cem Boyner, fiziksel mağazaların tüketicilere online ortamda sunulamayacak deneyimler yaşatabildiğini vurgulayarak, “İnsanların gitmek istediği ve ayrılmak istemediği üçüncü mekanları yaratmamız gerekiyor. Ev ve iş dışında, insanların kendilerini iyi hissettikleri ve tekrar tekrar gelmek istedikleri alanlar oluşturmak perakendenin geleceğinde belirleyici olacak.” dedi. Buluşmada, yeni nesil tasarımcıların ve yaratıcı yeteneklerin görünürlüğü, keşif duygusunu yeniden güçlendiren perakende modelleri ve önümüzdeki dönemde perakendenin nasıl şekilleneceği gibi başlıklar da konuşuldu. Moda, kültür, tasarım ve yaşam tarzını bir araya getiren yeni nesil perakende anlayışının ele alındığı etkinlik, sektörün geleceğine dair önemli içgörülerin paylaşılmasına ve farklı disiplinlerden katılımcılar arasında yeni diyalogların kurulmasına zemin hazırladı. Lüks sektörünün değişen tüketici beklentilerine yanıt verebilmek için yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyduğunu belirten Nick Blunden, COMMUNITÉ’nin ortaya koyduğu modelin sektör için ilham verici bir örnek oluşturduğunu ifade ederek, “Lüks sektörünün yeni bir modele ihtiyacı var. Eğer burada ortaya konan yaklaşım sektörün daha yaratıcı, daha heyecan verici, daha ilgi çekici ve daha müşteri odaklı bir modelin nasıl görünebileceğini anlamasına yardımcı olabilirse, bu yalnızca COMMUNITÉ için değil, hepimiz için faydalı olur.” dedi. Etkinliğin ardından davetliler, COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal’ın eşliğinde COMMUNITÉ Galataport mağazasını ziyaret etti. Katılımcılar, markanın yeni nesil perakende anlayışını ve deneyim odaklı mağaza kurgusunu yakından inceleme fırsatı buldu.

Otomotiv Satış Sonrası Sektörünün Kalbi İstanbul’da Attı Haber

Otomotiv Satış Sonrası Sektörünün Kalbi İstanbul’da Attı

Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle, “Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik” mottosuyla 19–22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca küresel otomotiv satış sonrası endüstrisini İstanbul’da buluşturdu. Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle, “Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik” mottosuyla 19–22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca küresel otomotiv satış sonrası endüstrisini İstanbul’da buluşturdu. 41 ülkeden yaklaşık 1.400 katılımcı firma ile 130 farklı ülkeden 51.127 ziyaretçinin yer aldığı fuar, uluslararası ticaret hacmi ve yeni nesil mobilite odağıyla dikkat çekti. Elektrikli araç teknolojilerinden sürdürülebilir mobilite çözümlerine, eklemeli üretim uygulamalarından dijital servis ekosistemlerine kadar sektörün dönüşümünü şekillendiren başlıkların öne çıktığı fuar; yüksek uluslararası katılım oranı, kurulan stratejik iş birlikleri ve yoğun B2B trafiğiyle bölgesel ölçekteki lider konumunu daha da güçlendirdi. Otomotiv satış sonrası sektörünün bölgedeki en büyük uluslararası buluşması olan Automechanika Istanbul, 25’inci yılında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun katılım ve güçlü ticaret hacmiyle tamamlandı. Çeyrek asırlık sektör deneyimini yeni nesil mobilite vizyonuyla bir araya getiren fuar; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan üretici, distribütör, satın almacı ve sektör profesyonellerini buluşturdu. 41 ülkeden yaklaşık 1.400 katılımcı firmanın yer aldığı Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca 130 farklı ülkeden 51.127 ziyaretçiyi ağırladı. 40 bin metrekareyi aşkın net stant alanında gerçekleştirilen fuarda; elektrikli araç teknolojileri, yeni nesil bakım-onarım çözümleri, sürdürülebilir mobilite uygulamaları, eklemeli üretim teknolojileri ve dijitalleşme odaklı servis modelleri sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Fuarda gerçekleştirilen birebir iş görüşmeleri, uluslararası satın alma temasları ve yeni distribütörlük bağlantıları; Türkiye’nin otomotiv satış sonrası endüstrisindeki üretim gücünü ve bölgesel ticaretteki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. Deneyim alanları ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü Automechanika Istanbul 2026 kapsamında hayata geçirilen özel deneyim alanları, alışılmış bir fuar içeriğinden çok daha fazlasını sundu. Automechanika Academy oturumlarında sürdürülebilirlik, tedarik zinciri dönüşümü ve aftermarket ekosisteminin geleceği sektörün önde gelen isimleri tarafından değerlendirildi. Automechanika Detailing Arena by Olex, canlı uygulamalar ve yarışmalarla yoğun ilgi görürken; eklemeli üretim teknolojilerine odaklanan özel alan, otomotiv üretim süreçlerinde hız, maliyet avantajı ve tasarım esnekliği sağlayan yeni nesil çözümleri sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Premium Event Alanı’nda üniversite ekiplerinin geliştirdiği araç projeleri, performans araçları ve eleman.net iş birliğiyle düzenlenen kariyer alanı ise fuarın teknoloji, yetenek ve inovasyonu aynı platformda bir araya getiren yapısını güçlendirdi. Automechanika Istanbul 2026 fuarında dikkat çeken bir diğer etkinlik olan, Edding katkılarıyla ve sanatçı Cem Güventürk’ün yönetmenliğindeki Araç Boyama Etkinliği ise Salon 10’da ziyaretçilere tam anlamıyla “renkli” bir deneyim yaşattı. Innovation4Mobility by Bakırcı alanında, servis ve eğitim süreçlerinde yaşanan dijital dönüşüm öne çıktı Automechanika Istanbul 2026'da en dikkat çeken alanlardan biri de Innovation4Mobility by Bakırcı oldu. Bu alanda sektördeki dijital dönüşümün örneklerinden biri de servis ve eğitim süreçlerinde öne çıktı. Innovation4Mobility by Bakırcı alanında ziyaretçiler; dijitalleşen servis süreçlerinden servis yönetiminin geleceğine, gövde onarımı ve hasar tespitindeki yeni standartlardan boya teknolojilerine, araç muayene sistemlerinden elektrikli araç servis çözümleri ve sürüş güvenliği teknolojilerine kadar sektörün dönüşümüne yön veren yenilikçi uygulamaları yakından deneyimleme fırsatı buldu. Automechanika Istanbul, partnerleriyle ve katılımcılarıyla gücüne güç kattı Automechanika Istanbul 2026, küresel ölçekte sektörün dönüşümüne yön veren güçlü partnerlik yapısıyla da dikkat çekti. Teknoloji ve inovasyon alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan ZF Aftermarket, yeni nesil servis konsepti ZF [pro]Tech’in Türkiye lansmanını fuar kapsamında gerçekleştirirken; MAHLE, YANMAR, Hartridge, Bakırcı ve IBIS gibi uluslararası partnerler de sürdürülebilir mobilite, atölye teknolojileri ve aftermarket çözümleri odağındaki katkılarıyla fuarın küresel etki alanını güçlendirdi. Ayrıca bu yıl fuarda ilk kez yer alan APRA Europe, otomotiv sektöründeki yeniden üretim konusunu fuarın gündemine taşıdı ve yarattığı farkındalık ile ziyaretçilerin ilgisini çekti. Automechanika Istanbul 2026 kapsamında, uzun yıllardır fuara katılım sağlayan katılımcı firmalarımıza ise plaket takdimi gerçekleştirildi. Automechanika Istanbul 2027 yılında, yine TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde 26’ncı kez kapılarını açacak Türkiye'nin en büyük uluslararası ticaret fuarı ve otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük buluşması Automechanika Istanbul, dört gün boyunca İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun iş bağlantılarına, sektörel temaslara ve yeni iş birliklerinin gerçekleşmesine katkı sundu. Automechanika Istanbul 25’inci yılında, yüksek uluslararası katılım oranı, geniş ürün ve hizmet çeşitliliği, teknoloji odaklı deneyim alanları ve güçlü ticaret ağıyla Türkiye’nin küresel otomotiv satış sonrası endüstrisindeki stratejik konumunu daha da pekiştirdi. Hem katılımcı firmalar hem de fuarı ziyaret eden profesyonellerin niteliğiyle sadece Türkiye’nin ve çevre ülkelerin değil, dünyanın önde gelen fuarlarından biri olduğunu gösteren Automechanika Istanbul, 2027’de İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard Perimeters.io Şirketini Satın Aldı Haber

WatchGuard Perimeters.io Şirketini Satın Aldı

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard® Technologies, lider bulut uygulama güvenliği sağlayıcısı Perimeters.io'yu satın aldığını duyurdu. Bu stratejik hamleyle birlikte tanıtılan WatchGuard Cloud Detection and Response (CloudDR) çözümü, siber korumayı uç noktaların ve ağların çok ötesine taşıyarak MSP'ler için bulut güvenliğini tamamen ölçeklenebilir ve erişilebilir bir yapıya kavuşturuyor. WatchGuard, yönetilen hizmet sağlayıcılarının siber güvenlik yeteneklerini bulut ortamlarına taşımak amacıyla Perimeters.io şirketini bünyesine kattı. Anlaşmanın mali şartları açıklanmazken, Perimeters'ın benzersiz güvenlik teknolojisiyle güçlendirilen yeni WatchGuard Cloud Detection and Response (CloudDR) çözümü de eş zamanlı olarak kullanıma sunuldu. Bu çözüm, özellikle MSP operasyonları için tasarlanmış tek ve çok kullanıcılı bir platform üzerinden bulut uygulamaları genelinde sürekli görünürlük, yerleşik tespit ve otomatik müdahale imkanı sağlıyor. Tasarım gereği yapay zeka odaklı olan WatchGuard CloudDR, modern Kimlik Tehdidi Tespiti ve Müdahalesi (ITDR) ile bulut ve kimlik tehditlerini anında ortaya çıkarıyor. İhlallere yol açan bulut güvenlik yanlış yapılandırmalarını ifşa eden platform, manuel olarak tespit edilmesi son derece zor ve büyük ölçekte yönetilmesi imkansıza yakın olan shadow AI ve gölge BT risklerini aydınlatıyor. Pazarında her üç riski aynı anda tek bir platformda ele alan ilk ve tek çözüm olan sistem, gelişmiş bulut uygulama güvenliğini her ölçekteki hizmet sağlayıcı için operasyonel, ölçeklenebilir ve ticari olarak uygulanabilir kılıyor. Satın alma aşamasında Microsoft 365, OpenAI, HubSpot, ConnectWise, Salesforce, Google Workspace ve Jira dahil olmak üzere 40'tan fazla uygulamayı destekleyen hizmet, sürekli değişen tehdit ortamına yanıt vermek için yeni uygulamaları pazarda eşi benzeri görülmemiş bir hızla entegre etmeye devam ediyor. Desteklenen uygulamaların tam listesi WatchGuard web sitesinde yer alıyor. Bulut Güvenliği İş Modellerine Kusursuz Uyum Sağlıyor WatchGuard CloudDR, MSP'lerin operasyonel yük eklemeden veya kurumsal düzeyde maliyetlere katlanmadan her müşteri ortamındaki bulut uygulama riskini azaltmalarına olanak tanıyor. Hizmet, iş ortaklarının tutarlı bulut korumasını genişletmelerine, güvenliğin somut değerini kanıtlamalarına ve bulut güvenliğini yönettikleri hizmetlerin standart, tekrarlanabilir bir parçası haline getirmelerine yardımcı oluyor. MSP'lerin bulut güvenliğine bir yıl sonra veya iş modellerine uymayan kurumsal araçlara yamanmış bir şekilde sahip olmak istemediklerini, bu korumaya tam şu an ihtiyaç duyduklarını belirten WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “Perimeters.io'yu satın alarak tamamen MSP'ler için oluşturulmuş, tasarım gereği ölçeklenebilir, uygun maliyetli ve MSP'lerin gerçek çalışma şekliyle birebir uyumlu bir bulut tespiti ve müdahalesi çözümü sunuyoruz.” dedi. Bulut güvenlik sorununun yalnızca belirli kısımlarını çözen parçalı araçların MSP'leri operasyonel olarak çok zorladığını aktaran WatchGuard İş Ortağı Impact Business Technology Kurucusu ve CEO'su Neil Holme, "Görünürlüğü ve müdahaleyi tek bir yerde bir araya getiren bir çözüme sektörde çok büyük bir ihtiyaç var. WatchGuard CloudDR tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlikte Etkiyi Hızlandıran Stratejik Birleşme Perimeters, kısa sürede pazardaki erken erişimini aşan çok gelişmiş bulut güvenlik yetenekleri geliştirdi. Bu inovasyon, satın alma işlemiyle birlikte WatchGuard bünyesine katılarak doğrudan küresel MSP topluluğunun kullanımına sunuluyor. Böylece benimseme süreçleri hızlanıyor, koruma alanı genişliyor ve hem iş ortakları hem de müşteriler için yaratılan değer artıyor. Perimeters'ın bulut güvenliğindeki en zorlu problemlerden bazılarını çözmek için kurulduğunu vurgulayan Perimeters Kurucu Ortağı ve CEO'su Yaniv Hen, "WatchGuard, bu inovasyonu gerçek dünyada bir etkiye dönüştürmek için gereken MSP odağını, platform derinliğini ve ölçeği beraberinde getiriyor." şeklinde konuştu. Bu stratejik satın alma, WatchGuard'ın MSP'ler için özel olarak tasarlanmış pratik ve ölçeklenebilir bütünleşik siber güvenlik sunma kararlılığını pekiştiriyor. Şirket, WatchGuard CloudDR ile bulut güvenliğinin sunulma biçimini yeniden tanımlayarak bu alanı geniş ölçekte çok daha etkili ve erişilebilir bir konuma taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CEO’lara Dört Yeni Görev! ​​​​​​​ Haber

CEO’lara Dört Yeni Görev! ​​​​​​​

Yapay zekâ yatırımları tüm dünyada hız kazanırken, Boston Consulting Group (BCG) tarafından yayımlanan yeni rapor, küresel iş dünyasında dönüşümün ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor. Bu dönüşümde şirketler için asıl soru teknolojiye ne kadar yatırım yapıldığı değil; bu yatırımın iş modeline ve iş gücüne nasıl entegre edildiği olacak. Bu bağlamda BCG’nin düşünce kuruluşu BCG Henderson Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma için hazırlanan mikroekonomik modele göre, önümüzdeki 2–3 yıl içinde işlerin yüzde 50–55’i yapay zekâ tarafından yeniden şekillenecek. CEO’lar için önümüzdeki üç yılda en kritik gündemlerden biri otomasyon, yetkinlik dönüşümü ve bilinçli yetenek planlaması arasında doğru dengeyi kurmak olacak. Bu çerçevede raporun mesajı net: Yapay zekâ yalnızca operasyonları değil, her sektördeki kurum için rekabetin doğasını yeniden tanımlıyor. Bu dengeyi kurmada CEO’ların en büyük destekçilerinden biri de İK yöneticileri olacak. Yeni düzende başarılı olanlar, otomasyonu yalnızca bir maliyet aracı olarak kullananlar değil; organizasyonlarını baştan tasarlayanlar olacak. BCG’nin araştırmasındaki bulgularına göre liderlerin odaklanması gereken dört temel öncelik öne çıkıyor: İş gücü stratejisini rekabet stratejisinin merkezine yerleştirmek Yapay zekâ, yeni iş modellerini mümkün kılarken organizasyonların değer üretme biçimini kökten değiştiriyor. Bu nedenle iş gücü stratejisi, otomasyonun bir sonucu değil; doğrudan stratejik planlamanın bir parçası olmak zorunda. Reaktif kararlar - özellikle yalnızca maliyet baskısıyla yapılan işten çıkarmalar - kısa vadeli kazanç sağlasa da kurumların uzun vadedeki rekabet gücünü zayıflatabiliyor. Her organizasyonun otomasyon ve insan katkısı dengesi farklı olduğu için başkalarının attığı adımları kopyalamak, verimlilik kaybı ve kritik yeteneklerin yitirilmesi riskini beraberinde getiriyor. Otomasyonu maliyet değil, yeniden tasarım aracı olarak konumlandırmak Yapay zekâ, tek boyutlu bir verimlilik aracı değil. Bazı alanlarda maliyet avantajı yaratırken, diğerlerinde hız, kalite ve müşteri deneyimi ön plana çıkıyor. Bu nedenle liderlerin odağı yalnızca maliyet azaltımı olmamalı. Asıl değer, iş yapış biçimlerinin yeniden tasarlanmasında ortaya çıkıyor. Bu da yeni performans metriklerini zorunlu kılıyor: Çalışan başına gelir artışı, daha hızlı ürün geliştirme veya müşteri etkisinde iyileşme gibi çıktılar, yapay zekâ yatırımlarının gerçek geri dönüşünü belirleyecek olan unsurlar. Yetkinlik dönüşümünün iş gücü stratejisinin merkezine alınması Bir işin varlığını sürdürmesinin, o işi yapan çalışanların hazır olduğu anlamına gelmediğine vurgu yapan BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazi Özbek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapay zekâ ile birlikte roller değiştikçe, çalışanların da sürekli olarak yeni beceriler edinmesi gerekiyor. Tek seferlik eğitim programları bunun için yeterli olmuyor. Şirketlerin: ● Sürekli yetkinlik geliştirme (upskilling) ve yeni beceriler kazanma (reskilling) mekanizmaları kurması, ● Çalışanları yeni ve gelişen rollere yönlendirecek kariyer yolları tasarlaması, ● Dönüşümü aşamalı ve planlı şekilde yönetmesi gerekiyor.” Yapay zekâ anlatısının doğru kurulması Yapay zekâ dönüşümünde teknik uygulama kadar iletişim de kritik önem taşıyor. Otomasyonun yalnızca iş kaybı ile ilişkilendirilmesi, çalışan bağlılığını düşürüyor ve dönüşüme direnci artırıyor. Kısa vadeli verimlilik kazanımları uğruna yapılan agresif kesintiler, uzun vadede organizasyonel performansı zayıflatabiliyor. Buna karşılık, yapay zekâyı değer yaratma ve rol zenginleştirme aracı olarak konumlandıran liderler, çalışanlarını dönüşümün bir parçası haline getirebiliyor. Sonuçta geleceği tasarlayanlar kazanmaya aday Yapay zekâ, şirketler için yalnızca bir verimlilik aracı değil; yeni bir büyüme, inovasyon ve değer yaratma dalgasının temel itici gücü. Bu dalga, rekabeti yeniden tanımlarken şirketler arasında belirgin bir ayrışma yaratma potansiyeline sahip. Bu süreçte bazı organizasyonlar yapay zekâyı yalnızca maliyet avantajı için kullanırken, diğerleri onu yeni iş modelleri, ürünler ve pazarlar yaratmak için bir kaldıraç olarak konumlandıracak. Bu tercih, yalnızca performansı değil, şirketlerin gelecekteki konumunu da belirleyecek. Bu dönüşüm aynı zamanda belirsizliklerle birlikte geliyor. Yapay zekânın etkisi sektörler ve şirketler arasında farklı hız ve ölçekte hissedilecek. Kimi organizasyonlar küçülmeye giderken, kimileri agresif büyüme ve yetenek yatırımıyla öne çıkacak. Bu yeni düzende liderler için asıl önem taşıyan soru şu olacak: Yapay zekâyı bir verimlilik aracı olarak mı kullanacağız, yoksa organizasyonu yeniden tasarlayan bir büyüme motoruna mı dönüştüreceğiz? Gözde Yalazi Özbek gerçek rekabet avantajının kimlerin elinde olacağını ise şöyle açıkladı: “Otomasyon ile insan potansiyelini birlikte ölçekleyebilen, bu süreçte İK’yı stratejik bir iş ortağı olarak konumlandıran, yetkinlik dönüşümünü bir kaldıraç olarak kullanan ve verimlilik kazanımlarını sürdürülebilir büyümeye çevirebilen organizasyonlar pastadan büyük pay alacak. YZ çağında kazananlar, değişime en hızlı adapte olanlar değil; değişimi en iyi tasarlayanlar olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnovasyonun Öncü Markası  Dardanel 42 Yaşında Haber

İnovasyonun Öncü Markası Dardanel 42 Yaşında

Türkiye’de balık ve deniz ürünleri alanının öncü markası Dardanel, 42. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. 16 Nisan 1984’te Çanakkale’de başlayan üretim yolculuğu, bugün 9 kategori altında gelişen ürün ekosistemi, yaygın ihracat ağı ve stratejik yatırımlarla büyümesini sürdürüyor. Dardanel, köklü birikimini inovatif ve katma değerli ürün geliştirme kabiliyeti, güçlü üretim kapasitesi ve uluslararası açılımlarıyla destekleyerek faaliyet alanını istikrarlı biçimde genişletiyor. Dardanel Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “42 yıl önce Çanakkale’de başladığımız bu yolculukta, Türkiye’de deniz ürünleri alanında öncü adımlar attık. Bugün Dardanel; ton balığından hazır yemeğe, sandviçten sushiye uzanan 9 farklı kategorideki inovatif ürün portföyüyle geniş bir ekosisteme oluşturuyor. Gıda sektöründeki gelişmeleri, küresel gastronomi trendlerini ve tüketici beklentilerini yakından takip ederek ürünlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Dünya genelinde hızla artan sağlıklı, pratik ve lezzetli gıda talebine yanıt verirken, güçlü dağıtım ağımız sayesinde bu ürünleri geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde de katma değerli ürünlere odaklanarak büyümemizi sürdürmeyi ve ihracat pazarlarımızı geliştirmeyi hedefliyoruz.” Kapsamlı Dağıtım Altyapısıyla Genişleyen Etki Alanı Dardanel, oda sıcaklığı, +4 ve -18 derece ürün gruplarını kapsayan dağıtım altyapısıyla ürünlerini 100 bini aşkın noktaya ulaştırıyor. Farklı saklama koşullarındaki lojistik çözümleriyle entegre bir iş modeli kuran Dardanel, ürünlerin kesintisiz bir şekilde tüketiciyle buluşmasını sağlıyor. Bu kapsamlı erişim gücü; Dardanel’in yatırım, inovasyon ve üretim kabiliyetleriyle birleşerek şirketi yalnızca ürün geliştiren bir yapıdan öteye taşıyor. Dardanel, bu bütünleşik yapı sayesinde Türkiye’nin en yaygın tüketim akışını yöneten bir grup olarak faaliyetlerini sürdürüyor. İnovasyonla Genişleyen Kategori Yolculuğu Kuruluşundan bu yana inovasyonu büyüme modelinin merkezine koyan Dardanel, ton balığını Türkiye’de günlük beslenme alışkanlıklarının parçası haline getirerek sağlıklı ve pratik ürün çeşitliliğini genişletiyor. Ar-Ge alanındaki güçlü yetkinliğini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak sürdüren Dardanel, lezzet, erişilebilirlik ve pratik tüketim beklentilerini aynı stratejik çerçevede değerlendiriyor. “İlklerin öncüsü” olma vizyonuyla hareket eden Dardanel, ilk paketli sandviç ve ilk paketli sushi gibi ürünlerle yeni tüketim alanlarının gelişimine öncülük ederken, alışkanlıkların dönüşümünde de belirleyici bir rol üstleniyor. Modern yaşamın hızına uyum sağlayan sağlıklı beslenme çözümleriyle faaliyet alanlarını farklı kategorilere taşıyor. Sushi Yatırımlarıyla Büyüyen Üretim Ağı Dardanel, değişen tüketim eğilimleri ve global gastronomi trendleri doğrultusunda sushi kategorisindeki yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2025’te Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 milyon euro yatırımla kurulan 6 bin metrekarelik sushi fabrikasını devreye alan şirket, Önen Gıda’nın bu alandaki üretim kabiliyetini güçlendirdi. 2024 sonunda ise Yunanistan’da Kallimanis çatısı altındaki fabrikasını devreye alarak uluslararası üretim ağını genişletti. Sürdürülebilirlik Odağında Yeni Yatırımlar Dardanel, yatırımlarını kapasite artışı, verimlilik, yeni teknolojiler, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik odağında sürdürerek Çanakkale ve Yunanistan’daki fabrika yatırımlarıyla üretim gücünü ve operasyonel yetkinliğini artırdı. Süreçlerini daha hızlı ve esnek hale getiren şirket, büyümesini katma değerli üretimle destekliyor. Dardanel’in 2026 yılı yatırım gündeminde ise enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet öne çıkıyor. Bu kapsamda başlatılan en önemli adımlardan biri olan GES projesiyle, Çorum İskilip’te 4,35 milyon dolarlık GES yatırımıyla Dardanel Önentaş Tesisi’nin yıllık elektrik ihtiyacının tamamının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Bu adımla maliyet yapısının güçlendirilmesi ve karbon ayak izinin azaltılması amaçlanıyor. 42.yılında Dardanel, Çanakkale’de başlayan köklü yolculuğunu üretim gücü, yenilikçi ürün geliştirme kabiliyeti, geniş dağıtım ağı ve yeni yatırımlarıyla geleceğe taşıyor. Türkiye’de doğan ve uluslararası ölçekte büyümesini sürdüren Dardanel, önümüzdeki dönemde balık ve deniz ürünleri alanındaki öncü konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Save The Duck'tan annelere zamansız, sürdürülebilir siluetler Haber

Save The Duck'tan annelere zamansız, sürdürülebilir siluetler

Modern annelerin çok yönlü yaşamına uyumlanan tasarımlar Save The Duck'ta Anneler Günü, ustalığı kutlamak için bir davet niteliğinde. Güçlü, zarif ve çok katmanlı kadınlara ve hayatı kendi ritminde yaşayan annelere adanmış bir koleksiyon. Her parça, yalnızca bugünün değil, yarının da stilini taşıyor. Hafiflik, teknik ustalık ve rafine tasarım diliyle şekillenen detaylar, modern annelerin çok yönlü yaşamına uyumlanıyor. Çünkü en kalıcı şıklık, anlam taşıyandır Bu sezon trençkot, yeniden yazılıyor. Keskin ama akışkan hatlar, rüzgârla hareket eden teknik yüzeyler ve doğadan ilham alan nötr paletler. Her parça, şehirli bir zarafetin sessiz ama güçlü ifadesi. Save The Duck’ta trençkot, artık yalnızca bir dış giyim parçası değil; zamansız bir şehir estetiği adeta. Sürdürülebilir lüksün yeni kodları Yelekler ise katmanlı giyimin en rafine yorumu olarak sahneye çıkıyor. Sabahın erken saatlerinden akşamın serinliğine uzanan günün kusursuz eşlikçisi olmaları ve Neredeyse yokmuş hissi veren hafiflikleriyle, günün ritmine uyum sağlıyorlar. Koleksiyonun asıl gücü ise görünmeyende saklı. Geri dönüştürülmüş lifler, hayvansız üretim süreçleri ve doğaya saygılı inovasyon. Save The Duck için lüks, artık yalnızca dokularla değil, seçimlerle tanımlanıyor. #SaveTheDuck #SS26 #AnnelerGünü www.savetheduck.com.tr

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.