Uygulamalarımız appstore googleplay

#Yunanistan

TTN TÜRK - Yunanistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yunanistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yunanistan girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yunanistan girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

Yunanistan’ın Meriç sınırında silah operasyonu: 147 tabanca ele geçirildi, 13 Türk vatandaşı gözaltına alındı Haber

Yunanistan’ın Meriç sınırında silah operasyonu: 147 tabanca ele geçirildi, 13 Türk vatandaşı gözaltına alındı

İddialara göre, güvenlik güçleri, Meriç Nehri üzerinden gerçekleştirileceği değerlendirilen silah sevkiyatını önceden tespit etti. Bölgedeki hareketlilik üzerine operasyon hazırlığı yapan ekiplerin, sınır hattında belirlenen noktalara pusu kurduğu belirtildi. Yunan medyasında yer alan iddialara göre, operasyon sırasında şüphelilerin taşıdığı çuvallar içerisinde toplam 147 adet tabanca ile çok sayıda şarjör ele geçirildi. Silahların organize suç örgütlerine ulaştırılmasının planlandığı ileri sürüldü. Ele geçirilen tabancaların bir bölümünün Yunanistan içerisinde kullanılacağı, bir kısmının ise Avrupa’daki farklı noktalara sevk edilmesinin planlandığı iddia edildi. Yetkililerin silahların menşei ve bağlantılarıyla ilgili kapsamlı inceleme başlattığı aktarıldı. Meriç Nehri üzerinden geçiş iddiası Operasyonun Meriç Nehri kıyısında gerçekleştirildiği ve şüphelilerin botlarla sınırı geçmeye çalıştıkları sırada yakalandıkları belirtildi. Yunan güvenlik kaynakları, operasyonun organize suç ağlarına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti. Olayın uluslararası boyutunun da araştırıldığı belirtiliyor. Daltonlar iddiası Yunan basınında çıkan haberlerde, ele geçirilen silahların "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüyle bağlantılı olabileceği iddia edildi. Ancak konuya ilişkin resmi makamlardan bir açıklama yapılmadı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin ifadelerinin alınmaya devam ettiği, olayın bağlantılarının araştırıldığı öğrenildi. Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınır hattında son dönemde kaçakçılık, düzensiz göç ve organize suç operasyonlarının arttığı dikkat çekiyor. Özellikle Meriç Nehri çevresinde güvenlik güçlerinin hem kara hem de nehir hattında yoğun denetimler gerçekleştirdiği biliniyor.

İnovasyonun Öncü Markası  Dardanel 42 Yaşında Haber

İnovasyonun Öncü Markası Dardanel 42 Yaşında

Türkiye’de balık ve deniz ürünleri alanının öncü markası Dardanel, 42. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. 16 Nisan 1984’te Çanakkale’de başlayan üretim yolculuğu, bugün 9 kategori altında gelişen ürün ekosistemi, yaygın ihracat ağı ve stratejik yatırımlarla büyümesini sürdürüyor. Dardanel, köklü birikimini inovatif ve katma değerli ürün geliştirme kabiliyeti, güçlü üretim kapasitesi ve uluslararası açılımlarıyla destekleyerek faaliyet alanını istikrarlı biçimde genişletiyor. Dardanel Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “42 yıl önce Çanakkale’de başladığımız bu yolculukta, Türkiye’de deniz ürünleri alanında öncü adımlar attık. Bugün Dardanel; ton balığından hazır yemeğe, sandviçten sushiye uzanan 9 farklı kategorideki inovatif ürün portföyüyle geniş bir ekosisteme oluşturuyor. Gıda sektöründeki gelişmeleri, küresel gastronomi trendlerini ve tüketici beklentilerini yakından takip ederek ürünlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Dünya genelinde hızla artan sağlıklı, pratik ve lezzetli gıda talebine yanıt verirken, güçlü dağıtım ağımız sayesinde bu ürünleri geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde de katma değerli ürünlere odaklanarak büyümemizi sürdürmeyi ve ihracat pazarlarımızı geliştirmeyi hedefliyoruz.” Kapsamlı Dağıtım Altyapısıyla Genişleyen Etki Alanı Dardanel, oda sıcaklığı, +4 ve -18 derece ürün gruplarını kapsayan dağıtım altyapısıyla ürünlerini 100 bini aşkın noktaya ulaştırıyor. Farklı saklama koşullarındaki lojistik çözümleriyle entegre bir iş modeli kuran Dardanel, ürünlerin kesintisiz bir şekilde tüketiciyle buluşmasını sağlıyor. Bu kapsamlı erişim gücü; Dardanel’in yatırım, inovasyon ve üretim kabiliyetleriyle birleşerek şirketi yalnızca ürün geliştiren bir yapıdan öteye taşıyor. Dardanel, bu bütünleşik yapı sayesinde Türkiye’nin en yaygın tüketim akışını yöneten bir grup olarak faaliyetlerini sürdürüyor. İnovasyonla Genişleyen Kategori Yolculuğu Kuruluşundan bu yana inovasyonu büyüme modelinin merkezine koyan Dardanel, ton balığını Türkiye’de günlük beslenme alışkanlıklarının parçası haline getirerek sağlıklı ve pratik ürün çeşitliliğini genişletiyor. Ar-Ge alanındaki güçlü yetkinliğini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak sürdüren Dardanel, lezzet, erişilebilirlik ve pratik tüketim beklentilerini aynı stratejik çerçevede değerlendiriyor. “İlklerin öncüsü” olma vizyonuyla hareket eden Dardanel, ilk paketli sandviç ve ilk paketli sushi gibi ürünlerle yeni tüketim alanlarının gelişimine öncülük ederken, alışkanlıkların dönüşümünde de belirleyici bir rol üstleniyor. Modern yaşamın hızına uyum sağlayan sağlıklı beslenme çözümleriyle faaliyet alanlarını farklı kategorilere taşıyor. Sushi Yatırımlarıyla Büyüyen Üretim Ağı Dardanel, değişen tüketim eğilimleri ve global gastronomi trendleri doğrultusunda sushi kategorisindeki yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2025’te Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 milyon euro yatırımla kurulan 6 bin metrekarelik sushi fabrikasını devreye alan şirket, Önen Gıda’nın bu alandaki üretim kabiliyetini güçlendirdi. 2024 sonunda ise Yunanistan’da Kallimanis çatısı altındaki fabrikasını devreye alarak uluslararası üretim ağını genişletti. Sürdürülebilirlik Odağında Yeni Yatırımlar Dardanel, yatırımlarını kapasite artışı, verimlilik, yeni teknolojiler, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik odağında sürdürerek Çanakkale ve Yunanistan’daki fabrika yatırımlarıyla üretim gücünü ve operasyonel yetkinliğini artırdı. Süreçlerini daha hızlı ve esnek hale getiren şirket, büyümesini katma değerli üretimle destekliyor. Dardanel’in 2026 yılı yatırım gündeminde ise enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet öne çıkıyor. Bu kapsamda başlatılan en önemli adımlardan biri olan GES projesiyle, Çorum İskilip’te 4,35 milyon dolarlık GES yatırımıyla Dardanel Önentaş Tesisi’nin yıllık elektrik ihtiyacının tamamının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Bu adımla maliyet yapısının güçlendirilmesi ve karbon ayak izinin azaltılması amaçlanıyor. 42.yılında Dardanel, Çanakkale’de başlayan köklü yolculuğunu üretim gücü, yenilikçi ürün geliştirme kabiliyeti, geniş dağıtım ağı ve yeni yatırımlarıyla geleceğe taşıyor. Türkiye’de doğan ve uluslararası ölçekte büyümesini sürdüren Dardanel, önümüzdeki dönemde balık ve deniz ürünleri alanındaki öncü konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Geleceğin Yıldız Solistleri İş Sanat Sahnesinde Haber

Geleceğin Yıldız Solistleri İş Sanat Sahnesinde

Geleceğin Yıldız Solistleri İş Sanat Sahnesinde İş Sanat, ülkemizin gururu genç sanatçılarımızı müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Gelecek vadeden yeteneklere ışık tutan Parlayan Yıldızlar konserleri genç yıldızların sahne deneyimini artırarak onları dünya sahnelerine hazırlamayı amaçlıyor. Parlayan Yıldızlar konserleri 20 Nisan Pazartesi akşamı 20.30’da Defne Mecidiye (klarnet) ve Mustafa Anıl Aşan (piyano) ile devam ediyor. Defne Mecidiye, repertuvarında klarnetin teknik ve lirik olanaklarını ön plana çıkaran eserlere yer verirken, Mustafa Anıl Aşan ise romantik dönemin önde gelen bestecileri Johannes Brahms, Frédéric Chopin ve Franz Liszt’in eserlerini seslendirecek. Ücretsiz düzenlenen Parlayan Yıldızlar konserleri için Biletix’ten rezervasyon yaptırabilirsiniz. DEFNE MECİDİYE, klarnet 2009 yılında İzmit’te doğan Defne Mecidiye, 2019 yılında Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Öğr. Gör. Yasemin Salman ile klarnet eğitimine başladı. Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oda Orkestrası ve Kocaeli Sanayi Odası Oda Orkestrası’nda klarnet grup şefi olarak görev yapan genç müzisyen, 2025 yılında Senfonik Tınılarla Orkestra Akademisi (S.T.O.A.) yaz kampında klarnet grup şefi olarak görev yaptı. 2023 yılında Yunanistan ve Belçika’da düzenlenen masterclass programlarına katıldı ve Franck Amet, Florent Héau, Philippe Cuper, Robert Spring, Marco Thomas, Spyros Mourikis, Robert Oberaigner, Deborah Bish, Henk Soenen, Jean-Marc Fessard, Orkun Uyar, Kıvanç Fındıklı, Ayşegül Kirmanoğlu, Ecesu Sertesen ve Emirhan Tuğa gibi önemli sanatçılarla çalışma fırsatı buldu. Genç müzisyen, 2023 yılında World Classical Music Awards yarışmasında Gold Prize, Saint-Saëns International Music Competition’da Gold Prize ve Excellent Interpretation Special Award; 2025 yılında ise Beethoven International Music Competition UK’de First Prize ödüllerine layık görüldü. MUSTAFA ANIL AŞAN, piyano Mustafa Anıl Aşan, 2009 yılında İstanbul’da doğdu. 2020 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’na girmeye hak kazandı ve bir yıl boyunca Prof. Yeşim Alkaya Yener ile çalıştı. 2024 yılında Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde konser veren sanatçı, konservatuvar bünyesinde konserler vermeye devam ediyor. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi piyano bölümünde 10. sınıf öğrencisi olan genç piyanist, 2021 yılından bu yana Prof. Binnur Ekber ile çalışmalarını sürdürüyor. Detaylı bilgi için: issanat.com.tr

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.