Uygulamalarımız appstore googleplay

#Yeşil Dönüşüm

TTN TÜRK - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Haber

Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar"

Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.

Teşvik Almanın önemi: Yatırım uzmanı Sibel Çelebi'den Tavsiyeler Haber

Teşvik Almanın önemi: Yatırım uzmanı Sibel Çelebi'den Tavsiyeler

Teşvik almanın işletmeler için önemini kaleme alan yatırım uzmanı Sibel Çelebi, önemli bilgilendirmeleri ile TTN TÜRK köşe yazılarında bizleri aydınlatmaya devam edecek bu gün yayınlanan ilk köşe yazısı ise şöyle; Teşvik Almayan İşletmeler 2026’da Rekabet Edemez Türkiye’de iş dünyasında uzun süredir gözlemlediğim kritik bir gerçek var: İşletmelerin büyük bir kısmı hâlâ devlet teşviklerini “ek avantaj” olarak görüyor. Oysa güncel ekonomik koşullarda bu yaklaşım artık geçerliliğini yitirmiştir. 2026 itibarıyla devlet teşvikleri, işletmeler için bir tercih değil, doğrudan rekabet unsurudur. Bugün aynı sektörde faaliyet gösteren iki firmayı karşılaştırdığınızda; teşvikleri doğru kullanan işletmenin maliyet, kârlılık ve büyüme hızında açık ara öne geçtiğini net şekilde görmek mümkündür. GERÇEK PROBLEM NEREDE? Sorun teşviklerin yetersiz olması değil. Sorun, teşviklerin stratejik bir araç olarak kullanılmamasıdır. Sahada en sık karşılaştığım durumlar: Teşviklerden haberdar olmayan işletmeler Yanlış veya eksik başvurular Süreci profesyonel yönetemediği için destekleri kaybeden firmalar Bu nedenle birçok işletme, hak ettiği destekleri alamadan sistemin dışında kalmaktadır. TEŞVİK SİSTEMİ DOĞRU KULLANILDIĞINDA NE SAĞLAR? Doğru kurgulanmış bir teşvik stratejisi ile: Yatırım maliyetleri ciddi oranlarda düşer Vergisel avantajlar ile nakit akışı güçlenir SGK destekleri ile istihdam maliyeti azalır İhracat süreçleri hızlanır Kısacası teşvikler, işletmeler için görünmeyen bir finansman kaynağıdır. EN BÜYÜK YANILGI Pek çok firma şu hatayı yapıyor: “Yatırımı yapalım, sonra teşviğe bakarız.” Bu yaklaşım, teşvik sisteminin doğasına tamamen aykırıdır. Doğru olan şudur: Yatırım kararı ile teşvik planlaması aynı anda yapılmalıdır. Aksi halde işletme, alabileceği desteklerin büyük kısmını baştan kaybeder. 2026’DA ÖNE ÇIKAN KRİTİK DESTEK ALANLARI Bugün en fazla katma değer sağlayan başlıklar: Yatırım Teşvik Sistemi : Vergi indirimi, SGK desteği ve maliyet avantajı KOSGEB Destekleri : Özellikle dijitalleşme ve kapasite artırımı İhracat Teşvikleri : Fuar, tanıtım ve marka destekleri Yeşil Dönüşüm : Enerji ve sürdürülebilirlik yatırımları Bu alanlar doğru analiz edildiğinde işletmeye doğrudan rekabet üstünlüğü sağlar. SAHADAN NET BİR TESPİT Bugün teşvikleri doğru yöneten işletmeler: Daha hızlı büyüyorDaha düşük maliyetle üretim yapıyorDaha agresif fiyatlama ile pazarda yer alıyor Teşvik kullanmayan işletmeler ise aynı yarışa 1-0 geride başlıyor. SONUÇ Devlet teşvikleri artık “bilinirse iyi olur” seviyesinde bir konu değildir. Bu sistemin dışında kalan işletmeler, önümüzdeki dönemde rekabet gücünü sürdüremez. Bu nedenle teşvikler: Finans değil, strateji konusudurDestek değil, büyüme aracıdırOpsiyon değil, zorunluluktur Sibel ÇELEBİ Eluna Group Teşvik Danışmanlığı Devlet Teşvikleri ve Stratejik Yatırım Uzmanı Sibel Çelebi Tüm yazıları için tıkla

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.