Uygulamalarımız appstore googleplay

#Soruşturma

TTN TÜRK - Soruşturma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soruşturma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marmara’daki gemi kazasına ilişkin İmamoğlu Denizcilik yetkililerinden açıklama Haber

Marmara’daki gemi kazasına ilişkin İmamoğlu Denizcilik yetkililerinden açıklama

Silivri açıklarında gerçekleşen ve batan gemideki kayıp 10 mürettebatı arama çalışmalarının sürdüğü kazanın ardından taraflardan İmamoğlu Denizcilik yetkilileri ile hukuki temsilcileri olaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Marmara Denizi Silivri açıklarında meydana gelen ve iki Türk armatörlük firmasına ait geminin karıştığı kazanın ardından arama kurtarma çalışmaları aralıksız sürerken, batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin yetkilileri ve avukatları kamuoyunu bilgilendirdi. Kazada batan gemideki kayıp 10 mürettebatı arama kurtarma faaliyetleri devam ederken, yetkililer kazanın oluş şekli, gemideki yük durumu ve adli süreç hakkında açıklamalarda bulundu. "Seyir ve sefer emniyeti ihlali gözükmektedir" Sigortacı Emin Yaşacan, gemide herhangi bir teknik aksaklık bulunmadığına dikkat çekerek, "Geçmiş olsun bütün denizcilik camiamıza. Sabahın erken saatlerinde bu elim hadise gerçekleşmiştir. Herhangi bir gemilerimizde herhangi bir kusur, teknik aksaklık görülmemekle beraber seyir ve sefer emniyeti ihlali gözükmektedir. Hemen batan gemimizde çok ağır yük bulunmaktadır. Yaklaşık 200 kamyon demir çelik malı olduğunu düşünürseniz en ufak bir yarada çok çabuk batacağı malumunuzdur. Olayın savcılık aşamasında incelemeler devam etmekte" ifadelerini kullandı. "Kurtarma ve yardım çalışmaları devam ediyor" Donatan avukatı Selçuk Esenyel ise önceliklerinin kayıp denizcilerin bulunması olduğunu belirterek, "Tuğberk İmamoğlu gemisi donatanıyım, Sayın Cahit İstikbal ile birlikte. Maalesef ki son birkaç gündür denizcilikte yaşanan elim olaylarla gündeme geliyoruz. Bunlardan bir tanesiyle yine karşı karşıyayız. Kurtarma ve yardım çalışmaları devam ediyor. Öncelikli olarak tabii ki tüm temennimiz kayıp denizcilerimizin bir an önce sağ salim bir şekilde bulunması. Olaya dönecek olursak; iki tane Türk armatörümüzün gemisi, Türk karasularında meydana gelen bir olay. Seperasyon hattı yani trafik hattı içerisinde meydana gelmiş bir olaydan bahsediyoruz" dedi. "Biz de konuyu takip ediyoruz" Arama kurtarma süreçlerine ve adli boyuta ilişkin de konuşan Av. Esenyel, "Burada tabii irdelenmesi gereken konu daha ziyade arama kurtarma faaliyetleri. Kamu birimlerimiz, özellikle Tuğberk İmamoğlu gemisinin EPIRB sinyali neticesinde konudan haberdar oluyor ve arama kurtarma faaliyetlerine başlıyor. Bu noktada tabii arama kurtarma faaliyetleri kamu birimleri tarafından mümkün olabildiğince erken başlatılmakla birlikte, diğer gemiden arama kurtarma faaliyetlerinin ne kadar yürütülüp yürütülmediğine ilişkin olarak Silivri Başsavcılığımız tarafında da bir soruşturma başlatıldığını biraz önce öğrendik. Biz de konuyu takip ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Müvekkil şirketimiz bütün arama kurtarma çalışmalarına tam destek veriyor" Hukuki süreç ve kazanın meydana geliş biçimi hakkında detay veren Dr. Kaptan Cahit İstikbal ise şunları kaydetti: "Ben de Esenyel Hukuk Bürosu avukatlarındanım, Selçuk Bey ile beraber. Burada mağdur denizcilik şirketini temsil ediyoruz. Tüm denizcilerimize geçmiş olsun diliyoruz. Öncelikle Marmara’nın ortasında, İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri’nin kontrol alanı içerisinde ve trafik ayrım şeması içerisinde meydana gelen müessif bir kaza. Bu kaza esnasında gemilerden birisi seperasyon sistemi içerisinde seyrederken diğeri cross geçiş yapmaya çalıştığı anlaşılıyor ve bu sırada bu kaza meydana geliyor. Müvekkil şirketimiz bütün arama kurtarma çalışmalarına tam destek veriyor. Ümidimiz bir an önce kayıp kazazedelerin bulunmasıdır. Olayın tabii adli süreçte devam ettiği için kazaya ilişkin şu aşamada çok fazla yorumda bulunmak istemiyoruz."

KKTC’de gemi faciası soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı Haber

KKTC’de gemi faciası soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Girne açıklarında dün yaşanan gemi faciasına ilişkin soruşturma kapsamında mahkemeye çıkarılan 9 şüpheli hakkında 3 gün tutukluluk kararı verildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Girne açıklarında dün yaşanan ve 8 kişinin hayatını kaybettiği gemi faciasına ilişkin soruşturma sürerken, olayla ilgili adli süreçte yeni bir gelişme yaşandı. Girne Mahkemesi, soruşturmanın devam ettiğini dikkate alarak 9 şüphelinin 3 gün süreyle tutuklu kalmasına karar verdi. Yürütülen soruşturma kapsamında geminin sefer belgeleri, teknik durumu, mürettebatın tahliye sırasındaki tutumu ve şirket hissedarlarının muhtemel sorumluluklarına ilişkin araştırmaların sürdüğü belirtildi. "Deniz şartlarının sefere engel teşkil etmediği tespit edildi" Mahkemede aktarılan bilgilere göre, geminin kapasitesinin üzerinde yolcu taşıdığına ilişkin şu ana kadar herhangi bir bulguya ulaşılamadı. Geminin limandan ayrıldığı sırada hava ve deniz şartlarının sefere engel teşkil etmediği, 3 metreye kadar olan dalgalarda geminin limandan çıkışına engel bulunmadığı tespit edildi. Geminin izin ve sefer belgelerinin tam olduğu, uluslararası sularda sefere uygun bulunduğu ve son denetiminin 2 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirildiği mahkemeye aktarıldı. Geminin yaklaşık 12 yıl önce bir kazada hasar gördüğü, daha sonra onarıldığı ve 2024 yılında yeniden sefer izni aldığı yönündeki bilgiler de soruşturma dosyasına girdi. Geminin hasar aldıktan sonra yola devam ettiği iddiası araştırılıyor Polis tarafından alınan bazı ifadelerde, geminin hasar almasına rağmen yoluna devam ettiği yönünde iddialar ortaya atıldı. Geminin Türkiye’de gerçekleştirilen bir işlem sırasında zarar gördüğüne yönelik iddiaların da soruşturma kapsamında araştırılacağı kaydedildi. Yolcular tarafından çekilen görüntülerin de polis tarafından inceleneceği bildirildi. Soruşturma kapsamında geminin teknik durumu ve kazanın meydana gelmesinde kasıt bulunup bulunmadığı da araştırılıyor. Mürettebatın tahliyedeki tutumu mercek altında Mahkemeye verilen bazı ifadelerde mürettebatın can yelekleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı ve tahliye edilmesi gereken yolculara yardım edilmediği ileri sürüldü. Savunma tarafı, mürettebatın can yelekleri ve can sallarıyla yolculara yardım ettiğini öne sürdü. Polis, alınan bazı ifadelerde ise yolculara yardım edilmediğinin belirtildiğini mahkemeye aktardı. Gemide yeterli sayıda can salının bulunduğu yönündeki bilgi de duruşmada gündeme geldi. İkinci kaptanın yardım çağrısı yaptığı belirtildi Soruşturma kapsamında ikinci kaptanın yardım çağrısında bulunduğu da mahkemeye aktarıldı. Şüphelilerden Serkan Erol’un gemi kaptanına geminin uç kısmının kırıldığını söylediği belirtildi. Erol’un söz konusu bölümü görüp göremeyeceği ve verdiği ifadenin doğruluğunun polis tarafından araştırıldığı kaydedildi. Kaptanın resmi kaptanlık belgesine ilişkin araştırmanın da devam ettiği bildirildi. Şirket hissedarlarının sorumluluğu araştırılacak Soruşturmanın yalnızca gemi kaptanı ve mürettebatıyla sınırlı kalmayacağı, gemi şirketinin hissedarlarının kazada herhangi bir sorumluluklarının bulunup bulunmadığının da araştırılacağı mahkemede belirtildi. Duruşmada, şirket hissedarları olarak Sadık Akyüz, Ramazan Akyüz, Harun Erhun, Bekir Hürdeniz ve Metin Osmancıoğlu’nun isimleri de gündeme geldi.

Kuriş’lerin kaçışında dikkat çeken araç detayı: Araç eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli çıktı Haber

Kuriş’lerin kaçışında dikkat çeken araç detayı: Araç eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında, yurt dışına kaçma hazırlığındayken Marmaris Bozburun’da yakalanan firari Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ın kaçış organizasyonuna ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında elde edilen bilgilere göre, şüphelilerin Muğla’ya götürülmesinde kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı ve son olarak İYİ Parti Ordu 1. sıra milletvekili adayı olan İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde 34 SL 313 plakalı aracın 16 Ağustos 2026 tarihinde İzmir’in Selçuk ilçesi Kozpınar mevkiindeki bir akaryakıt istasyonundan yakıt aldığı, aracın sürücüsünün ise Mehmet Özmen olduğu tespit edildi. PTS ve diğer görüntülerde, Özmen’in araçtan indiği, araç içerisindeki diğer kişilerin ise tedbir amacıyla araçtan inmediği tespit edildi. Özmen’in şüphelileri Muğla’ya bıraktıktan sonra araçla yeniden İstanbul’a döndüğü değerlendirildi. Soruşturmadaki bir diğer dikkat çekici tespitte ise Özmen’in kullandığı belirlenen GSM hattını 16 Ağustos günü saat 12.31 sıralarında kapattığı, 34 SL 313 plakalı aracın ise aynı gün 15.05 sıralarında ViaPort Plaka Tanıma Sistemi kayıtlarına girdiği belirlendi. Özmen’in gidiş ve dönüş güzergâhında telefonunu kapalı tuttuğu, hattın 17 Ağustos günü saat 11.05’te aracın ViaPort PTS kaydıyla uyumlu şekilde yeniden aktif hale geldiği tespit edildi. Bu veriler doğrultusunda, Özmen’in İstanbul’a dönüşünün ardından telefonunu tekrar açtığı anlaşıldı. Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ın gayr-i resmî yollarla yurt dışına çıkarılmasına yönelik organizasyonda kimlerin yer aldığı, 34 SL 313 plakalı aracın hangi şekilde temin edildiği ve kaçışa yardım eden diğer kişilerin tespitine yönelik soruşturma derinleştiriliyor.

Edirne’de CHP’li milletvekilinin darbedildiği iddia edilen kavgada 3 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı Haber

Edirne’de CHP’li milletvekilinin darbedildiği iddia edilen kavgada 3 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı

Edirne’de CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’ın darbedildiği iddia edilen kavgaya ilişkin gözaltına alınan 2’si kadın 3 kişi, adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı getirilerek serbest bırakıldı. Olay, Edirne merkez Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir apartmanda gece saatlerinde meydana geldi. İhbar üzerine adrese polis ekipleri sevk edilirken, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan darbedildiğini, cep telefonunun alındığını ve olay sırasında görüntülerinin çekildiğini belirterek şikayetçi oldu. Polis ekiplerinin yaptığı aramada Yazgan’ın cep telefonu buzdolabının altında bulunarak, kendisine teslim edildi. Olayla ilgili B.Ş. (33), T.A. (33) ve N.D. (39) gözaltına alındı. Şüpheliler ise, ifadelerinde doğum günü kutlamasının ardından T.A.’nın evine gittiklerini, burada CHP Milletvekili Yazgan ile alkol aldıklarını ve çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğünü öne sürdü. Tarafların birbirlerinden karşılıklı olarak şikayetçi olduğu öğrenildi. Şüphelilerin Yazgan hakkında cinsel taciz, tehdit ve hakaret iddialarında bulunduğu, N.D.’nin ise cam parçasıyla elinden yaralandığını öne sürdüğü belirtildi. Olay anına ilişkin görüntülerin de soruşturma kapsamında incelendiği öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheli, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakıldı. Öte yandan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, sosyal medyada yayımlanan görüntülerin ardından Ahmet Baran Yazgan’ın olayın tüm yönleriyle araştırılması amacıyla CHP Genel Merkezi’ne çağrıldığını açıkladı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu tutuklandı Haber

Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu tutuklandı

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Etimesgut Belediyesi'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun da aralarında bulunduğu 40 şüpheli tutuklanırken, 14 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Etimesgut Belediyesi’ne yönelik ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘irtikap’ ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında toplam 55 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma çerçevesinde 10 şüpheli başsavcılık tarafından imza atma yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağını içeren adli kontrol talebiyle, 44 şüpheli ise tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. 10 şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasına karar veren mahkeme, aralarında Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun da bulunduğu 44 şüpheliden 40'ı hakkında tutuklama, 4 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verdi. Öte yandan 1 şüphelinin hastanede tedavi altında bulunduğu için adliyeye sevk edilmediği öğrenildi. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 42’si belediye görevlisi, 13’ü firma yetkilisi olmak üzere toplam 55 şüpheliye yönelik 30 Temmuz Perşembe günü sabah saatlerinde 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu, Belediye Başkan Yardımcıları M.K., T.Ö., İ.B.B., ve A.A.'nın da aralarında olduğu 55 şüpheli ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘irtikap’ ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında Sosyal Yardım İşleri Müdürü, Mali Hizmetler Müdürü, İmar ve Şehircilik Müdürü, Destek Hizmetleri Müdürü, Zabıta Müdürü, Emlak ve İstimlak Müdürü, Fen İşleri Müdürlüğü İhale Şefi, Belediye Başkanı danışmanı ve koruması, ihale ve muayene kabul komisyonlarında görevli personel, mühendisler, belediye iştiraki Etimkent AŞ.’nin genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri, belediye personeli ve eski belediye çalışanları, bazı siyasi parti yöneticileri ve belediye meclis üyeleri, belediye ile iş yapan firma yetkilileri ve bir iş takipçisinin olduğu öğrenilmişti.

Haluk Levent’in şoförü Çetin: "Kendi hesabı yoktu, benim hesabımı kullanıyordu" Haber

Haluk Levent’in şoförü Çetin: "Kendi hesabı yoktu, benim hesabımı kullanıyordu"

Haluk Levent’in şoförü İlker Çetin, Ahbap Derneğine yönelik soruşturma kapsamında verdiği ifadede, banka hesapları üzerinden gerçekleştirilen yüklü para transferlerinin Haluk Levent’in talimatları doğrultusunda yapıldığını belirtti. Çetin; hesabından Yeliz Kaya’ya 210 milyon lirayı aşan para gönderildiğini, Ankara’da yüklü miktarda nakit taşıdığını, talimatların WhatsApp üzerinden iletildiğini ve Kıbrıs’ta 1-2 milyon liralık kumarhane jetonlarının kendi hesabı üzerinden alındığını beyan etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ahbap Derneğine yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında ifade veren Haluk Levent'in şoförü İlker Çet'in verdiği ifade ortaya çıktı. Haluk Levent’in yaklaşık 3,5 yıl makam şoförlüğünü yapan İlker Çetin, 14 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ifadede, banka hesapları üzerinden gerçekleştirilen yüklü para transferlerinin Haluk Levent’in talimatları doğrultusunda yapıldığını kabul etti. "Kendi hesabı yoktu, benim hesabımı kullanıyordu" Çetin, Haluk Levent’in banka hesabı ve kredi kartı bulunmadığını ifade ederek, farklı kişilere gönderilecek paraların kendi hesabına yatırıldığını, ardından Levent’in belirlediği hesaplara aktarıldığını söyledi. İfadesinde, "Benim hesabıma gelen paraları söylediği kişilere gönderiyordum" diyen Çetin, para transferlerine ilişkin talimatların kendisine WhatsApp üzerinden gönderildiğini belirtti. Çetin, Haluk Levent’in Emrah Gödeliner, Zafer Yay ve Yeliz Kaya’ya ait hesapları da kullandığını iddia ederek, kendi hesabındaki hareketlerden kişisel bir menfaat sağlamadığını savundu. Yeliz Kaya’ya 210 milyon lirayı aşan transfer MASAK tarafından incelenen hesap hareketlerine göre, Yeliz Kaya’nın hesaplarından İlker Çetin’in hesaplarına 13 Ocak 2024 ile 24 Nisan 2026 tarihleri arasında 250 işlemde 10 milyon 124 bin 766 lira gönderildiği belirtildi. Aynı tarihler arasında İlker Çetin’in hesaplarından Yeliz Kaya’nın hesaplarına ise 45 ayrı işlemde 210 milyon 336 bin 68 lira aktarıldığı kaydedildi. Söz konusu para hareketlerinin sorulması üzerine Çetin, transferlerin Haluk Levent’in talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini ikrar etti. Paraların kaynağını ve hangi amaçla kullanıldığını bilmediğini savunan Çetin, "Haluk Levent’in istek ve emirleri üzerine hareket ediyordum" dedi. "Ankara’da yüklü miktarda nakit para taşıdım" Haluk Levent'in şoförü Çetin, Ankara’da yüklü miktarda nakit para teslim aldığını ve bu paraları Yeliz Kaya’nın banka hesabına yatırdığını beyan etti. Kendisine Haluk Levent tarafından konum gönderildiğini ifade eden Çetin, belirtilen adrese giderek şahıslardan teslim aldığı paraları bankaya götürdüğünü söyledi. Paraların kimden geldiğini ve kaynağının ne olduğunu bilmediğini savunan Çetin, para hareketlerinden rahatsız olmasına rağmen işini kaybetme korkusuyla soru sormadığını belirtti. "Whatsapp yazışmalarını delil olsun diye sakladım" İlker Çetin, hesabı üzerinden gerçekleştirilen işlemlere ilişkin talimatların WhatsApp yazışmalarında bulunduğunu kaydetti. Çetin, "Şüphelendim ancak ayrıntısını bilmiyordum. Yazışmaların tamamını delil olarak dursun diye sakladım" dedi. Kullandığı cep telefonunu şifresiyle birlikte emniyet birimlerine teslim ettiğini belirten Çetin, para transferlerine ilişkin yazışmaların telefonunda bulunduğunu söyledi. Kıbrıs’ta 1-2 milyon liralık jeton iddiası Çetin’in ifadesindeki en dikkat çekici bölümlerden biri de Haluk Levent’in Kıbrıs’taki kumarhane işlemlerine ilişkin iddialar oldu. Haluk Levent’in Kıbrıs’a gittiği dönemlerde kumar oynadığını söyleyen Çetin, kendi banka hesabı üzerinden Levent için kumarhane jetonu alındığını beyan etti. Çetin, söz konusu işlemlerde dikkatini çeken tutarların 1 milyon liranın üzerinde olduğunu, bazı ödemelerin yaklaşık 2 milyon liraya ulaştığını söyledi. Zafer Yay ile 8,6 milyon liralık para hareketi MASAK incelemesinde, Zafer Yay’ın hesaplarından İlker Çetin’in hesaplarına 393 işlemde toplam 6 milyon 502 bin 59 lira aktarıldığı belirtildi. Çetin’in hesaplarından Zafer Yay’ın hesaplarına ise 36 işlemde 2 milyon 120 bin 271 lira gönderildiği kaydedildi. Çetin, bu para hareketlerinin araç, yol ve diğer masraflarla bağlantılı olduğunu, bazı paraların ise Haluk Levent’in talimatıyla başka kişilere gönderildiğini savundu. Alper Çelik ile 11 milyon lirayı aşan transfer MASAK raporunda, Alper Çelik’in hesaplarından İlker Çetin’in hesaplarına 31 işlemde 2 milyon 806 bin 600 lira gönderildiği belirtildi. İlker Çetin’in hesaplarından Alper Çelik’e ise 287 işlemde toplam 8 milyon 355 bin 900 lira aktarıldığı kaydedildi. Çetin, Haluk Levent’in kendi hesabını kullanarak Alper Çelik’e para gönderttiğini öne sürdü. Paraların kaynağını bilmediğini savunan Çetin, transfer açıklamalarına "borç iade" veya "Haluk Levent’in bilgisi dahilinde" ifadelerini yazdığını söyledi. "Ben sadece şoförüydüm" İlker Çetin, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek, hesabındaki para hareketlerinin Haluk Levent’e ait olduğunu savundu. Herhangi bir suç örgütüne üye olmadığını ve Ahbap Derneğiyle bağlantısının bulunmadığını söyleyen Çetin, "Ben yalnızca Haluk Levent’in şoförüydüm. Hesabım üzerinden yapılan işlemler Haluk Levent’e aittir" dedi. Çetin’in avukatı da müvekkilinin işvereninin talimatları doğrultusunda hareket eden sigortalı bir çalışan olduğunu, para hareketlerinden kişisel menfaat sağlamadığını ve telefonundaki tüm kayıtları emniyet birimlerine teslim ettiğini belirtti. Soruşturma kapsamında ifade tutanağına yansıyan iddialara ilişkin adli incelemeler devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.