Uygulamalarımız appstore googleplay

#Sivil Toplum

TTN TÜRK - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

UN Global Compact Türkiye tarafından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu iş birliğiyle hazırlanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin bulguları, “Belém’den Antalya’ya: Verilerle İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu” etkinliğinde paylaşıldı. Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Türkiye’nin en büyük iş dünyası organizasyonu ve uluslararası perakende sektörünün en önemli buluşmalarından Perakende Günleri, 25. yılında sektörü değerlendirmek üzere 8 dernek başkanını bir araya getirdi. Markalardan AVM'lere, gıda perakendecilerinden e-ticarete uzanan sektör temsilcisi başkanlar, perakendenin dönüşümüne ve geleceğine dair öngörülerini paylaştı, birlik mesajı verdi. Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LEGO Foundation’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Agnete Kirk Kristiansen oldu Haber

LEGO Foundation’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Agnete Kirk Kristiansen oldu

LEGO Foundation’ın yıllık toplantısında, Yönetim Kurulu Agnete Kirk Kristiansen’i Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçti. LEGO Group’un sahibi olan Kirk Kristiansen ailesinin dördüncü nesil üyesi olan Kristiansen, vakfın 1986 yılında kurulmasından bu yana beşinci başkanı oldu. ACCESS Newswire / BILLUND, DANİMARKA (İGFA) - Agnete Kirk Kristiansen, 2023 yılından bu yana LEGO Foundation’da Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu ve bu görevden ayrılarak Başkan Yardımcılığı görevini üstlenecek olan kardeşi Thomas Kirk Kristiansen’in yerini aldı. LEGO Foundation’daki rolüne ek olarak Agnete Kirk Kristiansen, LEGO Group’un %75’ine sahip olan aileye ait holding ve yatırım şirketi KIRKBI A/S’te de Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Yeni Başkan olarak Agnete Kirk Kristiansen, LEGO Foundation’ın dünya genelindeki çocuklar için daha parlak bir gelecek inşa etmedeki rolünü vurgulayarak, "LEGO Foundation Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmekten ve çocuklar için yürüttüğümüz önemli çalışmaları sürdürmekten büyük onur duyuyorum. Vakıf, 40 yılı aşkın süre önce kurulduğundan bu yana ailemiz için çok özel bir yere sahiptir. Çocuklar için olumlu bir fark yaratma sorumluluğu ailemizin temel değerlerinden biridir ve her çocuğun gelişme ve büyüme fırsatına sahip olması gerektiğine güçlü şekilde inanıyorum. Bu misyona katkıda bulunmaktan ve onu ileri taşımaya yardımcı olmaktan gurur duyuyorum" dedi. Başkanlık değişimi, Agnete’nin kar amacı gütmeyen Ole Kirk’s Fond Vakfı’nda Yönetim Kurulu Başkanı görevine gelmesinden bir yıl sonra gerçekleşti. Bu geçiş ile birlikte, sahip ailede dördüncü nesil aktif sahiplik ve katılımını daha da genişletmektedir. Görevini devreden Başkan Thomas Kirk Kristiansen, "Son 10 yıldır LEGO Foundation Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmak benim için bir ayrıcalıktı ve bu görevi şimdi Agnete’ye devretmekten büyük mutluluk duyuyorum. Kendisi vakfın misyonuna derinden bağlıdır ve herkes için bir çocukluk sağlama hedefini ileriye taşımak için elinden gelenin en iyisini yapacağına inanıyorum. Başkan Yardımcılığı görevinde bulunduğu süre boyunca vakfın mevcut stratejisinin şekillendirilmesinde önemli bir rol oynadı ve şimdi Başkan olarak görevi devralırken aile içindeki aktif sahiplik ve katılımı LEGO ekosistemi genelinde daha da genişletiyoruz" dedi. 2016 yılından bu yana LEGO Foundation Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Thomas Kirk Kristiansen, bu süre zarfında vakıf, dünya genelindeki ortak kuruluşlar aracılığıyla çocukların gelişimini desteklemek amacıyla 15 milyar Danimarka Kronu’ndan (2 milyar Euro) fazla hibe sağlamıştır. Agnete Kirk Kristiansen, ”40 yıldır LEGO Foundation, topluma geri vermeye ve çocuklar için daha iyi bir dünya inşa etmeye odaklanmaktadır. Ailelerin ve toplulukların bize duyduğu güvenin farkındayız ve bu sorumluluğu asla hafife almıyoruz. En zorlu koşullarda bile vakıf, bir çocuğun yüzüne gülümseme getirebilir, her seviyedeki öğrenciyi destekleyebilir ve hayatlarını değiştirebilir. Bunu en yüksek hassasiyet ve sorumlulukla gerçekleştiriyoruz" dedi LEGO Group’un ortak sahiplerinden biri olarak sürdürülebilir gelişimini desteklemenin yanı sıra LEGO Foundation, eğitim, araştırma ve çocuk gelişimi alanlarındaki girişimleri finanse ederek ve Brac, IRC, UNICEF, Save the Children ve Norwegian Refugee Council gibi kuruluşlarla yakın iş birliği içinde çalışarak hayırseverlik misyonunu sürdürmektedir. LEGO FOUNDATİON YÖNETİM KURULU’NDA DİĞER DEĞİŞİKLİKLER Agnete ve Thomas Kirk Kristiansen’in Başkan ve Başkan Yardımcısı olarak görev değişimi yapmalarının yanı sıra, Mayıs ayındaki toplantıda LEGO Foundation Yönetim Kurulu, hayırseverlik, eğitim ve sivil toplum liderliği alanlarında geniş deneyime sahip Ingrid Stange’i Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçti. Ayrıca LEGO Group’un eski CEO’su Jørgen Vig Knudstorp ve Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun eski Genel Sekreteri El Hadji Amadou Gueye Sy (As), sırasıyla 16 ve 4 yıllık hizmetlerinin ardından Yönetim Kurulu’ndan ayrıldı. Thomas Kirk Kristiansen, görevden ayrılan iki Yönetim Kurulu üyesine katkılarından dolayı teşekkür ederek, "Yönetim kuruluna önemli katkılar sağlayacak tamamlayıcı uzmanlığa sahip Ingrid’i aramızda görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Aynı zamanda As’a çalışmalarımıza yön vermede sunduğu değerli katkılar için teşekkür ediyorum. Jørgen’e ise vakfa olan sarsılmaz bağlılığı için en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Uzun görev süresi boyunca vizyonumuzu ve stratejimizi şekillendirmede önemli rol oynadı ve her zaman çocuklara odaklı yaklaşımını korudu" diye sözlerine ekledi. Ayrıca 2021 yılından bu yana Yönetim Kurulu üyesi olan Malou Aamund, Vakfın İkinci Başkan Yardımcısı görevine getirildi. AGNETE KİRK KRİSTİANSEN’İN BİYOGRAFİSİ: LEGO Foundation 2026 - Yönetim Kurulu Başkanı 2023 - 2026 Yönetim Kurulu İkinci Başkan Yardımcısı 2008’den itibaren Yönetim Kurulu Üyesi KIRKBI A/S 2024 - Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Centre for ADHD+, Aarhus, Danimarka Kurucu Ole Kirk’s Fond 2025 - Yönetim Kurulu Başkanı Eğitim Psikoloji, Aarhus Üniversitesi, 2010 Mevcut ve Gecmişteki Diğer görevlerı: KIRK83 Holding ApS, İcra Yöneticisi Ruca, Danışma Kurulu Üyesi LEGO sahibi ailenin dördüncü nesil temsilcisi Aile şirketleri, uzun vadeli yönetişim ve yönetim kurulu çalışmaları konusunda geniş deneyim LEGO Foundation Yönetim Kurulu Agnete Kirk Kristiansen - Başkan Thomas Kirk Kristiansen - Birinci Başkan Yardımcısı Malou Aamund - İkinci Başkan Yardımcısı Hilary Pennington - Üye Ingrid Stange - Üye LEGO Foundation Yönetim Kurulu Başkanları 1986 - 1993: Gotfred Kirk Kristiansen 1993 - 2000: Bent Skov 2000 - 2016: Kjeld Kirk Kristiansen 2016 - 2026: Thomas Kirk Kristiansen 2026 - : Agnete Kirk Kristiansen LEGO FOUNDATİON HAKKINDA LEGO Foundation, LEGO Group’un yüzde 25 sahipliğini elinde bulunduran Danimarka merkezli bir kurumsal vakıftır. Vakıf, dünya genelindeki iş ortaklarıyla birlikte çocukların ihtiyaçlarını desteklemek ve çocukluğun değerini savunmak için çalışmaktadır. Hem hayırsever bağışlar hem de etki yatırımları aracılığıyla vakıf, her çocuğun her yerde gelişmesi ve büyümesi için gerekli koşulları oluşturmayı amaçlamaktadır. LEGO Foundation hakkında daha fazla bilgi için: https://www.legofoundation.com/ İletişim Bilgileri: Mads Hvitved Grand mads.hvitved.grand@legofoundation.com KAYNAK: LEGO Fonden

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.