Uygulamalarımız appstore googleplay

#Seçim

TTN TÜRK - Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seçim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özel, CHP grup toplantısında konuştu Haber

Özel, CHP grup toplantısında konuştu

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Bin 4 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. 'İstanbul'u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.' 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi. O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz" dedi. Özel partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, kurultayı beklediklerini söyleyerek, "Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. Bin 4 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul'u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.' 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi. O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.' Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu'na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, hani ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız' sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz' gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız" dedi. Özel, Türkiye'nin önde gelen hukukçularının tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığını ifade ettiğini belirterek, "Özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku'ndaki bu tedbir, Medeni Kanun'un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis'e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir' lafını yazanlar, Medeni Kanun'a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır' diyorlar. Şimdi Türkiye'de aksini savunan tek bir hukukçu yok. Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz' diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye'de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu'na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?' Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye'ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı'nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok" ifadelerini kullandı. Özel, konuşmasına şöyle devam etti: "Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları'nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları'nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek' diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere. O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal beyi bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum." Özel, Denizli ve Burdur'u ziyaret ettiğini hatırlatarak, milletin ağır bir ekonomik kriz girdabında sürüklendiğini söyledi. Özel, "Borcu borçla kapatmaya çabalıyor, kapatamıyor. İşçi, ay sonunu getiremiyor. Emekli geçinemiyor. Üretici kazanamıyor. Tüketici pazarda filesini dolduramıyor. Pazarcı, o sattığıyla evini geçindiremiyor. Millet bir çıkmazın, AK Parti'nin kötü yönetiminin sonucunda oluşan bir kara düzenin içine sıkışmış durumda. Millet bizden aslında kaldığımız yerden devam etmemizi istiyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak ilan edilmiş, hazırlanmış programlarla mayıs, haziran aylarında, temmuz ve ağustos ortak tek bir programla, eylül ve ekim ayında iktidar programımızı, vaatlerimizi, çok iyi bildiğimiz sorunları nasıl çözeceğimizi anlatmak üzere masa masa, öbek öbek, grup grup, şehir şehir Denizli'den, Gaziantep'ten, Bursa'dan, Kocaeli'den başlayarak 81 ilde nasıl yöneteceğimizi, bu ülkeyi nasıl düze çıkaracağımızı, emeklinin yüzünü nasıl güldüreceğimizi, hem emekçinin hakkını nasıl koruyup hem de çalıştığı KOBİ'yi nasıl ayakta tutacağımızı, nasıl yeni bir kalkınmayı, mor kalkınmayı, yeşil kalkınmayı, adil kalkınmayı, adil bölüşmeyi yapacağımızı konuşurken, ‘İktidar yolculuğunu, tarihin en büyük seçim maratonunu başlatmışız' derken son 60 gün sorulan ya son 60 gün, ‘Sandık görevlileri var mı? İyi yazdınız mı? Sandıkları tutabilecek miyiz?' sorusuna 2,5 yıl önceden 186 bin sandık görevlisini yazmışken, yazmak yetmez tek tek telefonla iki kez aramışken, aramak yetmez ‘Benim Sandığım' uygulamasını telefona yükletmişken onları seçime kadar en az altı kez ‘Oy kullanacağın sandığı gezeceksin, onlar seni bilecek, sen onları tanıyacaksın' demişken bu sene Eylül'de madem ki bu yıl seçim yok, varmış gibi seçim tatbikatını hazırlamış, sabahın altısında bütün sandık görevlilerine o gün yapılacak seçime, bugünden okulun önüne gönderip kalkanı kalkmayanı, uyananı uyanmayanı, sandığı tutup tutmayanı şimdiden görüp ‘Tatbikatta parça kıranı o gün seçim sandığına yollamayacağız' diye karar vermişken bu yapılır mı bu partiye ya? Bu yapılır mı" şeklinde konuştu. Özel, asgari ücret konusunda ise, "Bakın yılın ortasına geldik. Geçtiğimiz haftalarda yüksek tansiyonlu kürsü tartışmaları, sonra bir hafta burada Meclis'e seyirci yasağı bilmem ne falan derken buralara geldik. Biz olmazsak kim konuşacak, beş aylık enflasyonun yüzde 16'ya çıktığını, Avrupa'da birinci ve dünyada en yüksek beşinci enflasyonun halen Türkiye'de olduğunu, Avrupa'daki, dünyadaki 100 ülkeden onların bir yıllık enflasyondan fazlasını bizde bir ayda yaşandığını ve 28 bin lira verilen asgari ücretin verildiği günkü haliyle 23 bin 400 liraya gerilediğini, açlık sınırının 35 bin liraya çıktığını ve yoksulluk sınırının 114 bin 500 lira olduğunu, büyük şehirlerde ortalama ev kirasının 26 bin liraya çıktığını ve bu şartlarda halen daha işçiye 28 bin lira asgari ücret verildiğini ve şimdi yılın ortasına gelindiğini kim söyleyecek? Tayyip Erdoğan'a kim söyleyecek? Sen son seçildiğin seçimden bir ay önce ‘Asgari ücret eğer enflasyon tek hanenin üstünde ise yani yüzde 10 ve üzerinde ise yılda dört ayarlama yapılabilir, marttta, temmuzda, kasım'a enflasyon ayarlaması yapılabilir' deyip milletten oy isteyip şimdi seçildiğinden beri yılda bir kez sadece asgari ücretin ayarlandığını, şu anda asgari ücretin 5 bin lira kaybettiğini kim söyleyip, ara zam taleplerini kim dile getirecek" diye konuştu.

"COMMUNITÉ: Yeni Nesil Mağazacılığın Ötesinde" Haber

"COMMUNITÉ: Yeni Nesil Mağazacılığın Ötesinde"

Boyner Grup’tan perakendeye meydan okuyan hamle: COMMUNITÉ için editörümüz Arda Kallen'in kaleminden ; COMMUNITÉ: Yeni Nesil Mağazacılığın Ötesinde Kürate Edilmiş Bir Perakende Yaşam Deneyimi Moda dünyasında bazı açılışlar vardır; bir mağaza açılır. Bazılarında ise bir fikir açılır. COMMUNITÉ, tam olarak ikinci kategoriye giriyor. İlk bakışta raflar, ürünler, kombinler, objeler… her şey tanıdık. Ama birkaç dakika içinde fark ediyorsunuz ki burada klasik anlamda bir “alışveriş” deneyimi yok. Daha doğrusu, alışveriş hâlâ var ama merkezde değil. Merkezde olan şey bir duygu. Bir edit. Bir dünya. Son dönemde yapılan haberlerde ve lansman iletişiminde ortak bir dil dikkat çekiyor: “Deneyim”, “topluluk”, “yaşam tarzı”, “kürasyon”, “aidiyet”… Bu kelimeler moda dünyasında yeni değil. Ama ilk kez Türkiye’de bu kadar net bir şekilde fiziksel bir mekâna, bu kadar rafine bir editoryal bakışla taşınıyor. Ve tam burada mesele değişiyor. Artık ürün değil, perspektif satın alıyoruz. Bugüne kadar mağazalar bize seçenek sundu. COMMUNITÉ ise bir seçim yapmış. Ve o seçimin içine sizi davet ediyor. Orada satılan şey yalnızca bir sneaker değil; o sneaker’ın yanında duran kitap, onunla aynı rafı paylaşan obje, o rafın arkasındaki estetik karar ve en önemlisi o bütünün temsil ettiği hayat hissi. Aslında bu model bize hiç yabancı değil. Algoritmalar bunu yıllardır yapıyor. Instagram’da kaydırdığınızda karşınıza çıkan içerikler sizin seçtikleriniz değil; sizin gibi düşünenlerin, sizin gibi hissetme ihtimali olanların dünyası. COMMUNITÉ, bu dijital akışı fiziksel mekâna çeviriyor. Yani ilk kez bir mağaza, herkese bir şey satmaya çalışmıyor. Tam tersine, herkese hitap etmeme cesaretini gösteriyor. Bu, Türkiye’de alışık olduğumuz perakende refleksinin tam tersi. Mağaza mı, medya mı, yoksa kürasyon alanı mı? Lansman metinleri ve yapılan açıklamalar dikkatle okunduğunda, COMMUNITÉ kendini klasik bir retail markası olarak konumlamıyor. Daha çok bir platform gibi davranıyor. Bir anlamda bir dergi gibi. Ama sayfaları yerine rafları var. Editoryal bir bakışla kurgulanmış bir dünya. Bu yüzden şu soruyu sormak kaçınılmaz: COMMUNITÉ bir mağaza mı, yoksa fiziksel bir medya deneyimi mi? Belki de cevap şu: Yeni bir kategori. Sessiz lüksün bir adım ötesi: sessiz kimlik Son yıllarda “quiet luxury” çok konuşuldu. COMMUNITÉ bu dili alıp bir adım ileri taşıyor. Burada mesele artık “lüks görünmemek” değil. Kim olduğunu anlatmak. Çünkü bu mekânda satın aldığınız şey bir ürün değil; “Ben böyle biriyim” deme biçimi. Ve bu, modern tüketicinin en güçlü motivasyonu. Cem Boyner’in refleksi: ilkleri deneme cesareti Bu noktada işin arkasındaki zihniyeti konuşmadan geçmek mümkün değil. Türkiye’de perakende çoğu zaman temkinli ilerler. Test eder, kopyalar, ölçekler. Burada ise tam tersi bir yaklaşım var: Önce fikir geliyor. Cem Boyner’in yıllardır sergilediği vizyonu düşündüğünüzde bu şaşırtıcı değil. Sektörün konfor alanında kalmak yerine, onu genişletme isteği. COMMUNITÉ de bu çizginin doğal bir devamı gibi duruyor. Ve açıkçası bu sadece bir marka lansmanı değil; Türkiye’de perakendenin zihinsel sınırlarını zorlayan bir hamle. Peki gerçekten yeni mi, yoksa iyi paketlenmiş bir hikâye mi? En kritik soru bu. Çünkü globalde benzer örnekler var: kürasyon odaklı konsept mağazalar, lifestyle edit’leri, seçilmiş dünyalar… Ama Türkiye’de bu netlikte ve bu ölçekte bir uygulama oldukça nadir. Dolayısıyla COMMUNITÉ’yi anlamak için acele etmemek gerekiyor. Bu bir ilk izlenim hikayesi değil, zamanla oturan bir deneyim. Ama şimdiden net olan bir şey var: Oyun değişiyor. Mağazalar ürün satmaktan çıkıp, insanların kendilerini ait hissettikleri dünyalar kurmaya başlıyor. Ve belki de ilk kez bir mağaza, bize o hayatın küçük bir fragmanını sunuyor. Arda Kallen Tüm yazıları için editörümüzün yazılarını sitemizden takip edebilirsiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.