Uygulamalarımız appstore googleplay

#Savunma Sanayii

TTN TÜRK - Savunma Sanayii haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayii haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yunanistan girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yunanistan girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

GÜNÜN ÖZETi - TTN TÜRK, Günün özeti özel! Haber

GÜNÜN ÖZETi - TTN TÜRK, Günün özeti özel!

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yüzde 5 hedefine Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye olarak 2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3.5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerimizi aldık. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1.5 bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Starmer arasındaki görüşmede, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi imzalandı.1 Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Starmer arasındaki görüşmede, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi imzalandı. Hollanda Başbakanı Jetten: "Daha güçlü bir NATO ittifakı ABD’nin de yararınadır" Hollanda Başbakanı Rob Jetten, "Avrupa ve Amerikan savunma sanayii şirketleri daha yakın iş birliği içerisinde çalışıyor. Daha güçlü bir NATO ittifakı ABD’nin de yararınadır" dedi. Litvanya Cumhurbaşkanı Nauseda: "Hürmüz Boğazı’nda ihtiyaç duyulması halinde mayın temizleme görev gücümüzü göndermeye hazırız" Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, "Hürmüz Boğazı’nda serbest geçişin güvence altına alınması amacıyla ihtiyaç duyulması halinde mayın temizleme görev gücümüzü göndermeye hazır olduğumuza karar verdik" dedi. Portekiz Başbakanı Montenegro: "Danimarka da dahil olmak üzere hiçbir NATO üye devletinin toprak bütünlüğü tartışma konusu olamaz" Portekiz Başbakanı Luis Montenegro, "Hiçbir NATO üye devletinin, elbette Danimarka da dahil olmak üzere toprak bütünlüğü hiçbir şekilde tartışma konusu olamaz" dedi. NATO Savunma Sanayii Forumu’nda Türkiye’nin uydu projeleri gündemde... İMECE-2 ve İMECE-3 tanıtıldı. Türkiye’nin yerli uzay teknolojilerindeki önemli projeleri arasında yer alan İMECE-2 ve İMECE-3 uyduları, NATO Savunma Sanayii Forumu’nda gündeme geldi. Projelerle Türkiye’nin uzay tabanlı yer gözlem kapasitesinin artırılması hedefleniyor. NATO Ankara Zirvesi sonuç bildirisi yayımlandı... 50 milyar dolarlık yeni savunma anlaşması Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin sonuç bildirisinde, kolektif savunma taahhüdü, savunma yatırımlarının artırılması, Ukrayna'ya destek ve yeni savunma sanayii iş birlikleri öne çıktı. Ekrem İmamoğlu hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yeni soruşturma Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sarf edilen sözler nedeniyle Ekrem İmamoğlu hakkında “kamu görevlisini tehdit” suçundan resen soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Türkiye’nin İlk Yerli AV/EDR Uç Nokta Güvenlik Platformu Milli Savunma Bakanlığı’na Teslim Edildi. Haber

Türkiye’nin İlk Yerli AV/EDR Uç Nokta Güvenlik Platformu Milli Savunma Bakanlığı’na Teslim Edildi.

Siber güvenlik mimarilerinde uç nokta güvenliği, özellikle gelişmiş tehditlerin artmasıyla birlikte kritik güvenlik katmanlarından biri haline gelmiş durumda. Geleneksel imza tabanlı yaklaşımların ötesine geçen saldırı teknikleri, uç noktalarda daha fazla görünürlük, davranışsal analiz ve gerçek zamanlı müdahale ihtiyacını beraberinde getiriyor. Bu ihtiyaç doğrultusunda geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli AV/EDR Uç Nokta Güvenlik Platformu, SAHA 2026 kapsamında düzenlenen törenle Milli Savunma Bakanlığı’na teslim edildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen platform; Yeni Nesil Antivirüs ve EDR (Endpoint Detection and Response) kabiliyetlerini bütünleşik bir mimari altında birleştiriyor. Neden AV/EDR? Günümüzde gelişmiş tehdit aktörleri, klasik zararlı yazılım yaklaşımlarının ötesine geçerek süreç manipülasyonu, bellek içi çalıştırma, kimlik istismarı ve davranış tabanlı saldırı teknikleri kullanıyor. Bu nedenle modern uç nokta güvenliği yalnızca zararlı dosyaları engellemekten ibaret değil; süreç davranışlarının izlenmesi,olay korelasyonu,telemetri analizi,anomali tespiti,olay müdahalesi gibi çok katmanlı yetenekler gerektiriyor. EDR yaklaşımı, uç noktalardan sürekli veri toplayarak saldırı zincirinin görünür hale gelmesini ve tehditlere daha hızlı müdahale edilmesini mümkün kılıyor. Platformun Teknik Yaklaşımı C-Prot AV/EDR platformu; yüksek hacimli telemetri toplama,gerçek zamanlı olay analizi,davranışsal tehdit tespiti,merkezi yönetim,hızlı müdahale mekanizmaları üzerine inşa edildi. Platformun temel hedeflerinden biri, uç noktalarda derin görünürlük sağlayarak gelişmiş tehditlerin erken aşamada tespit edilmesi ve operasyonel müdahale süresinin minimize edilmesi oldu. Yeni Nesil Antivirüs ve EDR yeteneklerini tek ajan mimarisi altında birleştiren platform, yüksek telemetri ve gelişmiş tehdit tespit kabiliyetleri ile özellikle kritik altyapılar ve veri hassasiyeti yüksek kurumlar için konumlandırıldı. Ayrıca çözüm, Pardus başta olmak üzere yerli ve milli işletim sistemleri ile tam uyumlu çalışacak şekilde geliştirildi. Stratejik Önemi Uç nokta güvenliği ve EDR teknolojileri; yüksek mühendislik, sürekli veri işleme ve gelişmiş tehdit istihbaratı gerektiren ileri seviye güvenlik sistemleri arasında yer alıyor. Bugün bu alanda çözüm geliştirebilen ülke sayısı oldukça sınırlı. Başta ABD, İsrail, Rusya ve Çin olmak üzere yalnızca belirli ülkeler ileri seviye EDR teknolojileri geliştirebiliyor. Türkiye’nin bu alanda yerli bir çözüm geliştirmiş olması, yalnızca teknik bir kazanım değil; kritik sistemlerin güvenliğinde dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik bir eşik anlamına geliyor. Bu platform aynı zamanda Türkiye’yi yalnızca bu teknolojileri kullanan değil, geliştirebilen ülkeler arasında konumlandıran önemli bir mühendislik kazanımı niteliği taşıyor. Kritik Sistemlerde Uç Nokta Güvenliği Modern savunma sistemleri artık yalnızca fiziksel platformlardan oluşmuyor. Haberleşme altyapıları, görev sistemleri, kontrol istasyonları ve çeşitli akıllı bileşenler büyük ölçüde yazılım tabanlı mimariler üzerinde çalışıyor. Dolayısıyla bu sistemlerin güvenliği; uç noktaların korunması, olayların izlenmesi, tehditlerin analiz edilmesi ve saldırılara hızlı müdahale edilmesi ile doğrudan ilişkili hale geliyor. Bu nedenle kritik altyapılarda kullanılan siber güvenlik katmanlarının yerli ve kontrol edilebilir olması stratejik önem taşıyor. 5 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen Siber Güvenlik Kurulu toplantısında da vurgulandığı üzere; kritik altyapıların korunması, veri egemenliği ve yerli teknolojilerin geliştirilmesi, Türkiye’nin öncelikli güvenlik başlıkları arasında yer alıyor. Teslim Töreninde Öne Çıkan Mesajlar SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirilen teslim törenine Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Hüseyin Avşar, MSB Muhabere ve Bilgi Sistem Dairesi Başkanı Tuğgeneral Mustafa Murat Kabukçu, SSB Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Daire Başkanı Murat Çizgel, HAVELSAN Genel Müdür Yardımcısı Kemal Kaptaner ve ilgili kurum ve kuruluşlardan temsilciler katılım sağladı. Törende yapılan konuşmalarda, özellikle kritik altyapılar ve savunma sistemlerinde kullanılan siber güvenlik teknolojilerinin yerli olarak geliştirilmesinin stratejik önemi vurgulandı. C-Prot Yönetim Kurulu Başkanı S. Bilgehan Üstündağ, modern savunma sistemlerinin büyük ölçüde yazılım tabanlı hale geldiğine dikkat çekerek, bu sistemleri koruyan siber güvenlik katmanlarının da yerli olması gerektiğini ifade etti. Geliştirilen AV/EDR platformunun önümüzdeki süreçte savunma sanayii ile birlikte enerji, finans, kamu hizmetleri ve diğer kritik altyapı alanlarında yaygın olarak kullanılması hedefleniyor. Bu teslimat, Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki yerli mühendislik kapasitesinin gelişimi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor.

İnsansız denizaltı TENGİZ ve uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN harp sahasında oyun değiştirici güç olacak Haber

İnsansız denizaltı TENGİZ ve uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN harp sahasında oyun değiştirici güç olacak

STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., harekat sahasında dengeleri değiştirecek uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN’u ve otonom insansız sualtı ailesinin en büyük üyesi TENGİZ’i ilk kez vitrine çıkardı. KUZGUN, 1000+ km uçuş menzili, 6 saat uçuş süresi, 200 kilogram kalkış ağırlığı ile dikkat çekiyor. STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, "KUZGUN bin kilometrenin üzerine gidebiliyor, 6 saatten fazla havada kalabiliyor. KUZGUN’un testleri şu anda devam ediyor. Diğer yandan, mevcut denizaltıların yapabildikleri yetkinliklerin birçoğunu ise TENGİZ’e taşıma safhasındayız" dedi. Türkiye’nin tam bağımsız savunma sanayii hedefleri için milli teknolojiler geliştiren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda, uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN’u ve otonom insansız sualtı ailesinin en büyük üyesi TENGİZ’i ilk kez vitrine çıkardı. Özellikle İran-İsrail savaşında gündeme gelen uzun menzilli vurucu İHA sistemlerine milli ve yerli bir soluk getirdi. Deniz platformları ve taktik insansız hava araçlarında kendini kanıtlayan STM, bu kez de uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN ile dikkatlerini üzerine çekti. Sınır ötesi operasyonlar ve düşman hattı gerisindeki kritik hedeflere yönelik tasarlanan sistem, aerodinamik yapısı sayesinde yüksek beka kabiliyeti sunuyor. Herhangi bir pist altyapısına ihtiyaç duymadan, mobil kara platformları veya sabit fırlatıcılar üzerinden roket destekli (RATO) kalkış yapabilen sistem, operasyonel esnekliği en üst seviyeye çıkarıyor. 6 saati aşan havada kalış süresi ile uzak mesafelerdeki hedeflere süratli ve etkili taarruz imkanı tanıyor. Yoğun GNSS karıştırmasının yaşandığı çatışma bölgeleri için optimize edilen KUZGUN, karıştırma dayanımlı seyrüsefer mimarisiyle öne çıkıyor. Sualtı harbi özelliğine sahip TENGİZ Otonom insansız sualtı ailesinin en büyük üyesi TENGİZ, sualtı harbinin temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere çok amaçlı bir operasyonel yapı sunuyor. Elektronik harp, sinyal istihbaratı ve deniz tabanı haritalama gibi görevlerde kullanılan TENGİZ, kritik altyapıların denetiminde rol alırken, aynı zamanda taarruzi mayın harbi çerçevesinde belirlenen alanlara mayın dökme kabiliyetine sahip. Ağır ve çok hafif torpido fırlatma yeteneğine sahip olan TENGİZ, bünyesinde mühimmat sistemini taşıyıp sualtından fırlatabilen bir "ana gemi" (mothership) yapısıyla çalışıyor. ADVENT komuta kontrol mimarisi sayesinde ağ merkezli harp konseptine dahil olan platform, uydu haberleşmesi üzerinden veri aktarımı gerçekleştiriyor. 40 feet ISO konteyner boyutlarıyla uyumlu olan TENGİZ, limanların yanı sıra lojistik destek gemileri ve TCG ANADOLU (LHD) gibi havuzlu gemilerden otonom olarak göreve başlayabiliyor. TENGİZ; 11,2 metre uzunluğa, 1,6 metre çapa ve 17,8 ton deplasman ağırlığına sahip. 400 metreyi aşan derinliklerde görev icra edebilen platform, sualtında 8 knotun üzerinde hıza ulaşabiliyor. Sistem mimarisi ve enerji kapasitesi, aracın herhangi bir dış desteğe ihtiyaç duymadan 20 günü aşkın süre boyunca kesintisiz operasyon sürdürmesine imkan tanıyor. STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, "SAHA 2026 oldukça heyecanlı, aktif geçiyor. STM olarak gerçekten hem KUZGUN hem başka ürünlerimizle beraber SAHA’da farklı lansmanlar yaptık. Özellikle İHA sistemleri konusunda, otonomi konusunda STM’nin çok ciddi bir yetkinliği var. Ama hepimiz şunun farkındayız; sahada giderek KUZGUN gibi uzun mesafelere gidebilecek, 1000 kilometre üzerine gidebilecek, oldukça etkili harp başlığı taşıyabilecek ama bir taraftan da maliyet etkin çözümlere de ihtiyaç var. O anlamda STM olarak bizler de KARGU ile başlayan insansız sistemlerde elde ettiğimiz tecrübelerle Kuzgun’un lansmanını yaptık. KUZGUN benzeri ürünlere karşı kullanılabilecek, Avcı dronumuz TUNGA-X’in de lansmanını yaptık. İnsansız deniz alanında da insansız sistemlerle ilgili lansmanlarda bulunduk" ifadelerini kullandı. "KUZGUN 1000 kilometrenin üzerine gidebiliyor, sürü halinde saldırabilecek" Kamikaze İHA sistemi KUZGUN’nun bin kilometrenin üzerinde menzile sahip olduğunu vurgulayan Güleryüz, "Savaş alanı artık giderek insansız sistemlerin insansız sistemlerle savaşı haline dönüyor. O yüzden KUZGUN gibi işte çok uzun menzillere gidebilecek, oldukça yüksek kapasitede harp başlığı taşıyabilecek ki, KUZGUN 1000 kilometrenin üzerine gidebiliyor, harp başlığı oldukça etkili, 6 saatten fazla havada kalabiliyor. Ama bir taraftan da hem radar kesit alanı son derece düşük; o yüzden radarlarca tespit edilmesi çok kolay değil, ama maliyet olarak baktığımızda da maliyet etkin. En büyük artısı KUZGUN’un diğer taraftan da otonomi seviyesi oldukça yüksek olacak, sürü konseptiyle çalışabilecek" diye konuştu. "KUZGUN’un testleri şu anda devam ediyor" KUZGUN’un testlerinin devam ettğini belirten Güleryüz şöyle devam etti: "Hem KUZGUN içerisinde bir sürü oluşturabilmek hem de heterojen sürüler olarak adlandırdığımız farklı İHA’larla, belki insansız kara araçlarıyla, deniz araçlarıyla beraber çalışabilecek konsepti, STM’nin bu SAHA Fuarı’nda en fazla ön plana çıkarmaya çalıştığı konu diyebilirim. ALPAGU-B, TIRPAN, ALPAGUT. Tek lançerden atılabilecek, oldukça etkili mühimmat taşıyabilecek, özellikle kara platformları, deniz platformları gibi entegre platformlara entegre edilebilecek ürünlerimiz var. Hem platformlarımızdan saldırı gerçekleştirebilmek hem de platformlarımızın kendilerini İHA’lara karşı veya benzer insansız sistemlere karşı koruyabilmelerini için çok önemli bir ürün çeşitliliği STM standında mevcut. KUZGUN’un testleri şu anda devam ediyor. Mümkün olan en kısa sürede hem silahlı kuvvetlerimizin envanterine hem yurt dışında farklı ülkelerin envanterine katmak istiyoruz. Özellikle daha önce ihracatını gerçekleştirdiğimiz ülkelerde de KUZGUN için ciddi bir talep var. İnşallah ihracat konusunda da çok yakın zaman içerisinde önemli ilerlemeler kaydedeceğiz" dedi. TENGİZ, 20 günden fazla suyun altında kalacak, torpido atabilecek Büyük Otonom Sualtı Aracı TENGİZ hakkında bilgiler veren Güleryüz, şu ifadeleri kullandı: "Mevcut denizaltıların yapabildikleri yetkinliklerin birçoğunu biz TENGİZ’e taşıma safhasındayız. Biz insansız denizaltı konusunda da özellikle çalışacağız. Otonom Sualtı Aracımız NETA şu anda deniz testleri tamamlandı sayılır, seri üretime aşamasına geçti, hatta iki farklı sözleşmeyle şu anda teslimatını bekliyor. Ama ben o gün de söylemiştim; STM adım adım özellikle suyun altında insansız sistemler konusunda kendini geliştirmeye devam edecek. TENGİZ’in lansmanını yaptık. TENGİZ baktığınızda NETA’nın çok daha büyük abisi konumunda. Yaklaşık 12 metreye yakın bir boyu var, 20 günden fazla suyun altında operasyon yapabilecek. Bir taraftan üzerinde iki tane ağır torpido taşıyabilecek, buradan farklı mühimmatları atabilecek ama bir taraftan da su altında arama kurtarma faaliyetleri veya bilgi toplama faaliyetleri gibi farklı alanlarda kullanılabilecek; gelişmiş bir insansız su altı aracı diyebilirim. Mevcut denizaltıların yapabildikleri yetkinliklerin birçoğunu biz TENGİZ’e taşıma safhasındayız. O anlamda üzerinde artık mühimmat da taşıyabilen, torpido olsun ya da farklı mühimmatlar olsun, onları da atabilecek gerçekten de insansız denizaltı sınıfında bir ürün ortaya çıkmış olacak."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.