Uygulamalarımız appstore googleplay

#Otomasyon

TTN TÜRK - Otomasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai Motor Türkiye’den 715 Milyon Euroluk Dev Yatırım Haber

Hyundai Motor Türkiye’den 715 Milyon Euroluk Dev Yatırım

Hyundai Motor Türkiye, IONIQ 3 yatırımını yeni bir batarya montaj fabrikasıyla güçlendirecek. Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır üretimini kesintisiz olarak sürdüren Hyundai Motor Türkiye (HMTR), Ağustos ayında seri üretimine başlayacağı IONIQ 3 yatırımını, yeni bir batarya fabrikasıyla güçlendirecek. Toplam 715 milyon euroluk yatırımın 55 milyon eurosunu batarya fabrikasına ayıran Hyundai Motor Türkiye, Hyundai Mobis ile birlikte hücreleri otomasyon sistemiyle birleştirecek. Bu yatırımla beraber ilk aşamada 300’den fazla kişiye istihdam sağlanacak ve aynı zamanda elektrikli araç üretiminde sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi birikime de katkı sunulacak. Yapılan yeni yatırımla ilgili görüşlerini aktaran Hyundai Motor Türkiye Satış, Pazarlama ve Satış Sonrası Genel Müdürü Murat Berkel, “Hyundai’nin deniz aşırı ilk tesisi olan İzmit fabrikamızda 1997 yılından bu yana 3.3 milyon adet araç ürettik. Bugün de Hyundai Motor Türkiye olarak yeni batarya yatırımını açıklamaktan büyük gurur duyuyoruz. Hem ülkemiz hem de Türk otomotiv endüstrisi adına oldukça önemli olan bu yatırımın markamızın Türkiye’deki büyümesine katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi. Son aşamaya gelinen yatırım kapsamında bu yıl içinde 27 bin, gelecek yıl ise 40 binin üzerinde üretim yapılması öngörülüyor. NMC batarya hücreleri Macaristan’dan, LFP tipi kısa menzil bataryaların tamamı ise Çin’den tedarik ediliyor. Batarya yatırımıyla sadece Ağustos ayında seri üretimi başlayacak IONIQ 3 için değil; ilerleyen dönemde yeni elektrikli ve hibrit araç modelleri için de güçlü bir altyapı oluşturulması ve yerli yan sanayinin de desteklenmesi hedefleniyor. Toplam 30.000 metrekarelik alanda kurulan batarya fabrikasında 27 robota yer verilirken aynı zamanda el değmeden araç üretimine hazır paketleme yapılacak. Ülke ekonomisine ve istihdama katkıda bulunan Hyundai’nin Türkiye’ye kazandıracağı ikinci yerli elektrikli modeli IONIQ 3 ise Ağustos ayında bantlardan inecek ve Eylül ayında Türkiye’de iki farklı batarya ve güç seçeneğiyle satışa sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Haber

Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar"

Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.

CEO’lara Dört Yeni Görev! ​​​​​​​ Haber

CEO’lara Dört Yeni Görev! ​​​​​​​

Yapay zekâ yatırımları tüm dünyada hız kazanırken, Boston Consulting Group (BCG) tarafından yayımlanan yeni rapor, küresel iş dünyasında dönüşümün ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor. Bu dönüşümde şirketler için asıl soru teknolojiye ne kadar yatırım yapıldığı değil; bu yatırımın iş modeline ve iş gücüne nasıl entegre edildiği olacak. Bu bağlamda BCG’nin düşünce kuruluşu BCG Henderson Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma için hazırlanan mikroekonomik modele göre, önümüzdeki 2–3 yıl içinde işlerin yüzde 50–55’i yapay zekâ tarafından yeniden şekillenecek. CEO’lar için önümüzdeki üç yılda en kritik gündemlerden biri otomasyon, yetkinlik dönüşümü ve bilinçli yetenek planlaması arasında doğru dengeyi kurmak olacak. Bu çerçevede raporun mesajı net: Yapay zekâ yalnızca operasyonları değil, her sektördeki kurum için rekabetin doğasını yeniden tanımlıyor. Bu dengeyi kurmada CEO’ların en büyük destekçilerinden biri de İK yöneticileri olacak. Yeni düzende başarılı olanlar, otomasyonu yalnızca bir maliyet aracı olarak kullananlar değil; organizasyonlarını baştan tasarlayanlar olacak. BCG’nin araştırmasındaki bulgularına göre liderlerin odaklanması gereken dört temel öncelik öne çıkıyor: İş gücü stratejisini rekabet stratejisinin merkezine yerleştirmek Yapay zekâ, yeni iş modellerini mümkün kılarken organizasyonların değer üretme biçimini kökten değiştiriyor. Bu nedenle iş gücü stratejisi, otomasyonun bir sonucu değil; doğrudan stratejik planlamanın bir parçası olmak zorunda. Reaktif kararlar - özellikle yalnızca maliyet baskısıyla yapılan işten çıkarmalar - kısa vadeli kazanç sağlasa da kurumların uzun vadedeki rekabet gücünü zayıflatabiliyor. Her organizasyonun otomasyon ve insan katkısı dengesi farklı olduğu için başkalarının attığı adımları kopyalamak, verimlilik kaybı ve kritik yeteneklerin yitirilmesi riskini beraberinde getiriyor. Otomasyonu maliyet değil, yeniden tasarım aracı olarak konumlandırmak Yapay zekâ, tek boyutlu bir verimlilik aracı değil. Bazı alanlarda maliyet avantajı yaratırken, diğerlerinde hız, kalite ve müşteri deneyimi ön plana çıkıyor. Bu nedenle liderlerin odağı yalnızca maliyet azaltımı olmamalı. Asıl değer, iş yapış biçimlerinin yeniden tasarlanmasında ortaya çıkıyor. Bu da yeni performans metriklerini zorunlu kılıyor: Çalışan başına gelir artışı, daha hızlı ürün geliştirme veya müşteri etkisinde iyileşme gibi çıktılar, yapay zekâ yatırımlarının gerçek geri dönüşünü belirleyecek olan unsurlar. Yetkinlik dönüşümünün iş gücü stratejisinin merkezine alınması Bir işin varlığını sürdürmesinin, o işi yapan çalışanların hazır olduğu anlamına gelmediğine vurgu yapan BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazi Özbek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapay zekâ ile birlikte roller değiştikçe, çalışanların da sürekli olarak yeni beceriler edinmesi gerekiyor. Tek seferlik eğitim programları bunun için yeterli olmuyor. Şirketlerin: ● Sürekli yetkinlik geliştirme (upskilling) ve yeni beceriler kazanma (reskilling) mekanizmaları kurması, ● Çalışanları yeni ve gelişen rollere yönlendirecek kariyer yolları tasarlaması, ● Dönüşümü aşamalı ve planlı şekilde yönetmesi gerekiyor.” Yapay zekâ anlatısının doğru kurulması Yapay zekâ dönüşümünde teknik uygulama kadar iletişim de kritik önem taşıyor. Otomasyonun yalnızca iş kaybı ile ilişkilendirilmesi, çalışan bağlılığını düşürüyor ve dönüşüme direnci artırıyor. Kısa vadeli verimlilik kazanımları uğruna yapılan agresif kesintiler, uzun vadede organizasyonel performansı zayıflatabiliyor. Buna karşılık, yapay zekâyı değer yaratma ve rol zenginleştirme aracı olarak konumlandıran liderler, çalışanlarını dönüşümün bir parçası haline getirebiliyor. Sonuçta geleceği tasarlayanlar kazanmaya aday Yapay zekâ, şirketler için yalnızca bir verimlilik aracı değil; yeni bir büyüme, inovasyon ve değer yaratma dalgasının temel itici gücü. Bu dalga, rekabeti yeniden tanımlarken şirketler arasında belirgin bir ayrışma yaratma potansiyeline sahip. Bu süreçte bazı organizasyonlar yapay zekâyı yalnızca maliyet avantajı için kullanırken, diğerleri onu yeni iş modelleri, ürünler ve pazarlar yaratmak için bir kaldıraç olarak konumlandıracak. Bu tercih, yalnızca performansı değil, şirketlerin gelecekteki konumunu da belirleyecek. Bu dönüşüm aynı zamanda belirsizliklerle birlikte geliyor. Yapay zekânın etkisi sektörler ve şirketler arasında farklı hız ve ölçekte hissedilecek. Kimi organizasyonlar küçülmeye giderken, kimileri agresif büyüme ve yetenek yatırımıyla öne çıkacak. Bu yeni düzende liderler için asıl önem taşıyan soru şu olacak: Yapay zekâyı bir verimlilik aracı olarak mı kullanacağız, yoksa organizasyonu yeniden tasarlayan bir büyüme motoruna mı dönüştüreceğiz? Gözde Yalazi Özbek gerçek rekabet avantajının kimlerin elinde olacağını ise şöyle açıkladı: “Otomasyon ile insan potansiyelini birlikte ölçekleyebilen, bu süreçte İK’yı stratejik bir iş ortağı olarak konumlandıran, yetkinlik dönüşümünü bir kaldıraç olarak kullanan ve verimlilik kazanımlarını sürdürülebilir büyümeye çevirebilen organizasyonlar pastadan büyük pay alacak. YZ çağında kazananlar, değişime en hızlı adapte olanlar değil; değişimi en iyi tasarlayanlar olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.