Uygulamalarımız appstore googleplay

#Körfez Ülkeleri

TTN TÜRK - Körfez Ülkeleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Körfez Ülkeleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump: "İran, Orta Doğu’nun zorbasıydı" Haber

Trump: "İran, Orta Doğu’nun zorbasıydı"

ABD Başkanı Donald Trump, "İran, Orta Doğu’nun zorbasıydı. Irak’a zorbalık yaptılar. Her ülkeye zorbalık yaptılar. Orta Doğu’nun her yerinde korku hakimdi. Artık korku yok" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldiği görüşmede basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Görüşmede, Irak’ın muazzam petrol rezervleri olduğunu ve büyük bir zenginlik potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Trump, "Başbakan, kısa süre içinde ülkeyi büyük ölçüde değiştirdi. Özellikle de ABD’ye bakış açısını değiştirdi. Aramızda ortaklıklar oluşuyor" dedi. ABD askerlerinin, 30 Eylül itibarıyla Irak’tan ayrılacağına değinen Trump, "Artık orada askeri varlığımıza ihtiyaç olduğunu düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı. Irak’taki ABD varlığını "çok büyük bir operasyon" olarak tanımlayan Trump, "Şimdi petrol şirketlerinin tamamı, Irak’a gidiyor ve Irak’la ortaklıklar kuruyor. Gayet iyi anlaşıyorlar. Aramızdaki ilişki, artık orada askeri varlığa ihtiyaç duymayacağımız kadar kapsamlı bir ilişkiye dönüşüyor" dedi. "İran, Irak’ın üzerinde büyük bir yük oluşturuyordu" Gerektiğinde Irak’ı korumak için orada olacaklarını fakat buna gerek olacağını düşünmediğini ifade eden Trump, "Onların başlıca rakibi İran’dı. Belki onlar dost olarak görmüş olabilir ama ben rakip olarak değerlendiriyorum. İran, Irak’ın üzerinde büyük bir yük oluşturuyordu" dedi. ABD Başkanı Trump, "İran, Orta Doğu’nun zorbasıydı. Irak’a zorbalık yaptılar. Her ülkeye zorbalık yaptılar. Orta Doğu’nun her yerinde korku hakimdi. Artık korku yok" ifadelerini kullandı. Trump, "İran’ın askeri gücü, sadece dört ay içinde önceki seviyesinin çok küçük bir bölümüne indirgendi. Dolayısıyla, artık bu sorunla karşılaşmayacaklar" dedi. Trump, Amerikalı petrol şirketlerinin daha önce hiç görülmemiş düzeyde oraya gitmesinin nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşündüğünü söyledi. "Bence hiç kimse boğazdan geçiş ücreti talep etmemeli" Basın toplantısında Hürmüz Boğazı’ndan geçişlere yüzde 20 ücret uygulanması konusundaki fikrinin neden değiştiği yönünde bir soru alan Trump, "Dün bu açıklamayı yaptığımda, Hürmüz Boğazı’nı koruyan taraf biziz ama aslında bu petrolden hiçbir çıkarımız yok diye düşünmüştüm. Petrole ihtiyacımız da yok. Bu bizim için önemli değildi ama müttefiklerimiz için önemliydi. Körfez ülkeleri dahil, çok iyi ilişkiler içinde olduğumuz ülkeler için önemliydi. Bu yüzden böyle bir teklifi ortaya atmıştım ve bence iyi bir fikirdi" dedi. Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücreti ile ilgili birçok ülkenin kendisini aradığını belirten Trump, "Farklı kişiler ve ülkelerden telefonlar aldım. Bana, ‘Bunu farklı bir şekilde yapmak isteriz. ABD’ye milyarlarca dolar yatırım yapmak isteriz’ dediler. Aslında bu hoşuma gitti, çünkü bence hiç kimse boğazdan geçiş ücreti talep etmemeli" dedi. Trump, "Biz bunu sadece yaptığımız hizmetin karşılığını almak amacıyla gündeme getirmiştik. Körfez ülkeleri, ABD’ye çok büyük miktarda yatırım yapacak. Bu benim için son derece tatmin edici oldu. Hatta bunun çok daha iyi olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı’ndan ücret alınması fikri tamamen rafa mı kalktı?" şeklindeki bir soruya ise Trump, "Evet, bu konu artık tamamen kapanmıştır" cevabını verdi. Trump, "Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve diğer ülkelerle konuştum. Hepsi, ABD’ye rekor düzeyde daha fazla yatırım yapmak istediklerini söyledi. Bu benim için fazlasıyla yeterli. Herhangi bir ücret söz konusu olmayacak. Zaten ücret alma fikrini sevmiyorum. Ama aynı zamanda bütün dünyanın ticaretini, Çin’i ve diğer herkesi biz korurken bunun hiçbir karşılığı olmaması adil değil. Çin için koruma sağlamaktan rahatsız olmam. Hiç kimse için koruma sağlamaktan rahatsız olmam. Ama bunun telafi edilmemesi, adil olmazdı" ifadelerini kullandı. "Anlaşma tamamlanmıştı ama sonra birden bire vazgeçtiler" İran’a deniz ablukasının kaldırılması ya da yaptırım muafiyetleri verilmesi ihtimaline ilişkin bir soru alan Trump, "Hayır, onlara bir şans verdim. Bir anlaşma yapmaları için fırsat tanımak istedim. Aslında iki gün önce bir anlaşmamız vardı. Anlaşma tamamlanmıştı ama sonra birden bire vazgeçtiler. Anlaşmanın bir kısmını beğenmediler ve devam edemediler. İlk ateş açan onlar oldu, ilk ateşi açmaları büyük bir hataydı" ifadelerini kullandı. O günden beri İran’ın ağır bir şekilde vurulduğunu söyleyen Trump, ABD’nin İran’ın askeri kapasitesinin neredeyse tamamını ortadan kaldırdığını savundu. "Irak’la çok büyük işler başaracağız" Irak’ın özellikle petrolü nedeniyle muazzam bir potansiyele sahip olduğu ifadelerini tekrarlayan Trump, "Irak’la çok büyük işler başaracağız" dedi. Trump, "Birçok anlaşma yapacağız. Her iki ülke için de çok sayıda istihdam oluşturacağız. Çok büyük miktarda petrol çıkaracağız. Bunu Amerikan şirketleri yapacak. Başka ülkelerle değil, Amerika ile iş yapmak istiyorlar. Bu da çok iyi bir şey" dedi. Rusya’ya yaptırım tasarısının geçme ihtimali yüksek ABD Kongresi’nde Rusya’ya yönelik yaptırım tasarısının önümüzdeki birkaç hafta içinde kabul edilmesini bekleyip beklemediği sorusuna Trump, vefat eden Amerikalı Senatör Lindsey Graham’ın bunu çok istediği ifadeleriyle cevap verdi. Trump, "Sanırım tasarıya İran’ı da eklemek istiyorlar. İran’ı da ekleyecekler. Bu gerçekleşirse çok büyük bir adım olur. Hatta Hizbullah’ı da ekleyebilirler" dedi. Bunun Lindsey Graham adına yapıldığını ifade eden Trump, "Bu onun en çok üzerinde durduğu meseleydi. Bundan daha fazla istediği başka bir konu yoktu. Tasarının geçme ihtimali yüksek" dedi. Böyle bir durumda Çin ve Hindistan’a yönelik dolaylı yaptırımlar uygulanması ihtimaline ilişkin bir soruya Trump, "Buna bakılması gerekir. Bu konu henüz görüşülmedi" ifadelerini kullandı. Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’ni "olağanüstü" olarak nitelendirdi ABD’nin birçok ülkeyle mükemmel ilişkilere sahip olduğundan bahsederken NATO Zirvesi’nden yeni döndüğünü ifade eden Trump, Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi hakkında, "Olağanüstüydü. Dürüst olmak gerekirse, tam bir sevgi şöleniydi. İnanılmazdı" dedi.

Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız" Haber

Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız"

İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen "Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi", Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İş dünyası temsilcileri, ekonomistler ve sektör uzmanlarını bir araya getiren zirvede, Türkiye’nin ihracattaki büyüme hedefleri, küresel ticaretteki yeni stratejileri ve bölgesel ekonomik gelişmeler ele alındı. Türkiye’nin her yıl artış gösteren ihracat rakamları ve stratejik ticari hamlelerinin ana gündem maddeleri arasında yer aldığı zirvede, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda ekonomide kaydedilen ilerlemeler değerlendirildi. Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücü, yeni ticaret adımları ve dış ticarette izlenecek yol haritası uzman isimlerin katkılarıyla masaya yatırıldı. Özellikle küresel ticaret savaşları, enerji arz güvenliği, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve bölgesel gelişmelerin ekonomiye etkilerinin ele alındığı oturumda, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin ardından enerji ve lojistik hatlarının güvenliği küresel ticaretin en kritik başlıkları arasında değerlendirildi. İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilimlerin bölge ekonomisine etkileri ile enerji piyasalarında oluşabilecek riskler de zirvede geniş kapsamlı şekilde münazara edildi. Programda ayrıca Türkiye’nin ihracat vizyonu, yeni pazarlara açılım stratejileri ve değişen küresel ekonomik dengeler çerçevesinde iş dünyasının önündeki fırsatlar ele alındı. Katılımcılar, Türkiye’nin jeopolitik konumu sayesinde bölgesel ticaret ve lojistikte stratejik bir merkez olma konumunu güçlendirdiğine dikkat çekti. Zirve kapsamında gerçekleştirilen özel oturumda Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Bolat, Hürmüz Boğazı ve İran, İsrail, Amerika çatışmasına gelinceye kadar dünya resmine bakıldığında çok çalkantılı bir süreçten geçildiğini aktararak, " 2008-2009 dünya finans ve ekonomi krizi, ardından egemen borç krizi, Türkiye’de yaşadığımız Gezi olayları, darbe girişimleri, kanlı darbe girişimleri, ardından COVID krizi dünyayı sarstı. COVID’den bir yıl sonra enflasyon patlaması yaşandı bütün dünyada. Bir yıl sonra Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdi, bu büyük bir enerji fiyat ve arz krizine yol açtı, gıda fiyat ve arz krizine yol açtı. Bir yıl sonra biz tarihimizin en yıkıcı iki deprem felaketiyle maruz kaldık ve büyük bir 53 bin can kaybı ve 11 vilayetimizin ağır fiziki yıkımı, 120 milyar dolarlık bir bütçe ihtiyacı ve kısa sürede 13.5 milyon insanın rahatlatılması, ev ve iş yerlerine kavuşturulması. Derken geçen yılın başından bu yana da emtia fiyatlarında büyük artışlar ve ticaret savaşları, gümrük vergisi savaşları, ticaretteki korumacılık rüzgarının çok hızlı esmesi, buna karşı ülkelerin içine kapanması, ülke gruplarının bloklaşması, Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği’ndeki çalkantılar ve bu süreçte Dünya Ticaret Örgütü’nün etkisizleşmesi ve geçen yıldan itibaren başlayan Hindistan-Pakistan, Pakistan-Afganistan, İsrail’in İran’a saldırıları, ondan sonra da 70 gün önce patlak veren ABD-İsrail ortaklaşa İran’a saldırılar, İran’ın bu saldırılara mukabele etmesi, direnç göstermesi ve bunu Ortadoğu ülkelerine, Körfez ülkelerine de yayarak ve de Hürmüz Boğazı’nı da kapatarak büyük bir çalkantıya yol açması" diye konuştu. "Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız barışı sağlamak için büyük uğraş verdi" ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının 1973 birinci petrol krizi, 1979 ikinci petrol krizi ve 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği enerji arz ve fiyat krizleri hepsinin toplamından daha yıkıcı, daha büyük bir krize yol açtığının altını çizen Bolat, " Dünyadaki doğalgazın yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçerek dünyaya satılıyordu. Dünyadaki gübre arzının, petrokimya ürünlerinin yaklaşık üçte birine yakın bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu ve dünyaya satılıyordu. Şimdi Hürmüz Boğazı’nda gemilere saldırılar başlayıp ve Hürmüz Boğazı’nı İran kendi direnişi için bir koz olarak kullanmaya başlayınca piyasalarda aniden arz krizi endişesi ve fiyatlarda yukarı doğru hızlı tırmanış başladı. Petrol varili 63-64 dolardı geçen yılın sonlarında, 117-120 dolara kadar yükseldi neredeyse yüzde 80-90 yüze yakın artış. Bunu aynı şekilde doğalgaz izliyor. Gübre fiyatları, petrokimya fiyatlarında yüzde 70-80 artışlar var. Bugün her ürünün üretiminde kimyasal ürün vardır. Petrokimya ürünleri de birçok sektöre hammadde ve girdi oluşturur. Gübre ise yediğimiz içtiğimiz her şeyin temel ihtiyacı olan bir madde. Dolayısıyla etkiler olarak bir; enflasyona maalesef olumsuz artış etkisi. İkincisi; piyasada bulunamama arz sorunu etkisi dünya için konuşuyorum, biz de onun bir parçasıyız. Üçüncüsü de; özellikle ülkeler arasında ticaretin zayıflaması, azalması ve ekonomik büyümenin azalması gibi olumsuz etkileri beraberinde getirdi. Önce şöyle zannedilmişti; ABD, İsrail, İran’da birkaç gün içinde rejimi düşürür veya iki taraf bir iki hafta vuruşur sonra ateşkes sağlanır gibi kısa sürer umuduyla bakılıyordu. Türkiye bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız ve ekipleriyle beraber barışı sağlamak için, ateşkes sağlamak için gerçekten büyük uğraş verdi, hala da vermeye devam ediyor. Türkiye, Pakistan, Mısır gibi dost ve kardeş ülkeler. Şu anda gelinen noktada işte müzakereler ya da diğer adıyla pazarlıklar devam ediyor." dedi. "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız" Hürmüz Boğazında yaşananların Türkiye üstündeki etkilerine de değinen Bakan Bolat, "Biz bu ülkelere komşu ülkeyiz ve öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, herkes şöyle haritayı zihninde canlandırsın: Kuzeyinde mini bir dünya savaşı Rusya-Ukrayna, batıda yıllarca sürmüş bir Balkan savaşları, doğuda Azerbaycan ile Ermenistan arasında, Azerbaycan’ın Karabağ toprağını kurtarmak için 32 yıllık işgal ve sonrasında kurtarılması, güneyimizde Suriye, Irak’ta geçmiş, yakın geçmişte yaşananlar; İsrail’in Filistin’deki, Gazze’deki, Batı Şeria’daki katliamları, soykırımı; Suriye’ye, Yemen’e, Lübnan’a saldırıları, Katar’a gidip orada bombalama yapması vesaire. Böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor. Gerçekten Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden bu savaşlardan Türkiye’yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda da ortalama yüzde 5.4 büyüme sağlamış bir ülke. Ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1.6 trilyon dolara 6 kat çıkarmış, kişi başına milli gelirini 3.600 dolardan 18.040 dolara çıkarmış, 5 katından fazla. İhracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002’deki 50 milyar dolardan 396 milyar dolara geçen yıl taşımış bir ülke. Ve de dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak görmek istediği, müttefik görmek istediği, istikrarına gıptayla baktığı ve rol model aldığı, almaya çalıştığı bir ülke konumundayız" değerlendirmesinde bulundu. "Allah’a çok şükür ürünlerde kimse bir arz sorunu yaşamadı" Savaşın başlamasıyla beraber birçok ülkede benzin kuyrukları, mazot kuyrukları, elektrik kesintileri, gübre arz paniği ve home ofis , home eğitim çalışmalarına dönüşler gibi uygulamaların yaşandığına dikkat çeken Bolat şunları söyledi: "Biz de hükümetimizin bu dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedariğinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle Allah’a çok şükür ne mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğalgazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı. Fiyat artışları bu saydığımız ürünlerde dünyadaki fiyatların artışlarından dolayı yaşanan bir durum. Kendi malımız değil sonuçta, ithal ederek almak zorundayız ve üretimimizin yetmediği yerde de ithal etmek zorunda kaldığımızda dünya fiyatlarını ödemek zorundayız. Bunu alanlar da buradaki maliyetleri fiyata yansıtmaya çalışıyor o anlamda. Ve biz ihracatta gübre ihracatını durdurduk hemen dakika bir bu savaş başlar başlamaz. Tarım ve Orman Bakanlığımızla koordine hareket ettik, Ekonomi Koordinasyon Kurulu sürekli tedbirler, aksiyonlarla ilgili toplantılar yaptı ve gübre ithalatında gümrük vergisini sıfırladık. Kim bulabiliyorsa, alabiliyorsa dünyanın değişik yerlerinden sıfır gümrükle getirsin olarak. Antrepolarda 350 bin ton gübre vardı, bunların da yurt dışına çıkışını yasakladık ve içeriye satışına izin verdik. Bu tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı. Birçok hava yolları uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini çok azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyorlar." "Cumhuriyet tarihinin ikinci en yüksek aylık rekorunu elde ettik" Körfez Ülkeleri ile olan ticarette yaşananları da aktaran Bolat, "Körfez ülkeleriyle ticaretimizde de şunu gördük; ilk ay bir şok ayıydı Mart ayı, orada yüzde 35 bir ihracat azalması yaşadık o ve Körfez ülkelerine yaptığımız ihracat 1.5 milyar dolara geriledi. Ama Körfez ülkelerinin ihtiyaçları arttığı için ve birçok başka ülkelerden de Hürmüz Boğazı’nı geçip tedarik edemedikleri için Türkiye’den siparişler arttı. Avrupa’dakiler Uzak Doğu’dan ya da Körfez’den alamadıkları ürünler olunca oradan siparişler artmaya başladı. Harika bir Nisan ayı geçirdik ve ihracatımız Nisan ayında yüzde 22.5 artışla ve nette de 4.8 milyar dolar artışla 25.6 milyar dolara yükseldi. Haziran rekoru kırdık, Cumhuriyet tarihinin ikinci en yüksek aylık rekorunu elde ettik. Geçen Aralık ayında da 26.4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihi 103 yılın, 1230 ayın rekorunu kırmıştık" dedi. Bakan Bolat, perşembe ve cuma günlerinin en önemli ihracat günleri olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: "Bu yılın önemli bir özelliği; milli bayramlar, dini bayramlar hep hafta ortasına geldi, bizim iş günlerimiz gidiyor. Arada da bir iki gün olduğunda köprü yapıyorlar, birleştirme tatil yapıyorlar; bayağı bir zarar görüyoruz. Ocak ayı 1-2 Ocak öyle oldu, Perşembe Cuma bizim en önemli ihracat günlerimiz. Derken Ramazan Bayramı yine hafta arasına geldi. Şimdi biz Haziran’da bütün ilk üç ayı izale ettik, artı yüzde 3 artışa geçtik dört aylıkta rekordayız 88.6 milyar dolarla. Ama Mayıs böyle bizim için biraz zor geçecek gibi. Geçen yıl Mayıs’ta 20 iş günü vardı, bu yıl Mayıs’ta sadece 14 iş günü var. 1 Mayıs Cuma’ya geldi, bizim 1.5 milyar dolar ihracat yaptığımız gün gitti. 19 Mayıs Salı’ya geliyor, Kurban Bayramı 9 gün tatil; bize kalıyor 14 iş günü. Geçen yıl da o zamanın rekor ayı 24.8 milyar dolardı Mayıs rekorumuz ve Cumhuriyet rekoruydu. Ama talepteki bu canlılıkla kesinlikle altta kalacağımız mukadder ama biz Haziran ayında bunun acısını çıkaracağız. Haziran ayında milli bayram, dini bayram yok bu sene. Geçen yıl Kurban Bayramı Haziran’a gelmişti, baz etkisi bu defa lehimize çalışacak. İnşallah 25-26 milyar dolarla Mayıs’taki kaybı telafi edeceğiz ve yani yıllık hedeflerimiz doğrultusunda devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.