Uygulamalarımız appstore googleplay

#İş Dünyası

TTN TÜRK - İş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız" Haber

Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız"

İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen "Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi", Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İş dünyası temsilcileri, ekonomistler ve sektör uzmanlarını bir araya getiren zirvede, Türkiye’nin ihracattaki büyüme hedefleri, küresel ticaretteki yeni stratejileri ve bölgesel ekonomik gelişmeler ele alındı. Türkiye’nin her yıl artış gösteren ihracat rakamları ve stratejik ticari hamlelerinin ana gündem maddeleri arasında yer aldığı zirvede, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda ekonomide kaydedilen ilerlemeler değerlendirildi. Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücü, yeni ticaret adımları ve dış ticarette izlenecek yol haritası uzman isimlerin katkılarıyla masaya yatırıldı. Özellikle küresel ticaret savaşları, enerji arz güvenliği, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve bölgesel gelişmelerin ekonomiye etkilerinin ele alındığı oturumda, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin ardından enerji ve lojistik hatlarının güvenliği küresel ticaretin en kritik başlıkları arasında değerlendirildi. İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilimlerin bölge ekonomisine etkileri ile enerji piyasalarında oluşabilecek riskler de zirvede geniş kapsamlı şekilde münazara edildi. Programda ayrıca Türkiye’nin ihracat vizyonu, yeni pazarlara açılım stratejileri ve değişen küresel ekonomik dengeler çerçevesinde iş dünyasının önündeki fırsatlar ele alındı. Katılımcılar, Türkiye’nin jeopolitik konumu sayesinde bölgesel ticaret ve lojistikte stratejik bir merkez olma konumunu güçlendirdiğine dikkat çekti. Zirve kapsamında gerçekleştirilen özel oturumda Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Bolat, Hürmüz Boğazı ve İran, İsrail, Amerika çatışmasına gelinceye kadar dünya resmine bakıldığında çok çalkantılı bir süreçten geçildiğini aktararak, " 2008-2009 dünya finans ve ekonomi krizi, ardından egemen borç krizi, Türkiye’de yaşadığımız Gezi olayları, darbe girişimleri, kanlı darbe girişimleri, ardından COVID krizi dünyayı sarstı. COVID’den bir yıl sonra enflasyon patlaması yaşandı bütün dünyada. Bir yıl sonra Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdi, bu büyük bir enerji fiyat ve arz krizine yol açtı, gıda fiyat ve arz krizine yol açtı. Bir yıl sonra biz tarihimizin en yıkıcı iki deprem felaketiyle maruz kaldık ve büyük bir 53 bin can kaybı ve 11 vilayetimizin ağır fiziki yıkımı, 120 milyar dolarlık bir bütçe ihtiyacı ve kısa sürede 13.5 milyon insanın rahatlatılması, ev ve iş yerlerine kavuşturulması. Derken geçen yılın başından bu yana da emtia fiyatlarında büyük artışlar ve ticaret savaşları, gümrük vergisi savaşları, ticaretteki korumacılık rüzgarının çok hızlı esmesi, buna karşı ülkelerin içine kapanması, ülke gruplarının bloklaşması, Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği’ndeki çalkantılar ve bu süreçte Dünya Ticaret Örgütü’nün etkisizleşmesi ve geçen yıldan itibaren başlayan Hindistan-Pakistan, Pakistan-Afganistan, İsrail’in İran’a saldırıları, ondan sonra da 70 gün önce patlak veren ABD-İsrail ortaklaşa İran’a saldırılar, İran’ın bu saldırılara mukabele etmesi, direnç göstermesi ve bunu Ortadoğu ülkelerine, Körfez ülkelerine de yayarak ve de Hürmüz Boğazı’nı da kapatarak büyük bir çalkantıya yol açması" diye konuştu. "Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız barışı sağlamak için büyük uğraş verdi" ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının 1973 birinci petrol krizi, 1979 ikinci petrol krizi ve 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği enerji arz ve fiyat krizleri hepsinin toplamından daha yıkıcı, daha büyük bir krize yol açtığının altını çizen Bolat, " Dünyadaki doğalgazın yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçerek dünyaya satılıyordu. Dünyadaki gübre arzının, petrokimya ürünlerinin yaklaşık üçte birine yakın bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu ve dünyaya satılıyordu. Şimdi Hürmüz Boğazı’nda gemilere saldırılar başlayıp ve Hürmüz Boğazı’nı İran kendi direnişi için bir koz olarak kullanmaya başlayınca piyasalarda aniden arz krizi endişesi ve fiyatlarda yukarı doğru hızlı tırmanış başladı. Petrol varili 63-64 dolardı geçen yılın sonlarında, 117-120 dolara kadar yükseldi neredeyse yüzde 80-90 yüze yakın artış. Bunu aynı şekilde doğalgaz izliyor. Gübre fiyatları, petrokimya fiyatlarında yüzde 70-80 artışlar var. Bugün her ürünün üretiminde kimyasal ürün vardır. Petrokimya ürünleri de birçok sektöre hammadde ve girdi oluşturur. Gübre ise yediğimiz içtiğimiz her şeyin temel ihtiyacı olan bir madde. Dolayısıyla etkiler olarak bir; enflasyona maalesef olumsuz artış etkisi. İkincisi; piyasada bulunamama arz sorunu etkisi dünya için konuşuyorum, biz de onun bir parçasıyız. Üçüncüsü de; özellikle ülkeler arasında ticaretin zayıflaması, azalması ve ekonomik büyümenin azalması gibi olumsuz etkileri beraberinde getirdi. Önce şöyle zannedilmişti; ABD, İsrail, İran’da birkaç gün içinde rejimi düşürür veya iki taraf bir iki hafta vuruşur sonra ateşkes sağlanır gibi kısa sürer umuduyla bakılıyordu. Türkiye bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız ve ekipleriyle beraber barışı sağlamak için, ateşkes sağlamak için gerçekten büyük uğraş verdi, hala da vermeye devam ediyor. Türkiye, Pakistan, Mısır gibi dost ve kardeş ülkeler. Şu anda gelinen noktada işte müzakereler ya da diğer adıyla pazarlıklar devam ediyor." dedi. "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız" Hürmüz Boğazında yaşananların Türkiye üstündeki etkilerine de değinen Bakan Bolat, "Biz bu ülkelere komşu ülkeyiz ve öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, herkes şöyle haritayı zihninde canlandırsın: Kuzeyinde mini bir dünya savaşı Rusya-Ukrayna, batıda yıllarca sürmüş bir Balkan savaşları, doğuda Azerbaycan ile Ermenistan arasında, Azerbaycan’ın Karabağ toprağını kurtarmak için 32 yıllık işgal ve sonrasında kurtarılması, güneyimizde Suriye, Irak’ta geçmiş, yakın geçmişte yaşananlar; İsrail’in Filistin’deki, Gazze’deki, Batı Şeria’daki katliamları, soykırımı; Suriye’ye, Yemen’e, Lübnan’a saldırıları, Katar’a gidip orada bombalama yapması vesaire. Böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor. Gerçekten Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden bu savaşlardan Türkiye’yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda da ortalama yüzde 5.4 büyüme sağlamış bir ülke. Ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1.6 trilyon dolara 6 kat çıkarmış, kişi başına milli gelirini 3.600 dolardan 18.040 dolara çıkarmış, 5 katından fazla. İhracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002’deki 50 milyar dolardan 396 milyar dolara geçen yıl taşımış bir ülke. Ve de dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak görmek istediği, müttefik görmek istediği, istikrarına gıptayla baktığı ve rol model aldığı, almaya çalıştığı bir ülke konumundayız" değerlendirmesinde bulundu. "Allah’a çok şükür ürünlerde kimse bir arz sorunu yaşamadı" Savaşın başlamasıyla beraber birçok ülkede benzin kuyrukları, mazot kuyrukları, elektrik kesintileri, gübre arz paniği ve home ofis , home eğitim çalışmalarına dönüşler gibi uygulamaların yaşandığına dikkat çeken Bolat şunları söyledi: "Biz de hükümetimizin bu dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedariğinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle Allah’a çok şükür ne mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğalgazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı. Fiyat artışları bu saydığımız ürünlerde dünyadaki fiyatların artışlarından dolayı yaşanan bir durum. Kendi malımız değil sonuçta, ithal ederek almak zorundayız ve üretimimizin yetmediği yerde de ithal etmek zorunda kaldığımızda dünya fiyatlarını ödemek zorundayız. Bunu alanlar da buradaki maliyetleri fiyata yansıtmaya çalışıyor o anlamda. Ve biz ihracatta gübre ihracatını durdurduk hemen dakika bir bu savaş başlar başlamaz. Tarım ve Orman Bakanlığımızla koordine hareket ettik, Ekonomi Koordinasyon Kurulu sürekli tedbirler, aksiyonlarla ilgili toplantılar yaptı ve gübre ithalatında gümrük vergisini sıfırladık. Kim bulabiliyorsa, alabiliyorsa dünyanın değişik yerlerinden sıfır gümrükle getirsin olarak. Antrepolarda 350 bin ton gübre vardı, bunların da yurt dışına çıkışını yasakladık ve içeriye satışına izin verdik. Bu tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı. Birçok hava yolları uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini çok azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyorlar." "Cumhuriyet tarihinin ikinci en yüksek aylık rekorunu elde ettik" Körfez Ülkeleri ile olan ticarette yaşananları da aktaran Bolat, "Körfez ülkeleriyle ticaretimizde de şunu gördük; ilk ay bir şok ayıydı Mart ayı, orada yüzde 35 bir ihracat azalması yaşadık o ve Körfez ülkelerine yaptığımız ihracat 1.5 milyar dolara geriledi. Ama Körfez ülkelerinin ihtiyaçları arttığı için ve birçok başka ülkelerden de Hürmüz Boğazı’nı geçip tedarik edemedikleri için Türkiye’den siparişler arttı. Avrupa’dakiler Uzak Doğu’dan ya da Körfez’den alamadıkları ürünler olunca oradan siparişler artmaya başladı. Harika bir Nisan ayı geçirdik ve ihracatımız Nisan ayında yüzde 22.5 artışla ve nette de 4.8 milyar dolar artışla 25.6 milyar dolara yükseldi. Haziran rekoru kırdık, Cumhuriyet tarihinin ikinci en yüksek aylık rekorunu elde ettik. Geçen Aralık ayında da 26.4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihi 103 yılın, 1230 ayın rekorunu kırmıştık" dedi. Bakan Bolat, perşembe ve cuma günlerinin en önemli ihracat günleri olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: "Bu yılın önemli bir özelliği; milli bayramlar, dini bayramlar hep hafta ortasına geldi, bizim iş günlerimiz gidiyor. Arada da bir iki gün olduğunda köprü yapıyorlar, birleştirme tatil yapıyorlar; bayağı bir zarar görüyoruz. Ocak ayı 1-2 Ocak öyle oldu, Perşembe Cuma bizim en önemli ihracat günlerimiz. Derken Ramazan Bayramı yine hafta arasına geldi. Şimdi biz Haziran’da bütün ilk üç ayı izale ettik, artı yüzde 3 artışa geçtik dört aylıkta rekordayız 88.6 milyar dolarla. Ama Mayıs böyle bizim için biraz zor geçecek gibi. Geçen yıl Mayıs’ta 20 iş günü vardı, bu yıl Mayıs’ta sadece 14 iş günü var. 1 Mayıs Cuma’ya geldi, bizim 1.5 milyar dolar ihracat yaptığımız gün gitti. 19 Mayıs Salı’ya geliyor, Kurban Bayramı 9 gün tatil; bize kalıyor 14 iş günü. Geçen yıl da o zamanın rekor ayı 24.8 milyar dolardı Mayıs rekorumuz ve Cumhuriyet rekoruydu. Ama talepteki bu canlılıkla kesinlikle altta kalacağımız mukadder ama biz Haziran ayında bunun acısını çıkaracağız. Haziran ayında milli bayram, dini bayram yok bu sene. Geçen yıl Kurban Bayramı Haziran’a gelmişti, baz etkisi bu defa lehimize çalışacak. İnşallah 25-26 milyar dolarla Mayıs’taki kaybı telafi edeceğiz ve yani yıllık hedeflerimiz doğrultusunda devam edeceğiz."

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı Haber

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı

Allianz Türkiye ve Türk İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED), Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) ev sahipliğinde Antalya’da düzenledikleri Risk Zirvesi’nde, değişen risk dünyasını ve işletmelerin bu yeni döneme nasıl hazırlanması gerektiği ele alındı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı Antalya Risk Zirvesi Afet ve Yangın Dayanıklılığı özel oturumunda; farklı sektörlerden temsilcilerin yer aldığı panel ile iş sürekliliği, risk yönetimi ve afetlere karşı hazırlık çok boyutlu olarak değerlendirildi. Allianz Türkiye ve TÜRKONFED’in ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilen Risk Zirvesi; kamu, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getirerek afet riskleri ve ekonomik dayanıklılık konularında önemli bir tartışma platformu sundu. Zirveye Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu’nun yanı sıra iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. Zirvenin açılış konuşmaları; BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci ile kamu temsilcileri tarafından gerçekleştirildi. Çoklu ve bağlantılı riskler artık “yeni normal” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, risk kavramının geçirdiği dönüşüme dikkat çekti: “Bugün risk artık istisnai bir durum değil, iş dünyasının yeni normali. Üstelik yalnızca fiziksel hasarlarla sınırlı kalmıyor; iş sürekliliğini, tedarik zincirlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar yaratıyor. Biz Allianz Türkiye olarak bu nedenle sigortacılığı yalnızca hasar sonrası devreye giren bir mekanizma olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bir süreç olarak ele alıyoruz. İşletmelerin risklerini önceden görmelerine, hazırlıklı olmalarına ve dayanıklılıklarını artırmalarına destek olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Antalya gibi turizm ve hizmet sektörünün yoğun olduğu, ekonomik çeşitliliğin yüksek olduğu bir şehirde bu konuyu ele almak ise ayrı bir önem taşıyor. Çünkü dayanıklılık sadece tek tek işletmeler için değil, bulunduğumuz şehirlerin ve ekonominin sürdürülebilirliği için de kritik. Bu zirveyi de bu nedenle çok kıymetli buluyoruz; ortak akılla daha hazırlıklı ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz.” dedi. Perihan İnci: “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor” Risk yönetiminin kriz anlarında başvurulan teknik bir alan olmakla sınırlı kalmayıp işletmelerin finansal dayanıklılığını, rekabet gücünü, üretim kapasitesini ve en önemlisi sürekliliğini doğrudan belirleyen temel bir yönetim meselesi olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine ekonomideki payınız büyüdükçe, risklerin etkisi de büyüyor. Bir yangın, bir afet, bir altyapı kesintisi ya da iklim kaynaklı bir tehdit işletmenin bilançosunun yanı sıra tedarik zincirini, istihdamı, bölgesel geliri ve ülke ekonomisine sağlanan katkıyı da etkileyebiliyor. Bu nedenle yangın riski, afet hazırlığı, sigorta bilinci ve iş sürekliliği başlıkları teknik başlıklar olmanın çok ötesinde, doğrudan kalkınma başlıklarıdır. Afet sonrası toparlanma maliyetlidir; önleyici risk yönetimi ise hem daha akılcı hem daha ekonomiktir.” açıklamasında bulundu. Mustafa Cengiz: “Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır” Antalya’nın bir turizm destinasyonu olmakla sınırlı kalmadığını; turizm, tarım ve sanayinin entegre olduğu çok katmanlı ve stratejik bir ekonomik ekosistem olarak okunması gerektiğini söyleyen BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz ise “Bugünün dünyasında marka, tanıtım kampanyalarının yanı sıra krizlere karşı gösterilen dirençle inşa ediliyor. Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır. Bu nedenle sürdürülebilirliği de yeniden tanımlamalıyız. Sürdürülebilirlik denilince akla ilk olarak çevresel duyarlılık ya da karbon ayak izi gelebilir. Ancak sürdürülebilirlik aynı zamanda operasyonel süreklilik, kriz dayanıklılığı ve risk yönetimi kapasitesidir. Yangın ve afet dayanıklılığı de stratejik bir rekabet unsurudur. Afetlere hazırlıklı olan işletmeler daha hızlı toparlanır, daha fazla yatırım çeker, daha güçlü iş ortaklıkları kurar ve en önemlisi rekabette kalıcı bir avantaj elde eder.” dedi. Zirvede bilimsel ve sektörel bakış bir araya geldi Zirvede Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Afet Olsaydı? Yangın, Dayanıklılık ve Gerçek Risk Algısı” başlıklı konuşmasıyla risklerin bilimsel boyutunu ele aldı. Zirve kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda ise farklı sektörlerden temsilciler risk yönetimi ve iş sürekliliği konularını çok boyutlu olarak değerlendirdi. Moderatörlüğünü Semih Beken’in üstlendiği panelde; Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci ile Allianz Türkiye Risk Mühendisliği ve Allianz Teknik Direktörü Dr. Ceyhun Eren konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, afetlere karşı hazırlık, sektör bazlı riskler ve işletmelerin dayanıklılığını artırmaya yönelik çözüm önerileri ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rektör Durman: “Eğitim Bir Başlangıç, Farkı Sizin Yaptıklarınız Yaratır” Haber

Rektör Durman: “Eğitim Bir Başlangıç, Farkı Sizin Yaptıklarınız Yaratır”

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, hızla değişen iş dünyasında gençlerin nasıl öne çıkabileceğini anlattı. Bilgiye erişimin her zamankinden daha kolay olduğunu belirten Durman, “Bugün herkes aynı bilgiye ulaşabiliyor ama herkes aynı hayatı kuramıyor. Öne çıkanlar, öğrendiklerini hayata geçirebilenler oluyor” diye konuştu. Durman’a göre yeni dönemde başarı; yalnızca akademik bilgiyle değil, karar alma becerisi, sorumluluk duygusu ve değişime uyum sağlayabilme kapasitesiyle şekilleniyor. “İş dünyası artık sadece ne bildiğinize değil, o bilgiyi nasıl kullandığınıza bakıyor” dedi. “YAPAY ZEKADAN KORKMAYIN, ONU DOĞRU KULLANIN” Yapay zekanın iş hayatındaki etkisine de değinen Durman, gençler arasında yaygın olan “Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı?” sorusuna net bir yanıt verdi. “Evet, bazı işleri makineler yapacak. Bu kaçınılmaz. Ama karar vermek, sorumluluk almak ve yön göstermek hala insana ait. Yapay zekadan korkmak yerine onu doğru kullanmayı öğrenmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. Durman, özellikle tekrarlayan işlerin giderek otomatikleştiğini, buna karşılık insanın yaratıcılık, liderlik ve problem çözme gibi alanlarda daha fazla öne çıkacağını vurguladı. “ÜNİVERSİTE HAYATIN PROVASIDIR” Üniversite eğitiminin sadece derslerden ibaret olmadığını belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, öğrencilerin eğitim sürecinde aktif rol almaları gerektiğini söyledi. “Üniversite hayatın provasıdır. Staj yapın, proje üretin, kulüplerde yer alın, kendinizi deneyin. Çünkü gerçek fark, deneyimle ortaya çıkar” dedi. Başarının sadece bilgiyle değil, karakterle de ilgili olduğuna dikkat çeken Durman, “Güvenilir olmak, sorumluluk almak ve etik davranmak uzun vadede fark yaratır” diye konuştu. “HATA YAPMAKTAN KORKMAYIN” Gençlere önemli bir çağrıda bulunan Durman, “Hata yapmaktan korkmayın. Hata yapmayan insan, denemeyen insandır. Önemli olan, o hatadan ne öğrendiğinizdir” dedi. Başarının zaman içinde oluştuğunu vurgulayan Durman, “Disiplin, süreklilik ve sabır olmadan kalıcı başarı mümkün değildir” ifadelerini kullandı. “POPÜLER OLANI DEĞİL, SİZE DOĞRU OLANI SEÇİN” Üniversite tercih sürecine de değinen Durman, gençlere şu tavsiyede bulundu: “Herkesin gittiği yolu seçmek zorunda değilsiniz. Önce kendinize ‘Ben nasıl bir iş yapmak istiyorum?’ diye sorun. Doğru tercih, kişinin kendini tanımasıyla başlar.” Yanlış tercihlerle zaman kaybedilebileceğini belirten Durman, bilinçli kararların uzun vadede hayatı şekillendirdiğini söyledi. “YURT DIŞI EĞİTİM BİR ARAÇTIR” Yurt dışı eğitimin son yıllarda daha fazla tercih edildiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, bu sürecin doğru planlanması gerektiğini söyledi. “Yurt dışına gitmek tek başına başarı değildir. Önemli olan, bu süreci nasıl değerlendirdiğiniz ve sonrasında nasıl bir yol çizdiğinizdir” dedi. Durman, uluslararası bakış açısının önemine de dikkat çekerek, farklı kültürleri tanımanın ve yabancı dil bilmenin gençlere önemli avantajlar sağladığını ifade etti. SANAT VE ZANAAT YENİDEN YÜKSELİŞTE Sadece büyük şirketlerin değil, farklı alanların da giderek daha fazla önem kazandığını belirten Durman, “Gastronomi, sanat ve zanaat gibi alanlar yeniden değer kazanıyor. Bu alanlarda yetişen insanlar her zaman kendine yer bulabiliyor” dedi. “SÜREKLİ ÖĞRENMEK ARTIK ZORUNLULUK” Değişimin hızına dikkat çeken Durman, “Dün doğru olan, bugün yeterli olmayabilir. Bu yüzden sürekli öğrenmek artık bir tercih değil, zorunluluk” ifadelerini kullandı. “AYAKTA KALAN DEĞİŞİME UYUM SAĞLAYAN OLACAK” Geleceğin rekabetçi ama fırsatlarla dolu olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu dünyada öne çıkanlar en zeki olanlar değil, değişime en hızlı uyum sağlayanlar olacak. Kendinize yatırım yapın, merak edin, öğrenin ve vazgeçmeyin.”

GİV’de görevlerinden ayrılan isimler yeni girişimcilik platformu kuracaklarını duyurdu Haber

GİV’de görevlerinden ayrılan isimler yeni girişimcilik platformu kuracaklarını duyurdu

Girişimci İşadamları Vakfı’nda (GİV) görev yapan icra kurulu üyeleri ile bazı mütevelli heyeti üyeleri, vakıf içinde vizyon, misyon ve hedeflere ilişkin görüş ayrılıkları nedeniyle görevlerinden istifa ettiklerini, girişimcilik ve kalkınma odaklı çalışmalarını yeni bir platform altında sürdüreceklerini duyurdu. Açıklamada, 2009 yılında yönetimi devralınan ve o dönemde “Genç İşadamları Vakfı” adıyla faaliyet gösteren yapının, mütevelli heyetinin onayıyla girişimcilik odağında yeniden konumlandırıldığı ve adının “Girişimci İşadamları Vakfı (GİV)” olarak değiştirildiği belirtildi. Vakfın faaliyetlerine uygun bir merkez oluşturulması amacıyla Bahariye Mevlevihanesi’nin vakfa kazandırıldığı, Türkiye genelinde açılan şubelerle de çalışmaların yaygınlaştırıldığı ifade edilen açıklamada, girişimciliğin üniversiteler, kamu, iş dünyası ve gençler nezdinde daha görünür hale gelmesinde vakfın çalışmalarının, işbirliklerinin ve yetkili mercilere sunulan raporlarının etkili olduğu kaydedildi. Açıklamada, GİV’in ulusal ölçekte bilinen bir yapıya dönüştüğü, Türkiye genelinden projelerin gönderildiği, binlerce kişinin eğitim aldığı ve çeşitli faaliyetlerle üyelerine ve ülkeye katkı sunduğu aktarıldı. Vakfın öne çıkan çalışmaları arasında, yüzlerce iş insanı, bürokrat, akademisyen ve siyasetçinin konuşmacı olarak katıldığı “Girişimci Buluşmaları”, ülkenin ilk akredite melek yatırımcı ağlarından biri olduğu belirtilen “Bahariye Melek Yatırım Ağı”, KOSGEB iş birliğiyle düzenlenen ve 5 bini aşkın kişinin katıldığı “Girişimcilik Eğitimleri”, iş insanları ve profesyonel yöneticilere yönelik 60’tan fazla başlıkta gerçekleştirilen eğitim programları yer aldı. Ayrıca, yaklaşık 4 binden fazla projenin değerlendirildiği ve 12 yıldır düzenlendiği belirtilen “GİV Girişimcilik Ödülleri”, firmaların girişimcilik performansını ölçmeye yönelik “Gendeks Projesi”, “Girişimci-Yatırımcı Buluşmaları”, deprem bölgesindeki konteyner kent çalışmaları ile yurt içi ve yurt dışı geziler ve strateji çalıştayları da vakfın faaliyetleri arasında sayıldı. Açıklamada, son dönemde bazı mütevelli heyeti üyeleriyle yaşanan temel yaklaşım farklılıklarının vizyon, misyon ve hedefler konusunda derin görüş ayrılıklarına yol açtığı belirtilerek, bu nedenle icra kurulu üyeleri ile destek veren bazı mütevelli heyeti üyelerinin GİV çatısı altında fayda üretmenin mümkün olmaktan çıktığı kanaatiyle tüm görevlerinden istifa kararı aldığı bildirildi. Açıklamada, girişimcilik ve kalkınma odaklı çalışmaların yeni bir girişimcilik platformu altında sürdürüleceği kaydedildi. Duyuru, Numan Tekin, Osman Dur, Sefa Koç, Yılmaz Tok, Şerif Coşkun, Necdet Meşe, İbrahim Karagöz, İsrafil Çetin, Bülent Şafak, Sait Çağlı, Ömer Doğan, Hüseyin Ceyhan, Yusuf Korkusuz, Cüneyt Fırat, Mehmet Horasan, Rıza Özer, Erdal Kılıç, Mehmet Koç ve Kadir Gurbetci imzasıyla paylaşıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.