Uygulamalarımız appstore googleplay

#Gastronomi

TTN TÜRK - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul Marriott Hotel Şişli Genel Müdürü Veli Murat Tüntaş Oldu Haber

İstanbul Marriott Hotel Şişli Genel Müdürü Veli Murat Tüntaş Oldu

Marriott International'ın Türkiye'deki seçkin şehir otellerinden İstanbul Marriott Hotel Şişli, 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla otelcilik sektörünün deneyimli yöneticilerinden Veli Murat Tüntaş'ın Genel Müdür olarak göreve başladığını duyurdu. Marriott International bünyesinde 15 yılı aşkın uluslararası deneyime sahip olan Veli Murat Tüntaş, kariyeri boyunca The Ritz-Carlton, St. Regis ve W Hotels gibi grubun lüks segmentteki prestijli markalarında üst düzey yöneticilik görevleri üstlendi. Operasyonel mükemmeliyet, misafir deneyimi, ekip yönetimi ve ticari performans alanlarındaki başarılı çalışmalarıyla öne çıkan Tüntaş, farklı coğrafyalarda yürüttüğü liderlik görevleriyle Marriott International'ın büyüme stratejilerine önemli katkılar sağladı. İstanbul Marriott Hotel Şişli'ye katılmadan önce Marriott International'da Orta Doğu, Katar, Kuveyt ve Türkiye Lüks Otelleri Kıdemli Operasyon Direktörü olarak görev yapan Tüntaş, 100'ün üzerinde otelin operasyonel performansının geliştirilmesi, hizmet standartlarının yükseltilmesi ve stratejik büyüme projelerinin hayata geçirilmesinde aktif rol aldı. Daha önce W Amman'da Otel Müdürü ve Vekil Genel Müdür olarak görev yapan Tüntaş, misafir memnuniyeti, çalışan bağlılığı ve genel otel performansında elde ettiği başarılı sonuçlarla dikkat çekti. Yiyecek ve içecek operasyonları alanındaki uzmanlığıyla da tanınan Tüntaş, kariyeri boyunca Çoklu Oteller Yiyecek ve İçecek Operasyonları Direktörü olarak görev yaptı. Uluslararası gastronomi konseptlerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesine liderlik ederek marka konumlandırmasını güçlendiren ve ticari başarı sağlayan projelere imza attı. Göreve başlamasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Veli Murat Tüntaş, şu ifadeleri kullandı: "İstanbul Marriott Hotel Şişli gibi Marriott International'ın güçlü markalarından birinin parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Deneyimli ekibimizle birlikte misafir memnuniyetini her zaman ön planda tutarak hizmet kalitemizi daha da ileri taşımayı, çalışanlarımızın gelişimini desteklemeyi ve otelimizin İstanbul'un en güçlü şehir otellerinden biri olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyoruz." İstanbul Marriott Hotel Şişli Hakkında İstanbul'un iş, finans ve alışveriş merkezlerinin kalbinde yer alan İstanbul Marriott Hotel Şişli, 264 oda ve süiti, 1.323 metrekarelik toplantı ve etkinlik alanı, farklı konseptlerde yiyecek ve içecek alanları, spa ve fitness olanaklarıyla iş ve tatil amaçlı seyahat eden misafirlerine hizmet vermektedir. Marriott International'ın global hizmet standartlarını modern tasarım ve misafir odaklı yaklaşımıyla buluşturan otel, uluslararası kongrelerden kurumsal etkinliklere kadar geniş bir yelpazede organizasyonlara ev sahipliği yapmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Forum Erzurum cadde konsepti yeni gastronomi alanıyla  şehre yeni bir buluşma noktası kazandırıyor Haber

Forum Erzurum cadde konsepti yeni gastronomi alanıyla şehre yeni bir buluşma noktası kazandırıyor

Türkiye’nin önde gelen alışveriş merkezi yatırım ve yönetim şirketlerinden ForumOne, ziyaretçi deneyimini ve ticari ekosistemi güçlendirmeye yönelik dönüşüm çalışmalarını Forum Erzurum’da hız kesmeden hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda oluşturulan yeni gastronomi ve kafe alanı, yalnızca alışveriş deneyimini değil, Erzurum’un sosyal yaşamını ve ticari potansiyelini destekleyen güçlü bir buluşma noktası olarak kapılarını açtı. Şehrin değişen yaşam alışkanlıkları, artan sosyalleşme ihtiyacı ve yükselen yeme-içme beklentilerine yanıt vermek amacıyla tasarlanan yeni alan, cadde kurgusu ile planlandı. Markalı yeme-içme konseptlerini bir araya getiren bu yeni yapı, ziyaretçilere günün her saatinde erişilebilir, akışkan ve deneyim odaklı bir sosyal yaşam alanı sunuyor. Aynı zamanda Forum Erzurum’un bulunduğu bölgenin ticari potansiyeline uygun bir marka ekosistemi oluşturma hedefinin de önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Espresso Lab ve Luuq Forum Erzurum’da Yeni alanın ilk markalarından biri olan üçüncü nesil kahve deneyimiyle öne çıkan Espresso Lab, 212 metrekare iç alan ve 149 metrekare teras olmak üzere toplam 361 metrekarelik mağazasında hizmet vermeye başladı. Kahve deneyimini sosyal buluşma alanlarıyla bir araya getiren marka, yeni gastronomi alanının önemli çekim noktalarından biri olarak konumlanıyor. Alanının dikkat çeken diğer markası Luuq ise 161 metrekare iç alan ve 97 metrekare teras olmak üzere toplam 258 metrekarelik konseptiyle ziyaretçilerini ağırlıyor. Fas esintileri taşıyan mimari detayları, özgün dekorasyonu ve sıcak atmosferiyle öne çıkan Luuq, Erzurum’da farklı bir deneyim alanı oluşturuyor. Konsept tasarımıyla ziyaretçilerin fotoğraf çekmek ve sosyal medyada paylaşmak için tercih ettiği özel noktalardan biri haline gelen Luuq, gastronomiyi deneyim ve yaşam tarzıyla buluşturan yaklaşımıyla yeni alanın karakteristik markalarından biri olarak dikkat çekiyor. Yeni markalar açılış için gün sayıyor Forum Erzurum’un gastronomi yolculuğu bununla da sınırlı kalmayacak. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin gastronomi ve kafe sektöründe önemli yere sahip iki sürpriz marka daha bu yeni alanda ziyaretçilerle buluşacak. Böylece Forum Erzurum, cadde konseptiyle kurgulanan marka karması sayesinde, şehrin yeme-içme ve sosyalleşme deneyimini daha da zenginleştiren güçlü bir gastronomi merkezi haline gelecek. Forum Erzurum’un gastronomi marka karması genişliyor Forum Erzurum’un gastronomi yatırımları, yeni marka açılışlarıyla güçlenmeye devam ediyor. Son dönemde gerçekleşen yeni açılışlarla birlikte ziyaretçilere sunulan yeme-içme alternatifleri çeşitlenirken; Bursa Kebap Evi, Pasaport Pizza, Puffıl Waffle, Biberzade ve La GelateriaForum Erzurum’daki yerlerini aldı.

HuQQabaz 9 Ülkede Faaliyet Göstererek Büyümeye Devam Ediyor Haber

HuQQabaz 9 Ülkede Faaliyet Göstererek Büyümeye Devam Ediyor

Türkiye’de 18 şubesi bulunan ve 9 ülkede faaliyet gösteren HuQQabaz, ayrışan franchise modeliyle büyümeye devam ediyor. Atasay Group iştiraki Q Food & Beverage çatısı altında konumlanan marka; güçlü misafir memnuniyeti, premium algısı, operasyonel standardizasyonu ve aktif eğitim sistemi ile yatırımcılar için ölçeklenebilir bir büyüme zemini sunuyor. 2016 yılında İstanbul’da hayata geçen HuQQabaz, 10. yılında 9 ülkede 33 şubeye ulaşarak yerelden globale uzanan güçlü bir büyüme hikayesi ortaya koyuyor. Yılda 8 milyondan fazla misafiri ağırlayan marka, klasik restoran anlayışının ötesine geçen deneyim yaklaşımıyla gastronomi, atmosfer, servis ve misafirperverliği tek bir dilde buluşturuyor. Şehir hayatının değişen ritmine “nefes arası” fikriyle yanıt veren HuQQabaz, günün farklı saatlerine ve farklı kullanım anlarına uyum sağlayan yapısıyla ayrışıyor. Sabah kahvaltısından akşam geç saatlere, yemekten müziğe, eğlenceden ailelere yönelik deneyimlere uzanan konseptiyle HuQQabaz, günün farklı anlarına hitap eden güçlü bir buluşma noktası yaratıyor. HuQQabaz, farklı lokasyonlarda aynı standardı korurken franchise modelini de güçlü marka algısı ve merkezden yönetilen operasyonel sistemle desteklenen sürdürülebilir bir büyüme yapısına dönüştürüyor. Güçlü Marka Algısı, Yüksek Memnuniyet ve Tekrar Ziyaret Potansiyeli HuQQabaz’ın franchise modeli, sahada karşılığı olan güçlü bir marka algısıyla destekleniyor. Barem Araştırma tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, markanın müşteri memnuniyet oranı %94,7, NPS skoru 76 olarak ölçüldü. Restoran sektöründe misafir deneyimi, servis standardı ve marka sadakatinin büyüme performansı açısından giderek daha belirleyici hale geldiği bir dönemde bu oranlar, HuQQabaz’ın sektörde dikkat çeken bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Bu sonuç, markanın yalnızca tercih edilen bir deneyim sunmakla kalmadığını; misafirleri tarafından çevrelerine tavsiye edilen güçlü bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Aynı araştırmaya göre misafirlerin %94,3’ü HuQQabaz’ı “premium” olarak tanımlıyor. Markanın tekrar ziyaret oranı da büyüme potansiyeli açısından önemli bir gösterge sunuyor. Araştırmaya göre HuQQabaz’da tekrar ziyaret etme oranı %89,5 seviyesinde gerçekleşiyor. Bu oran, HuQQabaz deneyiminin misafirler nezdinde güçlü bir yeniden tercih edilme eğilimine sahip olduğuna ve franchise modeli açısından sürdürülebilir talep yaratma gücüne işaret ediyor. Servis tarafındaki sonuçlar da markanın operasyonel gücünü destekliyor. Araştırmada HuQQabaz’ın servis memnuniyeti %88,5 olarak ölçülürken, “güleryüzlü, samimi ve ilgili ekip” başlığında oran %91,9. Karşılama, bekleme süresi, servis hızı ve ekip yaklaşımı gibi temas noktalarındaki yüksek skorlar, markanın deneyim standardını sahada istikrarlı biçimde taşıyabildiğini gösteriyor. Bu tablo, HuQQabaz’ın franchise büyümesini yalnızca şube sayısı üzerinden değil, misafir memnuniyeti ve operasyonel tutarlılık üzerinden de güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Atasay Group Gücüyle Desteklenen Yapı HuQQabaz’ın arkasındaki yapı, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’a ait. Grubun ticari disiplini, operasyonel yaklaşımı ve marka yönetimi deneyimi, HuQQabaz’ın büyüme modelini destekleyen kurumsal zemini oluşturuyor. Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanması, 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte Q Food & Beverage çatısı altında kuruldu. İstanbul ve Dubai’deki iki genel merkezden yönetilen bu yapı, restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermek üzere hayata geçirildi. Q Food & Beverage bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz, ve The Market olmak üzere 10 farklı marka bulunuyor. Bu yapı içinde HuQQabaz; erişilebilir, ölçeklenebilir ve farklı lokasyon formatlarına uyum sağlayabilen bir marka olarak konumlanıyor. Premium-casual segmentte yer alan marka, daha geniş bir kitleye hitap eden yapısıyla Q Food & Beverage portföyünün büyüme odaklı markalarından biri olarak öne çıkıyor. Yerel Operasyon Gücünden Global Büyümeye HuQQabaz, Türkiye’deki 18 şubesiyle oluşturduğu operasyon deneyimini yurt dışı pazarlara taşıyor. Marka bugün Türkiye’nin yanı sıra Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan, Ürdün, Azerbaycan, Irak ve Mısır’da varlık gösteriyor. Türkiye’de 18, globalde toplam 33 şubeye ulaşan HuQQabaz için bu çok pazarlı yapı, uluslararası büyüme hedeflerinin önemli zeminini oluşturuyor. Marka, önümüzdeki 3 yıl içinde faaliyet gösterdiği ülke sayısını 15’e, toplam şube sayısını ise 40’a çıkarmayı hedefliyor. Aynı dönemde uluslararası operasyonlardan elde edilen cironun yaklaşık beş kat artırılması planlanıyor. Standardizasyon, Eğitim ve Operasyonel Kontrol HuQQabaz’ın franchise modelinde temel öncelik, her lokasyonda aynı deneyim kalitesini sunabilmek. Bu nedenle mutfak, servis, hijyen, misafir karşılama, ekip yaklaşımı ve operasyonel işleyiş tek bir sistemin parçaları olarak ele alınıyor. Ürünlerde standart reçeteler ve tazelik önceliği korunurken, servis tarafında aynı deneyim dilini sürdüren net kriterlerle ilerleniyor. Bu yapının önemli taşıyıcılarından biri HuQQabaz Akademi. Yeni açılan şubelerde ekiplerin markanın servis kültürünü, operasyon yaklaşımını, ürün bilgisini ve misafir deneyimi standartlarını aynı çerçevede öğrenmesini sağlıyor. Eğitim süreçleri açılış öncesi hazırlıkla sınırlı kalmıyor; operasyon boyunca devam eden denetim, gelişim ve geri bildirim mekanizmalarıyla destekleniyor. Bu sistem, franchise yatırımcılarına güçlü bir markanın yanı sıra merkezden yönetilen eğitim, operasyon ve denetim altyapısına dahil olma imkânı sunuyor. Böylece HuQQabaz deneyimi kişilere veya tekil lokasyonlara bağlı kalmadan, sistemli biçimde yönetilebiliyor. HuQQabaz Yurt İçi Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feride Ürgen, operasyonel standardizasyonun franchise modeli için önemini şöyle aktarıyor: “HuQQabaz’da büyümenin en kritik koşulu, misafirin hangi şubeye giderse gitsin aynı deneyim kalitesiyle karşılaşması. Bu nedenle operasyonu servis standardı, ekip yaklaşımı, ürün bilgisi, hijyen, hız ve misafir memnuniyetiyle birlikte ele alıyoruz. Akademi yapımız bu standardın sahaya doğru şekilde aktarılmasını sağlıyor. Franchise modelinde yatırımcıya güven veren en önemli unsur, markanın deneyimini öğretilebilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürebilmiş olması.” HuQQabaz Yurt Dışı Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Soydan ise markanın global büyüme yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “HuQQabaz’ın yurt dışı büyümesinde önceliğimiz markanın deneyim standardını farklı coğrafyalarda tutarlı biçimde sürdürebilmek. Yeni pazarlara girerken sosyal yaşam dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını, lokasyon potansiyelini ve operasyonel sürdürülebilirliği birlikte değerlendiriyoruz. Franchise modeli bu büyümenin ana taşıyıcılarından biri. Bu modeli güçlü kılan ise merkezden yönetilen eğitim, denetim ve operasyon standartları. Türkiye’den çıkan bir markanın farklı pazarlarda aynı deneyim kalitesini sunabilmesi, global marka olma vizyonumuzun en önemli göstergelerinden biri.” Q Food & Beverage Hakkında Q Food & Beverage, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanmasıdır. 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte kurulan Q Food & Beverage; restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermektedir. Bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz ve The Market olmak üzere 10 farklı marka yer alan Q Food & Beverage, gastronomi, misafir deneyimi, marka yönetimi ve operasyonel standardizasyonu bir arada ele alan bir yapı ile büyümesini sürdürmektedir. HuqqA, premium lounge segmentinde global ölçekte konumlanırken; HuQQabaz premium-casual alanda daha erişilebilir ve ölçeklenebilir bir deneyim markası olarak öne çıkmakta, The Market ise gastronomi odağı yüksek, rafine bir deneyim sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Türkiye’nin en büyük iş dünyası organizasyonu ve uluslararası perakende sektörünün en önemli buluşmalarından Perakende Günleri, 25. yılında sektörü değerlendirmek üzere 8 dernek başkanını bir araya getirdi. Markalardan AVM'lere, gıda perakendecilerinden e-ticarete uzanan sektör temsilcisi başkanlar, perakendenin dönüşümüne ve geleceğine dair öngörülerini paylaştı, birlik mesajı verdi. Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni nesil perakende modelini büyüten COMMUNITÉ,  ikinci mağazasıyla Galataport İstanbul’da Haber

Yeni nesil perakende modelini büyüten COMMUNITÉ, ikinci mağazasıyla Galataport İstanbul’da

COMMUNITÉ, Galataport İstanbul’daki yeni mağazasıyla birlikte moda, güzellik, yaşam ve tasarım dünyalarını bir araya getiren yeni bir deneyim alanı sunuyor. Alışverişin ötesine geçen, keşif ve deneyimi merkeze alan bu kurgu, markanın fiziksel deneyim dünyasını bir üst seviyeye taşıyor. Galataport İstanbul G Blok’ta yer alan, 4.300 m² alana sahip dört katlı mağaza, ziyaretçilere farklı kategoriler arasında ilerlerken tek bir mağaza içinde değil, birbirine bağlanan farklı deneyim alanları arasında dolaşıyormuş hissi veriyor. Burada her kategori, kendi içinde bir destinasyon olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, COMMUNITÉ’yi klasik perakende anlayışından uzaklaştırarak yaşayan bir keşif alanına dönüştürüyor. Moda: Kendi dünyasını kuran exclusive markalar COMMUNITÉ Galataport’ta kadın ve erkek moda alanlarında global ölçekte güçlü bir marka seçkisi sunuluyor. Farklı disiplinlerden ve coğrafyalardan markaları bir araya getiren seçki, keşif odaklı bir moda deneyimi oluşturuyor. Kadın kategorisinde; Dries Van Noten, JW Anderson, Simone Rocha ve Ann Demeulemeester gibi markalar kendi estetik evrenlerini yansıtabildikleri alanlarda deneyimlenirken, farklı coğrafyalardan gelen tasarımcılar da bu seçkiye güçlü bir kültürel katman ekliyor. Böylece ürünler yalnızca sergilenmiyor; markaların yaşam tarzı anlatısının bir parçası haline geliyor. Kadın kategorisindeki hazır giyim seçkisine ek olarak, üçüncü katta yalnızca kadın ayakkabı ve çanta kategorilerine odaklanan özel bir alan yer alıyor Mach & Mach, The Jude, Francesco Russo, Neous, Paris Texas ve Repetto; çanta kategorisinde ise Aesther Ekme, Liffner, Mettier, By Far ve Mansur Gavriel gibi markalar öne çıkıyor. Designer bölümünde Yohji Yamamoto, Undercover ve Carven, Simone Rocha, Comme Des Garçons, Dusan, Lanvin, Alberta Faretti gibi markalar tasarım dilini ve zanaatı ön plana çıkıyor. Contemporary alanda Paloma Wool, Soeur ve Gimaguas gibi markalar güncel ve dinamik bir stil dili sunuyor. Yazlık giyim alanında ise Dôen, Posse, Farm Rio ve Ulla Johnson ile gündüzden yaz akşamlarına uzanan renkli bir gardırop deneyimi sağlanıyor. İç giyim ve ev giyimi kategorilerinde, COMMUNITÉ’nin moda yaklaşımını yaşam stiline taşıyan Magniberg, Tekla, Sleeper, Kiki De Montparnasse, Love Stories, Elsa Lingerie ve Tekla gibi markalar seçki arasında yer alıyor. Mücevher alanında ise Sophie Bille Brahe, Spinelli Kilcollin, Yvonne Léon, Seb Brown ve Persee gibi markalar bir arada sunuluyor. Erkek kategorisinde ise Rubinacci, Giuliva Heritage, Saman Amel ve Husbands gibi markalar klasik giyim anlayışını farklı yorumlarla bir araya getirirken; köklü mirası, zanaati ve kaliteyi merkezine alan Purdey, Filson, Mackintosh, Baracuta, Valstar, Finamore, Merz B. Schwanen ve Sunspel gibi markalar da seçkinin karakterini güçlendiriyor. Otantik yaşam tarzını yansıtan Drake's, Fortela, Tela Genova ve Velasca ise bu alanın güçlü yapı taşları arasında yer alıyor. Dries Van Noten, Yohji Yamamoto, Setchu ve Khoki gibi markalar daha avant-garde ve artisanal bir çizgi sunarken; urban ve active alanda Maison Kitsuné, Samsoe Samsoe, Satisfy, ROA, Nanga, 66°North, Hiking Patrol, Norda ve Goldwin gibi markalar dinamik bir yaşam stiline alan açıyor. Güzellik ve wellness: Deneyim odaklı bir yaklaşım COMMUNITÉ’de kozmetik, yalnızca ürün sunumunun ötesine geçerek bir keşif alanına dönüşüyor. Koklamak, denemek ve hissetmek üzerine kurulu bu yapı; niş parfümler, skincare, güneş ürünleri ve clean beauty odaklı markaları kapsayan geniş seçki; bakım odaları, wellness alanı, red light therapy uygulamaları ve masterclass içerikleriyle destekleniyor. Özel parfüm barı ise bağımsız ve niş markaları keşfetmeye alan açarak alışverişi keyifli bir ritüele dönüştürüyor. Türkiye’de ilk kez sunulan Dries Van Noten Beauty, Goop, Holidermie, Eredi Zucca, Susanne Kaufmann ve Skin Design London gibi markalar, modern bakım anlayışını estetik ve bilimle buluştururken; Vyrao ile birlikte bu seçkiye yeni ve özgün bir soluk katıyor. Bu dünyaya eşlik eden Creed, Maison Francis Kurkdjian, La Prairie, La Mer, Loewe Perfumes ve Clive Christian gibi sektörün güçlü referans markaları ise seçkiyi tamamlayarak ayrıcalıklı bir güzellik deneyimi sunuyor. Ev ve yaşam: Tasarım ile sanat arasında Ev ve yaşam alanında ürünler, dekor objesinden çok koleksiyon değeri taşıyan tasarım parçaları olarak konumlanıyor. Lokal ve uluslararası sanatçıların cam, seramik ve obje üretimleri; kitaplar ve tasarım nesneleriyle birlikte daha ilham veren bir yaşam alanı oluşturuyor. Nilufar Gallery, Atelier Crestani, Natalia Criado, LRNC, Gem Alf, Lalique ve Daum gibi markalar bu seçkiye güçlü bir tasarım katmanı eklerken, Communité’ye özel Anim iş birlikleri ise bu dünyayı daha keşif odaklı ve özgün kılıyor. Mimari: Sanatla kurulan bağ Mağazanın mimari kurgusu, yalın ama güçlü bir tasarım diliyle şekilleniyor. Sanatçı Ekrem Yalçındağ iş birliğiyle geliştirilen detaylar ve farklı disiplinlerden beslenen yaklaşım, mekana estetik olduğu kadar sanatsal bir derinlik de katıyor. Mağazanın genel tasarım dili ve mekansal kurgusu ise Toner Mimarlık tarafından şekillendirilerek bütünsel bir deneyim anlayışıyla ele alınıyor. Gastronomi Deneyimi COMMUNITÉ’nin önemli bir parçasını gastronomi ve sosyal etkileşim oluşturuyor. Londra ve Dubai’nin ardından Il Gattopardo, çok yakında İstanbul’daki ilk lokasyonuyla Galataport İstanbul’da yer almaya hazırlanıyor. İtalya’nın zengin mutfak mirasını zarafet ve modern yaşamın enerjisiyle bir araya getiren restoran, COMMUNITÉ deneyimine sofistike bir gastronomi katmanı ekleyecek. COMMUNITÉ Galataport İstanbul, yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil; stil, kültür ve yaşam arasında dolaşılan çok katmanlı bir deneyim alanı olarak konumlanıyor. Her kat, her alan ve her detay ziyaretçiyi keşfetmeye, ilham almaya ve yeniden gelmeye davet ediyor. COMMUNITÉ Şimdi Online’da! COMMUNITÉ’nin online alışveriş platformu da 13 Mayıs itibarıyla Galataport İstanbul mağazasıyla eş zamanlı olarak açıldı. COMMUNITÉ dünyasını keşfetmek için www.communitestore.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bakan Ersoy: "Mersin, yaşayan bir kültür hazinesidir" Haber

Bakan Ersoy: "Mersin, yaşayan bir kültür hazinesidir"

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl ilk kez Mersin’de gerçekleştiriliyor. Bugün başlayan ve 17 Mayıs’a kadar sürecek festival çerçevesine konserlerden sergilere, gastronomi etkinliklerinden çocuk programlarına kadar birçok program on binlerce sanatseverle buluşacak. Akdeniz’in önemli şehirlerinden biri olan Mersin’in, Kızkalesi’nden Tarsus’a uzanan çok katmanlı yapısıyla ziyaretçilere kapsamlı bir kültür-sanat deneyimi sunacağı kaydedildi. Kentin farklı noktalarında düzenlenecek etkinliklerle hem yerel halkın hem de kente gelecek ziyaretçilerin kültür ve sanatla buluşturulması hedeflenen festivalin açılışı ise bugün Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Mersin Kültür Merkezi Opera Bale Binası’nda katıldığı açılış programıyla başladı. Açılışta konuşan Bakan Ersoy, Mersin’in tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle festival için önemli bir durak olduğunu söyledi. Bakan Ersoy, "Akdeniz’in mavisi ile Torosların heybetinin buluştuğu bu eşsiz şehirde, Mersin Kültür Yolu Festivali’nin açılışı vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kadim tarihi, eşsiz doğal güzellikleri, çalışkan insanları ve bereketli topraklarıyla Akdeniz’in incisi Mersin’imizin bu güzel organizasyona ev sahipliği yapması da bizler için ayrıca kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin 2021 yılında İstanbul’da Beyoğlu Kültür Yolu ile başladığını ifade eden Ersoy, "Çok şükür ki emeklerimizin karşılığını aldık ve kültür yolu festivallerimiz bugün 7 bölgede 26 şehre ulaşarak dünyanın en kapsamlı ve en uzun soluklu kültür sanat organizasyonlarından biri haline gelmiştir" diye konuştu. "Mersin yaşayan bir kültür hazinesidir" Mersin’in tarihi ve kültürel zenginliğine dikkat çeken Ersoy, "321 kilometrelik sahil şeridi, berrak denizi, mavi bayraklı plajları, yayla kültürü ve bereketli topraklarından doğan zengin mutfağıyla Mersin; yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda yaşayan bir kültür hazinesidir" şeklinde konuştu. Alahan’dan Mamure’ye, Kızkalesi’nden Tarsus’a uzanan tarihi mirasa vurgu yapan Ersoy, Mersin’in insanlık tarihinin izlerini bugüne taşıyan önemli bir açık hava müzesi olduğunu kaydetti. 16 farklı noktada 159 etkinlik düzenlenecek Festival kapsamında kent genelinde 16 farklı noktada, 57 başlık altında toplam 159 etkinliğin gerçekleştirileceğini belirten Ersoy, 13 konser, 4 sergi ve yerleştirme, 19 yetişkin atölyesi ile 8 çocuk atölyesinin sanatseverlerle buluşacağını söyledi. Soli Sahili’nde kurulacak ana sahnede Oğuzhan Koç, Bengü, Kubat, Simge, Alişan, Sefo, Merve Özbey, Ferhat Göçer ve Serkan Kaya gibi isimlerin sahne alacağını ifade eden Ersoy, çocuklar için de Mersin İdman Yurdu Meydanında özel etkinlik alanı oluşturulduğunu dile getirdi. Gastronomi programı da festivalde yer alacak Festival kapsamında Mersin mutfağının da ön plana çıkarılacağını belirten Ersoy, gastronomi programına Ebru Erke’nin ev sahipliği yapacağını söyledi. Programa Claudio Chinalli ile Melih Demirel’in de katılacağını aktaran Ersoy, 46 restoranı kapsayan gastronomi seçkisinin Mersin’in güçlü yemek kültürünü yansıtacağını kaydetti. Konuşmasının sonunda kültür ve sanatın şehirleri dönüştüren önemli bir güç olduğunu vurgulayan Ersoy, festivalin Mersin’e, Türkiye’ye ve sanat dünyasına hayırlı olması temennisinde bulundu. Festivalin Mersin’e ve sanat dünyasına hayırlı olmasını dileyen Bakan Ersoy, tüm vatandaşları etkinliklere davet etti. Açılış programı, festivale katılan şefler ile yöresel kıyafet giyen çocuklarla fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Programda Bakan Ersoy’a, Mersin Valisi Atilla Toros, AK Parti Mersin milletvekilleri Ali Kıratlı, Havva Sibel Söylemez ve Hasan Ufuk Çakır, MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal ile AK Parti İl Başkanı Adem Aldemir ve kent protokolü eşlik etti.

Latin lezzetleri Marmaris sokaklarına taştı Haber

Latin lezzetleri Marmaris sokaklarına taştı

Latin Amerika’nın ritmi, dansı ve renkleri Marmaris’te hayat bulurken, Marmaris Latin Fest kapsamında Latin mutfağının birbirinden özel tatları da ziyaretçilerle buluşuyor. Türkiye ile Latin dünyası arasında güçlü bir kültürel köprü kurmayı hedefleyen festival, 19 Mayıs Gençlik Meydanı’nda renkli görüntüler eşliğinde devam ediyor. Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Guatemala, Meksika, Nikaragua, Panama, Paraguay, Uruguay ve Venezuela’dan gelen ekipler, dans gösterilerinin yanı sıra gastronomi kültürlerini de Marmarislilerle paylaşıyor. Festival alanında kurulan ülke stantlarında Latin mutfağından seçkin lezzetler sunulurken, kahve tadım alanları da ziyaretçilere farklı aromaları deneyimleme fırsatı sağlıyor. Dominik Cumhuriyeti standında kahve tadımı, geleneksel casabe ekmeği yapımı ve sıcak çikolata ikramı ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Meksika standında Şef Nicolas Boujema, Meksika sokak lezzetlerini uygulamalı olarak tanıtırken, El Salvador standında geleneksel "Pupusa" yapımı ve tadımı gerçekleştiriliyor. Panama standında ise sancocho, tavuklu pilav, empanada, tamales ile Hindistan cevizli ve muzlu tatlılar ziyaretçilere sunuluyor. Festival süresince Paraguay, El Salvador, Dominik Cumhuriyeti, Kosta Rika, Arjantin, Panama, Şili ve Venezuela stantlarında yöresel ürünler, ülkelere özgü kıyafetler, hediyelik eşyalar ve oyuncaklar da ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Müzik, dans ve gastronomiyi bir araya getiren Marmaris Latin Fest, pazar gününe kadar kenti adeta Latin Amerika sokaklarına dönüştürmeye devam ediyor.

Rektör Durman: “Eğitim Bir Başlangıç, Farkı Sizin Yaptıklarınız Yaratır” Haber

Rektör Durman: “Eğitim Bir Başlangıç, Farkı Sizin Yaptıklarınız Yaratır”

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, hızla değişen iş dünyasında gençlerin nasıl öne çıkabileceğini anlattı. Bilgiye erişimin her zamankinden daha kolay olduğunu belirten Durman, “Bugün herkes aynı bilgiye ulaşabiliyor ama herkes aynı hayatı kuramıyor. Öne çıkanlar, öğrendiklerini hayata geçirebilenler oluyor” diye konuştu. Durman’a göre yeni dönemde başarı; yalnızca akademik bilgiyle değil, karar alma becerisi, sorumluluk duygusu ve değişime uyum sağlayabilme kapasitesiyle şekilleniyor. “İş dünyası artık sadece ne bildiğinize değil, o bilgiyi nasıl kullandığınıza bakıyor” dedi. “YAPAY ZEKADAN KORKMAYIN, ONU DOĞRU KULLANIN” Yapay zekanın iş hayatındaki etkisine de değinen Durman, gençler arasında yaygın olan “Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı?” sorusuna net bir yanıt verdi. “Evet, bazı işleri makineler yapacak. Bu kaçınılmaz. Ama karar vermek, sorumluluk almak ve yön göstermek hala insana ait. Yapay zekadan korkmak yerine onu doğru kullanmayı öğrenmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. Durman, özellikle tekrarlayan işlerin giderek otomatikleştiğini, buna karşılık insanın yaratıcılık, liderlik ve problem çözme gibi alanlarda daha fazla öne çıkacağını vurguladı. “ÜNİVERSİTE HAYATIN PROVASIDIR” Üniversite eğitiminin sadece derslerden ibaret olmadığını belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, öğrencilerin eğitim sürecinde aktif rol almaları gerektiğini söyledi. “Üniversite hayatın provasıdır. Staj yapın, proje üretin, kulüplerde yer alın, kendinizi deneyin. Çünkü gerçek fark, deneyimle ortaya çıkar” dedi. Başarının sadece bilgiyle değil, karakterle de ilgili olduğuna dikkat çeken Durman, “Güvenilir olmak, sorumluluk almak ve etik davranmak uzun vadede fark yaratır” diye konuştu. “HATA YAPMAKTAN KORKMAYIN” Gençlere önemli bir çağrıda bulunan Durman, “Hata yapmaktan korkmayın. Hata yapmayan insan, denemeyen insandır. Önemli olan, o hatadan ne öğrendiğinizdir” dedi. Başarının zaman içinde oluştuğunu vurgulayan Durman, “Disiplin, süreklilik ve sabır olmadan kalıcı başarı mümkün değildir” ifadelerini kullandı. “POPÜLER OLANI DEĞİL, SİZE DOĞRU OLANI SEÇİN” Üniversite tercih sürecine de değinen Durman, gençlere şu tavsiyede bulundu: “Herkesin gittiği yolu seçmek zorunda değilsiniz. Önce kendinize ‘Ben nasıl bir iş yapmak istiyorum?’ diye sorun. Doğru tercih, kişinin kendini tanımasıyla başlar.” Yanlış tercihlerle zaman kaybedilebileceğini belirten Durman, bilinçli kararların uzun vadede hayatı şekillendirdiğini söyledi. “YURT DIŞI EĞİTİM BİR ARAÇTIR” Yurt dışı eğitimin son yıllarda daha fazla tercih edildiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, bu sürecin doğru planlanması gerektiğini söyledi. “Yurt dışına gitmek tek başına başarı değildir. Önemli olan, bu süreci nasıl değerlendirdiğiniz ve sonrasında nasıl bir yol çizdiğinizdir” dedi. Durman, uluslararası bakış açısının önemine de dikkat çekerek, farklı kültürleri tanımanın ve yabancı dil bilmenin gençlere önemli avantajlar sağladığını ifade etti. SANAT VE ZANAAT YENİDEN YÜKSELİŞTE Sadece büyük şirketlerin değil, farklı alanların da giderek daha fazla önem kazandığını belirten Durman, “Gastronomi, sanat ve zanaat gibi alanlar yeniden değer kazanıyor. Bu alanlarda yetişen insanlar her zaman kendine yer bulabiliyor” dedi. “SÜREKLİ ÖĞRENMEK ARTIK ZORUNLULUK” Değişimin hızına dikkat çeken Durman, “Dün doğru olan, bugün yeterli olmayabilir. Bu yüzden sürekli öğrenmek artık bir tercih değil, zorunluluk” ifadelerini kullandı. “AYAKTA KALAN DEĞİŞİME UYUM SAĞLAYAN OLACAK” Geleceğin rekabetçi ama fırsatlarla dolu olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu dünyada öne çıkanlar en zeki olanlar değil, değişime en hızlı uyum sağlayanlar olacak. Kendinize yatırım yapın, merak edin, öğrenin ve vazgeçmeyin.”

Beykoz Kundura’da Mayıs: Doğa, Müzik ve Yaratıcılıkla Şekillenen Çok Katmanlı Bir Program Haber

Beykoz Kundura’da Mayıs: Doğa, Müzik ve Yaratıcılıkla Şekillenen Çok Katmanlı Bir Program

Ayın programı, 3 Mayıs Pazar günü gastronomi ve müziği bir araya getiren ‘Beykoz Kundura’da Zarif Bir Brunch Deneyimi’ ile başlıyor. Doğayla iç içe bir ortamda sunulacak bu etkinlikte, Kundura Bostan’dan toplanan organik ürünler şeflerin yorumuyla sofralara taşınırken, caz sahnesinde aktif olarak yer alan bir piyanist ve tuşlu çalgılar icracısı İlayda Hatipoğlu’nun canlı performansı brunch’a eşlik edecek. Etkinlik, katılımcılara şehirden uzaklaşarak sakin ve rafine bir deneyim sunmayı hedefliyor. Mayıs ayı program kapsamında 16 Mayıs Cumartesi günü sürdürülebilir üretim pratiklerine odaklanan ‘El Yapımı Kağıt Atölyesi’ katılımcılarını Beykoz Kundura’da ağırlayacak. Nebahat Kavak yürütücülüğünde gerçekleştirilecek atölyede katılımcılar geri dönüştürülmüş malzemelerle geleneksel kağıt üretim süreçlerini deneyimleme fırsatı bulabilecek. Malzeme bilgisi ve el üretimi tekniklerini bir araya getiren ‘El Yapımı Kağıt Atölyesi’ aynı zamanda ekolojik farkındalığı da merkezine alıyor. Müzeler Haftası kapsamında 23 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirilecek çocuk atölyeleri ise yaratıcılık ve hikâye anlatımını odağına alıyor. Figen Tokgöz yürütücülüğünde gerçekleştirilecek ‘Kendi Müzemi Kuruyorum’ atölyesinde 9-12 yaş grubundaki çocuklar, kendi koleksiyonlarını oluşturarak müze kavramını deneyimleme fırsatı yakalayacak. Aynı gün Sevecen Şule’nin yürütücüsü olacağı ‘Kendi Oyuncak Müzemi Kuruyorum’ atölyesi ise 6-8 yaş grubuna yönelik olarak, çocukların oyuncaklar üzerinden sınıflandırma, koruma ve hikâye kurma becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Beykoz Kundura’nın Mayıs ayı müzik programında “Müşterek Taksim Konser Serisi” kapsamında Meshk Quartet serinin kapanış performansı ile 23 Mayıs Cumartesi akşamı sahnede olmaya hazırlanıyor. Anadolu’nun kadim müzik mirasını modern cazla buluşturan grup, doğaçlamaya dayalı performansıyla izleyicilere özgün bir konser deneyimi sunmaya hazırlanıyor. Altuğ Öncü tarafından hayata geçirilen topluluk; ud, bas gitar, piyano ve davulun bir araya geldiği zengin bir enstrümantasyon üzerinden, makamsal yapılardan ilham alan özgün bestelerini sahneye taşıyor. Geleneksel formları yeniden üretmek yerine onları çağdaş bir ifade alanına dönüştüren grup, her performansında anlık etkileşimlerle şekillenen, tekrar etmeyen bir müzikal akış yaratıyor. Serinin son konseri olma özelliği taşıyan bu performans, sezon boyunca farklı müzikal anlatıları bir araya getiren Müşterek Taksim’in finalinde güçlü bir kapanış niteliği taşıyor. Program kapsamında ayrıca ‘Kundura’nın Hafızası: Bir Fabrikaya Sığan Dünya’ sergisi yıl boyunca ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nın üretim tarihi ile çalışanları arasındaki güçlü bağdan ilham alan sergi, Kundura’nın endüstriyel mirasını ve sosyal yaşamını bir araya getirerek ziyaretçilere mekânın çok katmanlı geçmişine dair kapsamlı bir perspektif sunuyor. ‘Kundura’nın Hafızası: Bir Fabrikaya Sığan Dünya’ sergisi her hafta Çarşamba’dan Pazar gününe kadar 13.00–20.00 saatleri arasında katılımcıların ziyaretine açık. Beykoz Kundura; üretim, paylaşım ve deneyim ekseninde şekillenen içeriğiyle, farklı yaş gruplarından katılımcıları bir araya getiren çok yönlü bir kültür-sanat takvimi sunmaya Mayıs programında da devam ediyor. İzleyicilere hem bireysel hem de kolektif katılım imkânı tanıyan bir buluşma alanı yaratmaya devam eden Beykoz Kundura’nın Mayıs ayı programında yer alan etkinliklerin biletlerine passo.com.tr üzerinden, detaylı program bilgilerine ise beykozkundura.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.