Uygulamalarımız appstore googleplay

#Elektronik Harp

TTN TÜRK - Elektronik Harp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektronik Harp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnsansız denizaltı TENGİZ ve uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN harp sahasında oyun değiştirici güç olacak Haber

İnsansız denizaltı TENGİZ ve uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN harp sahasında oyun değiştirici güç olacak

STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., harekat sahasında dengeleri değiştirecek uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN’u ve otonom insansız sualtı ailesinin en büyük üyesi TENGİZ’i ilk kez vitrine çıkardı. KUZGUN, 1000+ km uçuş menzili, 6 saat uçuş süresi, 200 kilogram kalkış ağırlığı ile dikkat çekiyor. STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, "KUZGUN bin kilometrenin üzerine gidebiliyor, 6 saatten fazla havada kalabiliyor. KUZGUN’un testleri şu anda devam ediyor. Diğer yandan, mevcut denizaltıların yapabildikleri yetkinliklerin birçoğunu ise TENGİZ’e taşıma safhasındayız" dedi. Türkiye’nin tam bağımsız savunma sanayii hedefleri için milli teknolojiler geliştiren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda, uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN’u ve otonom insansız sualtı ailesinin en büyük üyesi TENGİZ’i ilk kez vitrine çıkardı. Özellikle İran-İsrail savaşında gündeme gelen uzun menzilli vurucu İHA sistemlerine milli ve yerli bir soluk getirdi. Deniz platformları ve taktik insansız hava araçlarında kendini kanıtlayan STM, bu kez de uzun menzilli kamikaze İHA sistemi KUZGUN ile dikkatlerini üzerine çekti. Sınır ötesi operasyonlar ve düşman hattı gerisindeki kritik hedeflere yönelik tasarlanan sistem, aerodinamik yapısı sayesinde yüksek beka kabiliyeti sunuyor. Herhangi bir pist altyapısına ihtiyaç duymadan, mobil kara platformları veya sabit fırlatıcılar üzerinden roket destekli (RATO) kalkış yapabilen sistem, operasyonel esnekliği en üst seviyeye çıkarıyor. 6 saati aşan havada kalış süresi ile uzak mesafelerdeki hedeflere süratli ve etkili taarruz imkanı tanıyor. Yoğun GNSS karıştırmasının yaşandığı çatışma bölgeleri için optimize edilen KUZGUN, karıştırma dayanımlı seyrüsefer mimarisiyle öne çıkıyor. Sualtı harbi özelliğine sahip TENGİZ Otonom insansız sualtı ailesinin en büyük üyesi TENGİZ, sualtı harbinin temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere çok amaçlı bir operasyonel yapı sunuyor. Elektronik harp, sinyal istihbaratı ve deniz tabanı haritalama gibi görevlerde kullanılan TENGİZ, kritik altyapıların denetiminde rol alırken, aynı zamanda taarruzi mayın harbi çerçevesinde belirlenen alanlara mayın dökme kabiliyetine sahip. Ağır ve çok hafif torpido fırlatma yeteneğine sahip olan TENGİZ, bünyesinde mühimmat sistemini taşıyıp sualtından fırlatabilen bir "ana gemi" (mothership) yapısıyla çalışıyor. ADVENT komuta kontrol mimarisi sayesinde ağ merkezli harp konseptine dahil olan platform, uydu haberleşmesi üzerinden veri aktarımı gerçekleştiriyor. 40 feet ISO konteyner boyutlarıyla uyumlu olan TENGİZ, limanların yanı sıra lojistik destek gemileri ve TCG ANADOLU (LHD) gibi havuzlu gemilerden otonom olarak göreve başlayabiliyor. TENGİZ; 11,2 metre uzunluğa, 1,6 metre çapa ve 17,8 ton deplasman ağırlığına sahip. 400 metreyi aşan derinliklerde görev icra edebilen platform, sualtında 8 knotun üzerinde hıza ulaşabiliyor. Sistem mimarisi ve enerji kapasitesi, aracın herhangi bir dış desteğe ihtiyaç duymadan 20 günü aşkın süre boyunca kesintisiz operasyon sürdürmesine imkan tanıyor. STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, "SAHA 2026 oldukça heyecanlı, aktif geçiyor. STM olarak gerçekten hem KUZGUN hem başka ürünlerimizle beraber SAHA’da farklı lansmanlar yaptık. Özellikle İHA sistemleri konusunda, otonomi konusunda STM’nin çok ciddi bir yetkinliği var. Ama hepimiz şunun farkındayız; sahada giderek KUZGUN gibi uzun mesafelere gidebilecek, 1000 kilometre üzerine gidebilecek, oldukça etkili harp başlığı taşıyabilecek ama bir taraftan da maliyet etkin çözümlere de ihtiyaç var. O anlamda STM olarak bizler de KARGU ile başlayan insansız sistemlerde elde ettiğimiz tecrübelerle Kuzgun’un lansmanını yaptık. KUZGUN benzeri ürünlere karşı kullanılabilecek, Avcı dronumuz TUNGA-X’in de lansmanını yaptık. İnsansız deniz alanında da insansız sistemlerle ilgili lansmanlarda bulunduk" ifadelerini kullandı. "KUZGUN 1000 kilometrenin üzerine gidebiliyor, sürü halinde saldırabilecek" Kamikaze İHA sistemi KUZGUN’nun bin kilometrenin üzerinde menzile sahip olduğunu vurgulayan Güleryüz, "Savaş alanı artık giderek insansız sistemlerin insansız sistemlerle savaşı haline dönüyor. O yüzden KUZGUN gibi işte çok uzun menzillere gidebilecek, oldukça yüksek kapasitede harp başlığı taşıyabilecek ki, KUZGUN 1000 kilometrenin üzerine gidebiliyor, harp başlığı oldukça etkili, 6 saatten fazla havada kalabiliyor. Ama bir taraftan da hem radar kesit alanı son derece düşük; o yüzden radarlarca tespit edilmesi çok kolay değil, ama maliyet olarak baktığımızda da maliyet etkin. En büyük artısı KUZGUN’un diğer taraftan da otonomi seviyesi oldukça yüksek olacak, sürü konseptiyle çalışabilecek" diye konuştu. "KUZGUN’un testleri şu anda devam ediyor" KUZGUN’un testlerinin devam ettğini belirten Güleryüz şöyle devam etti: "Hem KUZGUN içerisinde bir sürü oluşturabilmek hem de heterojen sürüler olarak adlandırdığımız farklı İHA’larla, belki insansız kara araçlarıyla, deniz araçlarıyla beraber çalışabilecek konsepti, STM’nin bu SAHA Fuarı’nda en fazla ön plana çıkarmaya çalıştığı konu diyebilirim. ALPAGU-B, TIRPAN, ALPAGUT. Tek lançerden atılabilecek, oldukça etkili mühimmat taşıyabilecek, özellikle kara platformları, deniz platformları gibi entegre platformlara entegre edilebilecek ürünlerimiz var. Hem platformlarımızdan saldırı gerçekleştirebilmek hem de platformlarımızın kendilerini İHA’lara karşı veya benzer insansız sistemlere karşı koruyabilmelerini için çok önemli bir ürün çeşitliliği STM standında mevcut. KUZGUN’un testleri şu anda devam ediyor. Mümkün olan en kısa sürede hem silahlı kuvvetlerimizin envanterine hem yurt dışında farklı ülkelerin envanterine katmak istiyoruz. Özellikle daha önce ihracatını gerçekleştirdiğimiz ülkelerde de KUZGUN için ciddi bir talep var. İnşallah ihracat konusunda da çok yakın zaman içerisinde önemli ilerlemeler kaydedeceğiz" dedi. TENGİZ, 20 günden fazla suyun altında kalacak, torpido atabilecek Büyük Otonom Sualtı Aracı TENGİZ hakkında bilgiler veren Güleryüz, şu ifadeleri kullandı: "Mevcut denizaltıların yapabildikleri yetkinliklerin birçoğunu biz TENGİZ’e taşıma safhasındayız. Biz insansız denizaltı konusunda da özellikle çalışacağız. Otonom Sualtı Aracımız NETA şu anda deniz testleri tamamlandı sayılır, seri üretime aşamasına geçti, hatta iki farklı sözleşmeyle şu anda teslimatını bekliyor. Ama ben o gün de söylemiştim; STM adım adım özellikle suyun altında insansız sistemler konusunda kendini geliştirmeye devam edecek. TENGİZ’in lansmanını yaptık. TENGİZ baktığınızda NETA’nın çok daha büyük abisi konumunda. Yaklaşık 12 metreye yakın bir boyu var, 20 günden fazla suyun altında operasyon yapabilecek. Bir taraftan üzerinde iki tane ağır torpido taşıyabilecek, buradan farklı mühimmatları atabilecek ama bir taraftan da su altında arama kurtarma faaliyetleri veya bilgi toplama faaliyetleri gibi farklı alanlarda kullanılabilecek; gelişmiş bir insansız su altı aracı diyebilirim. Mevcut denizaltıların yapabildikleri yetkinliklerin birçoğunu biz TENGİZ’e taşıma safhasındayız. O anlamda üzerinde artık mühimmat da taşıyabilen, torpido olsun ya da farklı mühimmatlar olsun, onları da atabilecek gerçekten de insansız denizaltı sınıfında bir ürün ortaya çıkmış olacak."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.