Uygulamalarımız appstore googleplay

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor"

Haber Giriş Tarihi: 03.06.2026 16:28
Haber Güncellenme Tarihi: 03.06.2026 16:39
Kaynak: İHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde konuştu. Türkiye’nin bölgesel bir enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfının giderek güçlendiğine dikkati çeken Erdoğan, "Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nin ikincisini tertipledik. IRES 2026 Enerji Madencilik, Kritik Mineraller ile Hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye’nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin siklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayımlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor" diye konuştu.

"Hürmüz’ün fiilen kapanmasıyla tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı"
Erdoğan, 28 Şubat’ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli krizin Türkiye’nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlediğini dile getirerek, "Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz İran Savaşı’nın ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik. Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasıyla birlikte uluslararası enerji ajansının tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı. Boğazın kapatılması küresel petrolün yaklaşık yüzde yirmi beşinin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin ise yüzde yirmisinin devre dışı kalmasına yol açtı. 60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına kadar yükseldi" ifadelerini kullandı.

"Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor"
Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bürün ürünlerde de karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Bunun üzerine kimi ülkeler enerji tüketimlerini düşürmek için Korona virüs salgını günlerinden hatırladığımız çeşitli kısıtlamaları devreye aldılar. Okullar tatil edildi. Özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi. Uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu. Petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Petrol ve doğal gaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır" açıklamasında bulundu.

"Rusya-Ukrayna Savaşı ile Hürmüz Boğazı’nın kapanması enerji arz güvenliğinin egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğunu gösterdi"
Rusya-Ukrayna Savaşı ile Hürmüz Boğazı’nın kapanması gibi meselelerin; enerji arz güvenliğinin sağlanmasının sadece bir kalkınma meselesi değil aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğunu gösterdiğini aktaran Erdoğan, "Bu krizin hatırlattığı bir diğer hususta fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemidir. Malumunuz sanayileşme, şehirleşme, nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyaç da yükseliyor. Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek beş yılda iki katına çıkacağı öngörülüyor. Türkiye olarak hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim enerji talebimiz de yıldan yıla yükselmektedir. Son yirmi yılda ülkemizin enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır. 2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla yüzde 2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı yüzde 57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var" dedi.

"Türkiye’nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek vardır"
Türkiye’nin dünyanın 16’ncı, Avrupa’nın da 6’ncı büyük ekonomisi olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz karşılaştığı şoklara rağmen 23 çeyrektir büyümesini sürdürmüş oldu. İnşallah bu ivmeyi 2026’da devam ettirmek istiyoruz. Bu daha fazla enerji tüketeceğimiz anlamına geliyor. Türkiye’nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek vardır. Milli enerji ve maden politikamız ile daha çok yerli daha çok yenilenebilir stratejimizin hedefi enerjide dışa bağımlılığımızı sıfırlamaktır" ifadelerine yer verdi.

"Güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 2035 yılında 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz"
Başkan Erdoğan, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine önem verdiklerini söyleyerek, "Halihazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da beşinci dünyada on birinci sıradayız. 2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye Ulusal Enerji Planı’yla inşallah çok daha iyi yerlere gelmenin çabası içindeyiz. Buna göre 2025 yılı sonu itibarıyla 40 bin megavat olan güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 2035 yılında 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Ayrıca rüzgar ve güneş kurulu gücünün sisteme entegrasyonu için yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz. Yine aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgar kapasitesi oluşturma niyetindeyiz. Son 20 yılda yenilenebilir enerji alanında kat ettiğimiz mesafe; bu hedefleri gerçekleştirme noktasında bizlere güven veriyor" şeklinde konuştu.

"Türkiye’nin kurulu gücünün 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor"
Türkiye’nin 2025 yılında toplam kurulu gücünün 38 bin 820 megavat olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yenilenebilir enerjinin bundaki payı ise yüzde 33’ün biraz üzerindeydi. Kurulu güç içerisinde güneş enerjimiz yoktu. Nisan sonunda ülkemizin kurulu gücü 125 bin 410 megavata yükselirken, yenilenebilir enerji kapasitesinin payı da yüzde 62,5’a çıktı. Türkiye’nin kurulu gücünün 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor. Elektrik üretiminde ise benzer bir başarıya imzayı attık. 2005 yılında toplam elektrik enerjisi üretimimiz 162 bin gigavat saat iken yenilenebilir kaynakların bundaki payı sadece yüzde 24’tü. 2025 yılı sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretimimiz 363 bin gigavat saate, yenilenebilir kaynakların üretimdeki payı ise yüzde 43,3’e ulaştı. Şüphesiz bunlar ülkemiz adına gurur verici oranlardır" ifadelerini kullandı.

"Nasıl ‘Gezici’ vandallara boyun eğmediysek bugün de insanımızın çevre hassasiyetini istismar edenlere teslim olmayacağız"
Türkiye’nin 140 bin megavat rüzgar enerjisi, 53 bin megavat yüzer güneş enerjisi, yıllık 3,9 milyon ton eş değer petrol biyokütle, 4 bin 500 megavat gücünde jeotermal tesisi kurulabilecek potansiyele ve yıllık 180 milyar kilovatsaat hidroelektirik potansiyeline sahip olduğunu değerlendirdiklerini bildiren Erdoğan, "Çevreci maskeli marjinallerin engelleme çabalarına rağmen bu büyük potansiyeli hayata geçirmekte kararlıyız. Nasıl bundan 13 sene önce 3-5 tane ağacın yerinin değiştirilmesi bahane edilerek sokaklarımızı ateşe veren Gezici vandallara boyun eğmediysek, bugün de insanımızın çevre hassasiyetini istismar edenlere, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara teslim olmayacağız. İster hidroelektrik, ister rüzgar ve güneş enerjisi, ister nükleer güç santralleri olsun, Türkiye’nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"Ana muhalefetin gündeminde sadece koltuk kavgası var"
Erdoğan, 2025 yılında 78 ilde irili ufaklı toplam 7 bin 110 adet elektrik üretim santralinin hizmete girdiğini bildirerek, "Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5,6 milyar dolar, kurulu gücü ise 8 bin 313 megavattır. Bunun 6 bin 63 megavatını güneş, bin 946 megavatını rüzgar santralleri oluşturuyor. Bu yatırımların yıllık üretim kapasitesi ise 7,3 teravatsaattir. Eğer biz bu elektriği yenilenebilir kaynaklar yerine doğal gazdan karşılamış olsaydık 3,5 milyar metreküp doğal gaza ihtiyaç duyacaktık. Karşılığında da 1,8 milyar dolar ödeme yapacaktık. Bugün hizmete aldığımız yatırımlarla böyle bir faturadan kurtulmuş olduk. Bu gelişmeler, bu rakamlar bizim ana muhalefetin hiç mi hiç gündeminde değil. Ne ülkenin meseleleriyle ilgileniyorlar ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyorlar. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var, nümayiş var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi ‘gel’ deyince koşa koşa gelen eski Cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar, onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı zulüm de olsa o hain ve iş birlikçi olma sırasını savdı, şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlanan maruz kalacak. Ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hali değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak. Siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenileri eklenecek" dedi.

"Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez"
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz. Şahsımıza, hükümetimize, partimize ve ittifakımıza yönelik çirkin ifadelere rağmen serinkanlı tavrımızı büyük özen göstererek devam ettiriyoruz. Bilhassa elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu bundan sonra da bozmayacağız. Ama şunun da bilinmesini isterim ki siyaset kurumunun itibarına ve Türk demokrasisinin kalitesine kimsenin gölge düşürme hakkı yoktur. Siyaseti marjinalize etmenin kimseye bir faydası olmayacaktır. İktidar veya muhalefet fark etmeksizin hepimiz bizlere güvenen milletimize karşı sorumluyuz. Herkesten böylesi bir hassasiyetle davranmalarını bekliyoruz. Rabbim bu ülkeyi daha kendi aralarındaki meseleleri bile çözemeyenlerin eline bırakmasın diyorum."

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.