Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Bakırtaş: "50 yaşından sonra her erkeğin prostat karnesi çıkarılmalı"

Haber Giriş Tarihi: 11.09.2026 11:20
Haber Güncellenme Tarihi: 11.09.2026 11:20
https://www.ttnturk.com/
Erkeklerde yaşla birlikte görülme sıklığı artan prostat hastalıklarında, düzenli kontrollerin ve kişisel risklerin dikkate alınmasının önem taşıdığına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bakırtaş, prostat kanserinde tarama yaşının kişiye göre değişebildiğini, özellikle aile öyküsü bulunan erkeklerin daha erken yaşta değerlendirilmesi gerektiğini ancak 50 yaşından sonra her erkeğin kontrolü ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.
Erkek sağlığının ihmal edildiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bakırtaş, tıpkı kadınlarda meme kanseri farkındalığında olduğu gibi erkeklerde görülen kanserlerde de farkındalığın hayati önem taşıdığını söyledi. Erken teşhisle tedavi edilebilen prostat kanserinde özellikle ailesinde hastalık öyküsü bulunan erkeklerin daha erken yaşta kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bakırtaş, "Ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde tarama programını genel toplumdan daha erken başlatıyoruz. Özellikle birinci derece yakınlarından birinde prostat varsa 45, iki kişide var ise 40 yaşında üroloji uzmanına başvurması gerekiyor. Ailesinde böyle bir öykü olmayan erkeklerde ise 50 yaşından itibaren tarama ve ilk değerlendirme için üroloji kontrolü yapılmasını öneriyoruz" dedi.
Prostat kanserinin ileri yaşlarda oldukça sık görüldüğünü ancak her tümörün aynı klinik öneme sahip olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Hasan Bakırtaş sözlerine şöyle devam etti:
"90 yaşındaki erkeklerin yarısından fazlasında prostat kanserine rastlanabiliyor. Bunların önemli bir kısmı kişinin yaşam süresini veya yaşam kalitesini etkilemeden, yıllarca sessiz şekilde kalabiliyor. Bu nedenle günümüzde yaklaşımımız, her kanseri bulup tedavi etmekten ziyade gerçekten klinik olarak önemli olan kanserleri ayırt etmek üzerine kurulu. Ayrıca iyi huylu prostat büyümesi, özellikle 40’lı yaşlardan itibaren erkeklerde sık karşılaştığımız bir durum. İdrar akımında zayıflama, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma veya idrarı başlatmakta güçlük gibi şikâyetler ortaya çıktığında bunun yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olduğu düşünülmemeli. Altta yatan nedenin belirlenmesi için ürolojik değerlendirme yapılmalı. Bu sorun tedavi edilerek yaşam konforu yükseltilmelidir. Üstelik çoğu zaman bu sorun ameliyata gerek olmadan ilaç tedavileri ile düzeltilebilir."
Çevresel faktörler etkin
Tarama programları ve görüntüleme teknolojilerindeki gelişmelerin prostat kanseri tanısında önemli bir değişim olduğuna kaydeden Prof. Dr. Hasan Bakırtaş, hastalığın görülme sıklığındaki farklılıkların yalnızca genetik özelliklerle açıklanamayacağına dikkat çekerek, "Multiparametrik prostat MR’ı, şüpheli alanların belirlenmesi ve biyopsinin daha doğru hedeflenebilmesi açısından önemli bir yöntem. Görüntüler, PI-RADS adı verilen 1 ile 5 arasındaki bir sistemle değerlendiriliyor ve skor yükseldikçe klinik olarak anlamlı kanser olasılığı da artıyor. Türkiye’de bu konudaki radyolojik görüntüleme ve tanı olanaklarımız Avrupa ülkeleriyle eşdeğer düzeyde. Ancak vaka yoğunluğumuz da ne yazık ki Avrupa ile eşdeğer. Uzak Doğu ülkelerinde ise görülme sıklığı en düşük seviyelerde. Hastalığın ortaya çıkışında genetik özelliklerin yanı sıra beslenme, yaşam biçimi ve çevresel faktörlerin de etkisi bulunuyor. Örneğin Uzak Doğu toplumlarında hastalık daha düşük oranlarda görülürken, farklı ülkelere göç eden aynı topluluklarda oranların değişebildiğini görüyoruz. Bu da genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını düşündürüyor" dedi.
"İhmal edilmemeli"
Erken evrede yakalanan prostat kanserinde tedavi seçeneklerinin oldukça başarılı sonuçlar verebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Bakırtaş: "Buradaki en önemli nokta, doğru zamanda doğru hastayı değerlendirmek. Erken evrede yakaladığımız prostat kanserlerinde tedavi başarımız son derece yüksek. Erkeklerin herhangi bir şikâyet ortaya çıkmasını beklemeden, yaşına ve aile öyküsüne göre prostat sağlığını takip ettirmesi, hem hastalığı erken yakalamak hem de gereksiz işlemlerden kaçınmak açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı